Adana °C
Kendi Kazdığı Kuyuda Bir İktidar Sözcüsü
Cem Küçük, yayın hayatı boyunca net bir şekilde AK Parti iktidarının ve Cumhur İttifakı’nın yanında konumlanmıştır. Sıradan bir gazeteciden ziyade, bürokrasi ve devlet kademelerinin “sözcüsü” veya “operasyonel sesi” gibi konumlandırmıştır. Yayınlarında sıkça “Devlet şöyle karar aldı”, “Bürokrasi bunu affetmez” gibi bir dil kullanmıştı.
CHP, HDP/DEM Parti ve genel olarak iktidara muhalif olan tüm siyasi aktörler ana hedefiydi. Muhalif gazetecileri, yayın organlarını ve sivil toplum kuruluşlarını hedef alırdı.
17-25 Aralık süreçlerinden sonra FETÖ yapılanmasına karşı en sert yayınları yapan isimlerden biriydi. Ancak mücadelesini sadece FETÖ ile sınırlı tutmayıp, temas ettiği iddia edilen her kesimi temizleme çağrıları yaptı.
İktidardan kopan Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan gibi isimlere ve geçmişte AK Parti çevresinde bulunup sonradan eleştirel pozisyon alan kişilere karşı oldukça bıçkın bir üslup kullandı.
Canlı yayınlarda veya köşe yazılarında muhalif isimleri gösterip “Bu kişi yarın gözaltına alınmalı”, “Hapse gireceksin, bedel ödeyeceksin” gibi ifadeler kullanması, onu tasfiye operasyonlarının ekran yüzü haline getirdi.
Belli iş insanlarını, gazete yöneticilerini veya bürokratları hedef alarak “akıllı olmaları” yönünde parmak sallayan yayınlar yaptı.
Gazetecilik etik kurallarının ötesine geçerek, insanların tutuklanmasını, işsiz kalmasını veya yargılanmasını savunan doğrudan hedef gösterici bir yayıncılık tarzını benimsedi. Bunlar Cem Küçük’ün aklımıza gelen gazetecilik ahlakına uymayacak tavır ve davranışlarından sadece birkaçı.
Keser Döner Sap Döner Gün Gelir Hesap Döner
Bir gazetecinin tutuklanmasına, demir parmaklıklar arkasına gönderilmesine sevinmek… Normal şartlarda bir gazeteci için, ilkeli bir vatandaş için utanç vesilesi olması gereken bir duygudur bu. Ancak bazı isimler vardır ki, mesleğin tüm onurunu, itibarını ve ahlakını öyle bir ayaklar altına alırlar ki, günün sonunda yaşadıkları trajikomik akıbet karşısında “adalet tecelli etti” demekten başka bir seçenek kalmaz.
İşte Cem Küçük tam olarak bu hikâyenin başrolüdür.
Yıllar boyunca ekranlarda, gazete köşelerinde takındığı o iğreti, o buram buram kibir kokan tavrını hatırlamayan var mı? İktidarın gücünü arkasına alıp ekranlarda parmak sallayan, muhalif olan her sesi “terörist”, “hain”, “kripto” ilan ederek bastırmaya çalışan, yargıya adeta talimat verircesine insanları hedef gösteren bir figürdü o. Gazeteciliği haber yapma sanatı değil; iktidarın tetikçiliği, muktedirin şakşakçılığı olarak icra etti.
Ona göre hukuk, sadece kendisi ve temsil ettiği zihniyet için vardı. Muhalif gazeteciler tutuklanırken ekranlarda attığı kahkahaları, “İçeri gireceksin, bedel ödeyeceksin” diye saçtığı tehditleri dün gibi hatırlıyoruz. Kendisini öyle dokunulmaz, öyle erişilmez sanıyordu ki, o çarkın bir gün kendisini de öğütebileceğini hiç ama hiç hesap edemedi.
Ama bu hayatın değişmez bir kuralı vardır: Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner.
Bugün aynı yargı çarkı Cem Küçük için dönüyor. Yıllarca arkasına sığındığı, kurşun askerliğini yaptığı o mekanizma, bugün onu “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve hakkındaki usulsüzlük iddiaları sebebiyle cezaevine gönderdi. İroniye bakın ki; savunmasında “bilgileri başka yerden gördüm, özür dilerim” diyerek sığınacak bir liman arayan, o bir zamanların mağrur ve kibirli tetikçisinden başkası değil.
Bir gazetecinin özgürlüğünün kısıtlanması elbette sevindirici olamaz. Ancak Cem Küçük’ün durumu bir “gazetecilik” faaliyeti yüzünden yaşanan bir mağduriyet değil; yıllarca besleyip büyüttüğü, desteklediği ve her türlü hukuksuzluğunu meşrulaştırdığı o adaletsizlik düzeninin kendi yaratıcısını yutmasıdır.
Şimdi sıra, ektiğini biçme vakti. Ekranlardan savurduğu tehditlerin, hedef gösterdiği masum insanların, kirlettiği meslek onurunun hesabını verme vakti.
Geç gelen adalet, adalet midir bilinmez ama Cem Küçük’ün tutuklanması, güce tapan herkese verilmiş tarihi bir derstir.
REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

