DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana °C

SİYASETTE İSLAMCILIĞIN İFLASI MI?

SİYASETTE İSLAMCILIĞIN İFLASI MI?
REKLAM ALANI
08.10.2026
279
A+
A-
Önce bir ayrımı netleştirelim.
Burada “İslamcılığın iflası” derken hâşâ İslam’ın iflasından söz etmiyorum. İslam’ın iflası olmaz. Allah’ın dini, insanların yaptığı siyasetle, kurduğu teşkilatlarla ölçülemez.
Benim söylediğim; İslam adına siyaset yapan, İslam’ın ahlakını, adaletini ve temizliğini temsil ettiğini söyleyen anlayışın iflasıdır.
Çünkü yıllarca din diyerek, İslam diyerek, başörtüsü diyerek geldiler. “Biz farklıyız, biz temiziz, bir lokma, bir hırka” dediler.
Peki bugün geldiğimiz noktada ne görüyoruz?
Fon krizini, Sözde İslamcı partinin Müslüman yöneticilerinin milyarlarca liralık vurgun iddialarını, siyasi bağlantıları ve servet tartışmalarını görüyoruz.
İnsan ister istemez soruyor: Hani nerede o bir lokma, bir hırka?
Garibanın asgari ücretle geçinmeye çalıştığı, emeklinin pazar filesini dolduramadığı bir ülkede bazı insanların lüks otomobiller, özel uçaklar, pahalı restoranlar ve akıl almaz servetlerle anılması insanın vicdanını yaralıyor.
Mesele artık sadece para olmaktan çıkmıştır.
Mesele ahlak, emanet. Mesele kul hakkı.
Türkiye’de İslamcılık, AK Parti ve kadrolarının da büyük katkılarıyla, derin bir çürüme ve iflas görüntüsü veriyor.
Bunu söylerken İslam’ı değil, İslam adına ortaya konulan siyasi iddiayı eleştiriyorum.
Çünkü İslam bize emaneti ehline vermeyi, adaleti ayakta tutmayı, yetimin hakkını korumayı, israftan ve haksız kazançtan uzak durmayı emrediyor.
Siz Parti programlarınızda ve sloganlarınızda bunları söyleyerek iktidara gelip sonra bambaşka işlerin içine girerseniz, tamamının olmasa da bir kısım insanların dine olan güvenini yıkarsınız.
Başörtüsü bu ülkede yıllarca bir özgürlük ve onur mücadelesinin sembolü oldu.
Ama başörtüsünü taşıyan insanların adı servet ve yolsuzluk tartışmalarıyla anılmaya başlarsa, bundan en büyük zararı başörtüsünün kendisi görür.
Fon krizi soruşturmada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın adı da kamuoyuna yansıyan hisse işlemleri iddiaları nedeniyle gündeme geldi ve Kaya parti görevlerinden ayrıldı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de usulsüzlük ve yolsuzluk yapan herkesin hukuk önünde hesap vereceğini açıkladı.
Eğer ortada suç varsa, kimsenin makamına ve geçmişine bakılmadan hesabı sorulmalıdır.
Çünkü devletin görevi siyasi kadroları korumak değil, hukuku korumaktır.
Ama insanın aklına şu soru geliyor:
Ya bu sadece buzdağının görünen yüzüyse?
Ya mesele birkaç kişiyle sınırlı değilse?
Ya siyasi ve ekonomik ilişkiler daha derinlere uzanıyorsa?
O zaman devletin yapması gereken bellidir: Nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gitmek.
Kimseyi korumadan, kayırmadan, kimseyi de haksız yere suçlamadan.
Çünkü millet artık “Bize güvenin” sözünü değil, şeffaflık ve hesap verebilirlik istiyor.
Bir lokma, bir hırka…
Bir zamanlar tevazudan söz ediliyordu.
Bugün ise bir tarafta geçim derdiyle boğuşan milyonlar, diğer tarafta servetleri ve lüks hayatları tartışılan insanlar var.
Gariban adam asgari ücretle ay sonunu getirmeye çalışırken, bazıları milyonları, milyarları konuşuyor.
İşte benim itirazım buna.
Bir lokma, bir hırka diyerek gelip hamuduyla götürmek siyasi ahlak haline geldi.
Dini söylemlerle toplumun güvenini kazanıp sonra o güveni servete, makama ve güce dönüştürmek, yalnızca siyasi bir başarısızlık değil, bu aynı zamanda ahlaki bir iflastır.
İslam’ın değil.
İslamcılık iddiasının iflasıdır.
Ve bunun hesabını önce kendilerine “İslam’ın temsilcileri” diyenlerin vermesi gerekir.
Son olarak ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak şunu söylüyorum:
Bu milletin hakkını kim yemişse,
Yetimin hakkına kim el uzatmışsa,
Garibanın ekmeğine kim göz dikmişse,
Devletin imkanlarını kendi servetine çevirmişse,
Gördüğü, bildiği halde susmuş, yanlış yapanı korumuşsa Allah ondan da, buna göz yumanlardan da razı olmasın, belalarını versin.
Benim elimden hesap sormak gelmiyor, hiç olmazsa bunu söyleyebilirim.
Kalemimiz var.
Vicdanımız var.
Bir de Allah’a açılan ellerimiz, duamız var.
Allah’ım, bu milletin hakkını yiyen her kim olursa olsun ortaya çıkar.
Yetimin hakkını yiyeni ortaya çıkar.
Garibanın ekmeğine göz dikeni ortaya çıkar.
Devletin imkanını kendi servetine çevireni ortaya çıkar.
Bildiği halde susanı da ortaya çıkar.
Ve kim suçsuzsa onu da iftiradan koru.
Çünkü bizim istediğimiz intikam değil adalet.
Bizim istediğimiz birilerinin harcanması değil gerçeğin ortaya çıkması.
Bizim istediğimiz bir partinin çökmesi değil.
Siyasette ve tüm alanlarda ahlakın ayağa kalkmasıdır vesselam.
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.