• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 21 Şubat 2020
  • 00:04
 
ÖZÜR DİLEMİYORUM KUR’AN NE DİYORSA O DİYEN BAŞKANA SELAM OLSUN 21 Ocak 2020, Salı

Laikçi lince uğrayan MHP’li başkan Partime değil Allah’a hesap vereceğim dedi. A Milli Kadın Voleybol Takımı’na yönelik eleştirileri nedeni ile laikçi kesim tarafından lince uğrayan MHP Düzce Kaynaşlı Belediye Başkanı Birol Şahin, “Ben bir Müslüman olarak Müslüman milletime Allah’ın bir ayetini hatırlattım. Bu benim tebliğ sorumluluğumdur. Ben ahirette partime değil, Yüce Allah’a hesap vereceğim. Açıklamalarımdan duyduğum bir pişmanlığım da yok” diye konuştu.
Kadınların açık kıyafetlerle spor yapmasını sosyal medyada yaptığı paylaşımla eleştiren Düzce Kaynalı Belediye Başkanı Birol şahin sözlerinin arkasında durduğunu söyledi. Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı’yla ilgili yaptığı paylaşım sonrasında MHP Genel Merkezi ile gerginlik yaşayan ve partinin belediye başkanları listesinden çıkarılan Düzce Kaynaşlı Belediye Başkanı Birol Şahin, sözlerini arkasında durduğunu söyledi. Şahin, Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Almanya’yı yenerek Tokyo’da olimpiyatlara katılma hakkı elde etmesinin ardından yayınladığı mesajda şu ifadeleri kullanmıştı: “Allahu Teala’nın örtünün vücut hatlarınız belli olmasın emrine karşı çıkarak, açılıp saçılacaksın, kendini teşhir edeceksin sonra da Tokyo’ya gidiyoruz diye sevineceksin. Dünya şampiyonu olsan ne yazar. Müslüman kadın adap ve haya sahibidir. Yaptığı her işte Allah rızası gözetir. Dinimize göre kadınlar kendi aralarında spor yapabilirler. Erkekler huzurunda açık saçık olarak değil.”  Şahin’in yaptığı paylaşımın ardından MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, “Birol Şahin, milletçe haklı gururumuz olan Filenin Sultanları hakkında yapmış olduğu çirkin paylaşım nedeniyle, genel başkanımız sayın Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla, belediye başkanları listesinden düşürülmüştür” demişti.
“Özür dilemiyorum, Kur’an ne diyorsa o”
Paylaşımı nedeniyle özür dilemeyi reddeden Şahin, “Müslüman kızların kıyafetlerine dikkat etmesi gerekir. Ama Müslümanlar için geçerli bu tabi. Bizim açıklara da kapalıya da saygımız var. Kimse üzerinde baskı kurmak gibi de bir niyetimiz yok. Ama Müslüman hanım hareketine, tavırlarına, giyimine dikkat eder. Ben bir görüş ortaya koydum. Bu da Kur’an’da vardır. Kur’an ne diyorsa o. Biz inanıyorsak ona uymak zorundayız. Ben gidip de Belediyenin Spor Salonu’nda oynayanlara bir baskı yapmadım. Biz hiç açık bayan kardeşlerimize baskı yapmayı aklımızdan geçirmedik”dedi.
“Birileri topluma bu gerçekleri anlatmalı”
İfadelerinin farklı yönlere çekildiğine dikkat çeken Başkan Şahin, “Milli takımımızın başarısı bizim her zaman gurur duyduğumuz bir başarıdır. Ama buradaki olay daha farklıydı.Müslüman olanların da hareketlerine dikkat etmesi gerekiyor. Müslümanlar olarak örnek bir toplum olmamız icab eder. Müslümanlığın nasıl olması gerektiğini nasıl yaşanması gerektiğini birilerinin topluma anlatması gerekiyor” diye konuştu.
Allah Müslümanlar’a tebliğ vazifesi vermiş
Şahin, sunucunun “Türkiye böyle bir mutluluğu yaşarken siz neden böyle bir mesaj atma gereği duydunuz? Sizin huzurunuza mı çıkmış gibi düşündünüz” sorusuna ise “tebliğ görevimiz” yanıtını verdi
“Biz hakaret mi ettik kardeşim? Müslüman bir bayanın böyle yapması gerek dedik. Yapmazsan yapma… Demokrasi var mı ülkede, ben de fikrimi beyan ettim ya bundan niye bu kadar gocunuyorsunuz ki? Ben Belediye Başkanları içinde spora en çok destek veren benimdir. Demokrasi varsa fikir özgürlüğü varsa ben de kendi görüşümü dile getiririm. Partinin görüşü değil bu benim görüşüm. Sen yaşarsın yaşamazsın giyinirsin giyinmezsin hesabını Allah’a vereceksin. Allah Müslümanlar’a tebliğ vazifesi vermiş kardeşim. Ben de bu görevi yerine getirdim.”
Ne karar verirlerse versinler çok da önemli değil
Daha önce de Refah Partisi ve AK Parti’de siyaset yaptığını söyleyen Şahin, “MHP’den aradılar. Listeden çıkardıklarını bildirdiler. Ne karar verirlerse versinler çok da önemli değil” dedi. Şahin, “Kaynaşlı’da yüzde 55 ile seçildiniz. Yüzde 45 size oy vermeyen bir seçmen var. Bunların kıyafetlerine de mi karışacaksınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:  “Benim kapım herkese açık. Hiç bir bayana kıyafeti nedeniyle farklı bir muamele yapmam, yapmadım
Hakkı söylemekten vazgeçmeyeceğiz”
“Partinin beni ihraç etmesini çok umursamıyorum. Onların kendi tasarrufu. Ama ben şuna inanırım” diyen Başkan Birol Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Allah-u Teala bizi hesaba çekecek. Bize en büyük Hakim O’dur. Hesap gününde biz Allah-u Teala’ya hesap vereceğiz. Eğer ‘Kur’an’a inanmışız, Allaha inanmışız,  Peygamberlere inanmışız’ diyorsak uymamız gereken kurallar var. Bu kuralları da birilerinin korkmadan çıkıp söylemesi gerekiyor. Allah’ın dinine yardım edersek Allah da bize yardım eder.” “Biz görevimizi yapıyoruz. Sonuçta bu ülkenin kalkınması büyümesi gelişmesi dünyada bir numara olması için maneviyatta da gelişmesi gerekir. Allah bize yardım ederse hiç kimse bizim önümüzde duramaz. Allah’ın bize yardım etmesi için de bizim Kuran’a göre İslam’a göre hareket etmemiz lazım. Hassasiyetlerimizi her zaman ön planda tutmamız gerekiyor. Bu geçmişimizde de böyle oldu. Osmanlı İmparatorluğu bin yıla yakın dünyaya hakimdi. Çünkü onlara Allah yardım etti, önlerini açtı. 4 kıtada her türlü hükümlerini sürdüler. Onlar Allah’ın dinine yardım etti, Allah da onlara yardım etti.”diye konuştu.
Evet İdareciler, Allah’ın vaz’ ettiği hükümleri uygulamak, yeryüzünü Allah’a ibadetle imar sorumluluğu vardır. Sapma görüldüğü anda kendilerine müdahale zorunluluğu doğar. Bu olgu, ayet ve hadislerde sarahaten ifade edilmiştir. “Onlar (o Mü’minler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah’a varır.” Gerek Rablerine verdikleri sözlerine, gerekse Allah kullarına verdikleri sözlerine sâdık davranırlar. Emânete ihanet etmezler. Emin ve güvenilir insanlar olurlar. İyiliği emrederler kötülükleri yasaklarlar. Sadece kendilerinin değil, tüm toplumun güzel ve dengeli olmasını sağlarlar. İnsanları cehennemden, cehenneme gidişten ko-ruyup, cennete ulaştırmayı kendilerine en büyük iş, en büyük dert edi-nirler. Toplumda iyilerin, iyiliklerin yaygınlaşıp, kötülüklerin ve kötülerin yok olmasına say ederler. Tüm dünyada huzur ve sükunu sağlarlar. Âhiretten, Allah’ın azabından, Allah’ın sorgulamasından tir tir titrerler. Herkesin, zayıf güçlü, zengin fakir, kadın erkek, çoluk çocuk hakkına-hukukuna riâyet ederler. İnsanların gözleri önünde güzel bir hayat yaşarlar, temiz bir hayat sergilerler. İnsanlara Allah’ın istediği güzel bir hayat yaşamanın esaslarını gösterirler.
Müçtehid imamların bir kısmına göre, “emr-i bi’lmâ’rûf, nehy-i ani’lmünker” vazifesini yapmak, vâciptir. Bu hususta İmam Şâmil’in hayatında bir menkıbe var. Bir gazâdan yaralı dönen İmam Şâmil, henüz nekâhet devrinde iken, kendisine bir haber ulaşır. Bulunduğu köyün mesire yerinde, kadınlı, erkekli bir grup ud çalıp şarkı söylemektedir. Birkaç münkerâtın birden işlendiğini öğrenen Şeyh Şâmil hasta yatağından kalkar, söylenen yere varıp, haremlik-selamlığa riâyet etmeyen ve birlikte şarkı söyleyen grubu îkaz eder. Topluluğun küstahça cevap vermesi üzerine elindeki sopa ile birkaçına vurur, diğerleri de korkup kaçarlar. Konu kadıya intikal eder. Kadı da İmam Şamil aleyhine kısas uygulanmasına hükmeder. İmam Şâmil, bir haram işlendiğinde ona mâni olmanın her Müslümanın meselesi olduğunu ve fıkıh kitaplarında bunun yeri olduğunu söylerse de kadı kararında ısrar eder ve neticede kısas uygulanır, İmam Şamil’in yarası kanamaya başlar. Kadıya, “Burada bekle! Sana kitaplardan delillerimi göstereceğim! Ondan sonrasını sen düşün!” der. Kitapları getirmeye gider. Başına gelecekleri anlayan kadı da o köyden kaçar. İmam Şamil de kitapları alır gelir ve ahâliyeŞer’î hükümleri açıklar… Kur’ân-ı Azimüşşân’da, “iyiliği emredip kötülükten sakındırmak” Müslümanların vasıflarından biri olarak belirtilmiştir. Âl-i İmrânSûresi’nin 104. Âyet-i kerimesinde bu vazifeyi yapan bir topluluğun olması emredilmiştir. Bu âyet-i kerimeye meâlen bakalım: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men’eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” Peygamber Efendimiz (asm) konunun ne kadar ehemmiyetli olduğunu şu şekilde beyan buyurmuştur: “Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin olsun ki, ya ‘emr-i bi’lma’rûf, nehy-i ‘ani’lmünker’ vazifenizi yerine getirerek insanları sürekli iyiliklere sevk eder ve kötülüklerden de sakındırırsınız, ya da Cenâb-ı Allah, üzerinize umûmî bir belâ gönderiverir. İşte o zaman, yalvarıp yakarsanız da duânız kabul edilmez.”Günümüzde birçok İslâm ülkesinde bütün münkerât, yani Allahu Teâlâ’nın haram kıldığı, yasakladığı fiiller alenen işlenmektedir. Allah’ın farz kılmış olduğu pek çok hükümler de yerine getirilmemektedir. Bu elem verici tablo karşısında, en başta Müslümanların idarecileri bu duruma müdâhil olmalı ve münkerâtı yasaklamalı, Allah’ın farz kıldığı hükümlerin icra ve tatbikine gayret göstermelidir.