DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana °C

Mutlak Butlan mı, Tarihî Bir Fırsat mı?

Mutlak Butlan mı, Tarihî Bir Fırsat mı?
REKLAM ALANI
12.08.2026
42
A+
A-
KENT GAZETESİ – Siyaset bazen sandıkta değil, tam da krizlerin ortasında yeniden şekillenir. CHP etrafında yaşanan “mutlak butlan” tartışmaları ve CHP’den ayrılarak kurulan yeni parti de Türkiye siyaseti açısından böyle bir kırılma noktasına işaret ediyor.
İlk bakışta yaşananlar CHP açısından büyük bir siyasi ve idari kriz gibi görünüyor. Ancak biraz daha geniş açıdan bakıldığında, bu krizin içinde önemli bir fırsatın da bulunduğunu görmek gerekiyor.
Çünkü siyasette yıllardır halının altına süpürülen bazı sorunlar vardır. Bunlar zamanında konuşulmaz, yüzleşilmez ve çözülmezse, gün gelir daha büyük bir kriz olarak karşımıza çıkar.
CHP’nin bugün önünde duran en önemli meselelerden biri de budur.
CHP’nin meselesi sadece seçim stratejisi, aday belirleme yöntemi veya kampanya bütçesi değildir. Daha büyük bir mesele vardır: CHP’nin toplumun önemli bir kesiminin hafızasında oluşmuş geçmişi.
Bunu görmezden gelmek mümkün değildir.
Türkiye’de muhafazakâr ve dindar insanların önemli bir bölümü CHP’ye baktığında sadece bugünkü CHP’yi görmüyor. Geçmişi de hatırlıyor.
Başörtüsü yasaklarını hatırlıyor.
Üniversitelerde başörtülü öğrencilerin önüne çıkarılan engelleri hatırlıyor.
İkna odalarını hatırlıyor.
Başörtülü kadınların eğitim hakkından mahrum bırakıldığı dönemleri hatırlıyor.
Çarşaf üzerinden yapılan baskıları, insanların kıyafetleri ve inançları üzerinden fişlendiği, horlandığı dönemleri hatırlıyor.
Sakalından dolayı bile insanların baskı gördüğü yılları hatırlıyor.
Kısacası dindar insanların hayat tarzına müdahale edilen, inancının gereğini yaşamak isteyen insanların devlet kurumlarında ciddi sıkıntılar çektiği dönemleri hatırlıyor.
Bunlar toplumun hafızasından öyle kolayca silinecek şeyler değil.
CHP’nin geçmişinin bu konuda sabıkalı olduğunu söylemek gerekir.
Bu ifade ağır gelebilir. Ancak geçmişte yaşananları yok sayarak siyaset yapmak da mümkün değildir. Çünkü bugün sandığa giden seçmenin önemli bir kısmı, sadece bugünkü söylemlere değil, geçmişte yaşananlara da bakıyor.
Haklıdır veya haksızdır, ayrı mesele.
Fakat böyle bir algı vardır ve siyasette algı da son derece önemlidir.
Siyasetin değişmez gerçeklerinden biri şudur: Seçmenin kararını sadece olgular değil, hafızası ve algısı da belirler.
O hâlde soru açık:
CHP bu tarihsel yükle iktidar olabilir mi?
Yoksa bu yük artık taşınamayacak kadar ağır mı?
İşte “mutlak butlan” tartışması ve CHP’den ayrılarak kurulan yeni siyasi yapı, bu soruyla yüzleşmek için önemli bir fırsat olabilir.
Fakat burada çok önemli bir nokta var.
Eğer kurulan yeni parti sadece CHP’nin tabelasını değiştirip aynı anlayışı devam ettirecekse, bunun halka anlatacağı fazla bir şey yoktur.
İnsanlar artık sadece isim değişikliği istemiyor.
Halk samimiyet istiyor.
Dindar vatandaş, “Benim inancımla bir probleminiz var mı?” diye bakacak.
Başörtülü kadın, “Yarın yine başörtüm üzerinden bir tartışma çıkar mı?” diye düşünecek.
Muhafazakâr aile, “Çocuğum üniversiteye gittiğinde inancından dolayı bir sıkıntı yaşar mı?” diye soracak.
İnsanlar bunlara bakacak.
Dolayısıyla kurulan yeni parti, sadece “Biz değiştik.” demekle yetinmemelidir.
Nerede değiştiğini göstermesi gerekir.
Bunu parti tüzüğünde göstermesi gerekir.
Programında göstermesi gerekir.
Kadro tercihlerinde göstermesi gerekir.
Söylemlerinde göstermesi gerekir.
Daha da önemlisi, hayatın içinde göstermesi gerekir.
“Bizim halkın dini değerleriyle hiçbir problemimiz yoktur.” diyebilmeli ve bunu lafla değil, uygulamayla ortaya koyabilmelidir.
Çünkü halk artık güzel sözden çok samimiyete bakıyor.
Eğer gerçekten yeni bir sayfa açılacaksa, geçmişte yapılan yanlışlarla yüzleşilmeli ve “Biz geçmişin yanlışlarını tekrar etmeyeceğiz.” denilebilmelidir.
Bu, CHP tabanının tamamı için de önemli bir fırsattır.
Çünkü CHP’nin içinde de geçmişin yanlışlarını savunmayan, toplumun bütün kesimleriyle barışmak isteyen, dindar insanlarla kavga etmeyi siyaset zanneden anlayıştan rahatsız olan insanlar vardır.
Kurulan yeni parti, sadece CHP’den ayrılanların yeni adresi olmamalıdır.
Toplumun tamamına ulaşabilecek yeni bir siyasi anlayış ortaya koymalıdır.
Dindarına da sekülerine de, muhafazakârına da farklı hayat tarzına sahip olanına da aynı mesafede durabilmelidir.
Kimsenin inancıyla, kıyafetiyle, yaşam tarzıyla kavga etmeyen bir siyaset ortaya koymalıdır.
Çünkü Türkiye’nin artık birbirine düşman kamplara değil, birbirini anlayan ve birbirine saygı duyan bir siyasete ihtiyacı var.
Kurulan yeni parti bunu başarabilirse, CHP’nin bugüne kadar ulaşamadığı bazı seçmen gruplarına ulaşma ihtimali doğabilir.
Ama eski anlayış yeni bir isim altında devam ederse, değişen sadece tabela olur.
Ve tabela değişince siyaset değişmiş olmaz.
CHP bugüne kadar olduğu gibi belli bir kemikleşmiş oy oranıyla siyaset arenasında varlığını sürdürmeye devam eder. Seçimlerde belirli bir ağırlığı olur, ana muhalefet konumunu koruyabilir; fakat toplumun geniş kesimlerinin güvenini kazanamadığı sürece iktidar yolunda ciddi bir mesafe alamaz.
İktidar olmak istiyorlarsa, önce toplumun korkularını ve kaygılarını anlamaları gerekir.
Geçmişleriyle yüzleşmeleri gerekir.
Dindar ve muhafazakâr kesime karşı geçmişte yapılan yanlışları görmeleri gerekir.
Ve en önemlisi, “Artık biz yeni bir partiyiz.” demekle yetinmeyip, gerçekten yeni bir siyasi anlayış ortaya koymaları gerekir.
Burada bir noktayı özellikle belirtmek isterim: Bu yazının amacı CHP’ye destek vermek, CHP’ye katılmak veya CHP seçmenine “başka bir partiye geçin” çağrısı yapmak değildir. Benim herhangi bir siyasi partiyle ilgili böyle bir beklentim veya çağrım yoktur.
 
Ben sadece CHP’nin bugünkü durumu açısından bir değerlendirme yapıyorum.
Eğer CHP ve onun siyasal çizgisinden ayrılarak kurulmuş olan yeni parti, gerçekten iktidar olmak istiyorsa, önünde önemli bir fırsat bulunduğunu düşünüyorum. Bu fırsat, geçmişle yüzleşmek, toplumun dindar ve muhafazakâr kesimleriyle samimi biçimde barışmak ve siyaset dilini toplumun tamamını kucaklayacak şekilde değiştirmek için kullanılabilir.
Bu, benim açımdan bir parti tercihi değil; siyasi bir tespittir.
Mutlak butlan meselesi bu anlamda sadece hukuki bir tartışma olarak görülmemelidir.
Bu kriz, geçmişle yüzleşmek ve yeni bir başlangıç yapmak için bir fırsata dönüşebilir.
Yeter ki bu fırsat doğru değerlendirilsin.
Yeter ki kurulan yeni parti, halktan oy istemeden önce halkın gönlüne girmeyi hedeflesin.
Yeter ki dindar vatandaşın karşısına çıktığında ondan oy istemekle kalmayıp, “Senin inancınla, değerlerinle ve yaşam tarzınla hiçbir problemimiz yok.” diyebilsin ve bunu gerçekten gösterebilsin.
Çünkü siyaset sadece sandıkta kazanılmaz.
Önce insanların gönlünde kazanılır.
En büyük fırsatlar çoğu zaman en büyük krizlerin içinden çıkar.
Son sözü yine millet söyleyecek.
Ancak siyasette ayakta kalanlar, geçmişini inkâr edenler değil; geçmişindeki yanlışlarla yüzleşip onlardan ders çıkararak geleceği kurabilenlerdir.
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.