• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 28 Şubat 2020
  • 06:12
 
​EY MÜSLÜMANLAR ARANIZDAKİ TÜM TEFRİKAYI BIRAKIN VE TÜM ZALİMLERE KARŞI ARTIK BİRLEŞİN 05 Şubat 2020, Çarşamba

İslami mücadelesi ve yaşamı boyunca tavır ve davranışlarıyla örnek bir hayat sergileyen  Abdulkerim Çevik, vefatından önce gündeme dair konularda önemli değerlendirmelerde bulunmuşt verdiği bir röportajda, dünya Müslümanlarına şöyle seslenmişti;  "Ey Müslümanlar! Uyanın artık! Küfür hiçbir zaman size fayda vermez. Müslümanların yardımcısı ve dostu ancak Allah'tır. Ey Müslümanlar! Birleşerek kardeş olun, güçlerinizi bölerek dağılmayın, bölünüp parçalanmayın, hep birlikte Allah ve Resulüne yönelin. Ey Müslümanlar! Aralarınızdaki mezhep ve meşrep farkına takılarak birbirinize düşmanlık yapmayın. Unutmayın ki, Müslümanlar tarihin hiçbir zamanında bu kadar birbirinden uzaklaşarak zulme uğramamışlardı. Müslümanlar arasına bu kadar nifak tohumları ekilmemişti. İslam âleminin bu zulme uğramasının sebebi aralarındaki ihtilaftandır. Ey Müslümanlar! Bugün yeryüzünde cereyan eden olaylar, katliamlar, gözyaşları, acılar, yakıp yıkmalar sadece İslam ülkelerinde olmaktadır. Küfür, mallarıyla, güçleriyle birleşerek İslam'a savaş açmıştır. Müslüman'ı Müslüman kardeşine düşman etmiştir. Uyanın artık, küfre karşı birleşin ve saflarınızı netleştirin. Safınızı Allah ve Resulü'nün safı olarak belirleyin. Aranızdaki ihtilafları bir kanara bırakın. Güçlerinizi küfre karşı birleştirin. Unutmayın ki, ancak müminler birbirinin dostudur." ifadelerini kullanmıştı.

"Müslümanların coğrafyası ve kanı üzerinde hesap yapan Emperyalistlere karşı birlik olunmalı" 

İslam âleminin bugün büyük sıkıntılar çektiğini, ABD, İsrail İngiltere ,Rusya başta olmak üzere tüm emperyalist güçlerin, hesabını Müslümanların kanları üzerine yaptıklarına belirten merhum Abdülkerim Çevik, Müslümanların artık birbiriyle uğraşmayı bırakmalarını, küfre karşı birleşmeleri gerektiğini belirtmişti. Müslüman liderlere ve âlimlere büyük sorumluluklar düştüğünü hatırlatan Çevik, birbiriyle uğraşan Müslümanların ancak düştüğü zilleti artırabileceklerini ifade etmişti. Müslümanlar birbiriyle uğraşırken, emperyalistlerin ise Müslümanlara silah satarak para kazandıklarının altını çizen Çevik, mücadele ve cihadın ancak küfür ehline karşı yapılabileceğini söylemişti.

İslam âlemi bugün büyük sıkıntı çekiyor”

Çevik, “İslam alemi bugün büyük sıkıntı çekiyor. ABD, Rusya başta olmak üzere, herkes hesabını Müslümanların kanı üzerinden yapıyor. Biz Müslümanlarda ise herhangi bir tepki yoktur. Tepki olmadığı gibi sanki onlar bizim düşmanımız değil de bizim asıl düşmanımız içerde olduğu hissine kapılarak, mücadele ve savaşımızı içerde yapıp, bu zilletimizi daha da artırmaktayız. Asıl bizi birbirimize düşüren tabi ki küfür devletleridir. Bizlere farklı isimler koyarak, ‘Sen şu milletten, şu mezhepten, şu meşreptensin.’ diyerek, bu farklılıklarımızla bizi birbirimize düşürmüşlerdir. Neticede şu an Müslüman, Müslüman ile savaşıyor.” dedi. Müslümanlar, birbiriyle savaşırken, küfür ehlinin onlara silah satarak para kazandığını dile getiren Çevik, şunları söyledi:“Müslümanlar birbiriyle savaşırken, onlar Müslümanlara silah vererek, para kazanıyorlar. Hem istediklerini yapıyorlar, hem kaynaklarını satarak bizi birbirimize düşürüyorlar. Müslümanlar bunu tefekkür ederse, kendilerinde gayret ve onur varsa, ‘İman eden herkes benim kardeşimdir. Ben niye kardeşimle mücadele edeyim. Mücadele edeceğim alan zaten bellidir.’ diyecek. Kur’an-ı Kerim'in hiçbir yerinde Müslümanın, Müslümanla savaşı yoktur. Müslüman, Müslümanın kanını dökemez. Mücadele ve cihad kâfirlere karşıdır. Biz kâfirleri bir tarafa bırakmış, birbirimizle mücadele ediyoruz. Bundan ders çıkararak, ümmet bilincini geliştirebiliriz. ‘Müminler ancak kardeştirler.’ ayetini unutmayalım.  ‘Kendin için istediğin bir şeyi, Müslüman kardeşin için istemedikçe, kâmil bir Mümin olamaz.’ hadisini hafızalarımızdan çıkarmayalım. Bizi bir araya getiren, birleştiren tevhidtir.”

“Müslümanların lider ve âlimlerine büyük sorumluluklar düşüyor”

Müslümanların içine düştüğü bu durumdan kurtulabilmesi için Müslümanların lider ve âlimlerine büyük sorumluluklar düştüğünü vurgulayan Çevik, Müslümanların ilk önce kendi aralarında vahdeti sağlamaları gerektiğini ifade etti. Açıklamasının devamında Çevik, “Müslüman liderler, âlimler, meşayıklar, sık sık bir araya gelip, evvela ümmet bilincini kendi aralarında gerçekleştirmeleri gerekiyor. Daha sonra bunu kamuoyuyla paylaşmaları lazımdır. Vaazlarda, camilerde bu bilincinin oluşturulması gerekiyor. Çünkü karşımızda müfsit olan önemli bir internet ve sosyal medya var. Onlar bizi, gençlerimizi, toplumumuzu, ahlakımızı bozuyor. Buna karşı mücadelemiz topyekûn olmalıdır. Eğer daha önce iki saatimizi mücadeleye, toplumsal barışa veriyorsak, şimdi bütün ruhumuzu, bütün vaktimizi İslam’ın hizmetine adamamız gerekiyor. Âlimler, mezhep, meşrep gözetmeksizin bu söylediğim acil duruma karşı mutlaka bir araya gelmeleri gerekiyor. Müslümanların durumlarını müzakere edip, vahdetin oluşması, İslam coğrafyasında var olan Müslümanların gücünü birleştirilmesi için çalışma yürütmesi gerekiyor.” diye konuştu.

Enfal Suresinde bakın Rabbimiz ne buyuruyor.“İnkâr edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.”

Kâfirlere gelince onlar da birbirlerinin velisi ve dostudurlar. Onlar arasında da karşılıklı velâyet ilişkileri vardır. Birbirleri adına karar alırlar ve birbirlerinin kararlarını, yasalarını uygularlar. Onlar birbirlerinin velisidirler, sizler de birbirlerinizin velisisiniz. Kâfirlerin mü’min-lerle, mü’minlerin de kâfirlerle asla bir velâyet ilişkileri olamaz. Akraba bile olsalar müminle kâfir arasında bir dostluk, bir velâyet ilişkisi yoktur. Allah mü’minlerin velisidir, mü’minler de birbirlerinin velisidirler. Eğer sizler mü’minler olarak bunu yapmazsanız, yâni sadece mü’minleri velî bilmez, sadece mü’minler olarak aranızdaki velâyet bağlarını pekiştirmezseniz, aranızdaki dostluk ve dayanışmalarınızı sağlamlaştırmazsanız, velilerinizi, valilerinizi, idarecilerinizi kendinizden seçmez, kâfirlerin ve müşriklerin velâyeti altında bir hayata razı olursanız kesinlikle bilesiniz ki yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat olur. Şu anda öyle değil mi? Öyle olmamış mı? Mü’minler birbirleriyle ilişkilerini bozdukları için, kâfirleri ve kendilerini tek ümmet bilip tek yumruk halinde kendilerinden başkalarının karşısında durabilme özelliklerini yitirdikleri için, kendilerinden başkalarının velâyeti altında bir hayattan razı oldukları için yeryüzünde büyük bir fitne çıkmamış mıdır?

Enfal 45,46. da“Ey inananlar! Bir toplulukla karşılaşırsanız dayanın; başarıya erişebilmeniz için Allah'ı çok anın. Allah'a ve peygamberine itaat edin; çekişmeyin yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider. Sabredin, doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir.”

Ey Allah’ın istediği gibi iman edenler. Ey Allah’a, Allah’ın dinine, Allah’ın âyetlerine, Allah’ın yasalarına, Allah’ın velâyetine, tarih içinde hep Allah’ın yasalarının üstün olup uygulandığına iman edenler. Öyleyse bu imanınızın gereği olarak bir toplulukla karşı karşıya gelirseniz sebat edin, dayanın, direnin, dişinizi sıkın. Ayaklarınız yerlerinden kaymasın. Ayağınız sağlam bassın. İmanlarınızla, teslimiyetlerinizle, tevekküllerinizle sabit olun. Geri adım atmamak, kaçmamak üzere yerlerinizde çakılıp kalın. Gönlünüz Rabbinize bağlansın. Yolunuzda, dâvânızda, imanınızda, Allah’ın yardımı konusunda şüpheniz, tereddüdünüz olmasın. Kesinlikle bilesiniz ki Allah sizinle beraberdir, Allah sizin desteğinizdedir, Allah size yardımını ulaştıracaktır. Bu Allah’ın va’didir, bu Allah’ın bir yasasıdır ve Allah yasalarında asla bir değişiklik olmaz.Kâinatta işleyen yasaların tamamı Allah yasasıdır. İşte Bedir. Müslümanlar çok az. Böyle bir durumda Müslümanların kendilerinden çok fazla güce sahip olan kâfirler karşısında galip gelmeleri normal yasalar dahilinde âdeta mümkün değil gibi görünmektedir. Ama elbette Allah orada bizzat kendi emrini gündeme getirecek, meleklerini göndererek mü’minlere va’dini gerçekleştirecektir. Şartları tamamen mü’minlerin lehine değiştirecektir. Çünkü zaferin tamamıyla Allah ka-tından olduğunu önceki âyetlerde bildirmişti Rabbimiz. Öyleyse mü’-minlere düşen sadece kâfirler karşısında, o kâfirler kendilerinden ne kadar da fazla olurlarsa olsunlar sabretmek, Allah’ın istediği gibi davranmaktır. Daima ileriye doğru yürümek ve asla kaçmayı düşünmemektir. İleri gittikçe Rabbinin rızasını ve Cennetin kokusunu duymaktır. Böyle yapınca şehit olsa da, kazansa da galip olacaktır Müslüman. Evet savaşta sabredin ve felaha, başarıya ulaşabilmek için Allah’ı çokça zikredin. Zafere ulaşabilmek için Allah’ı çokça gündeme alın. Savaş esnasında bile, ölüm kalım ortamında bile Allah’ı zikirlerin en büyüğü olan namazlarınızı terk etmeyin. Allah’ın hayatınızın ve ölümünüzün sahibi olduğunu unutmayın. Sonunda Rabbinize kavuşacağınızı, O’nun rızasına ve cennetine doğru gittiğinizi aklınızda canlı tutun. Allah için bir savaş verdiğinizi asla unutmayın. Allah’a ve Resulüne gönülden itaat edin. Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına riâyet edin. Allah ve Resulü sizin nasıl davranmanızı istiyorsa öylece davranın. Yapılacak iş belli iken, Allah ve Resulünün istedikleri açıkken çekişme içine girmeyin, tartışma içine düşmeyin, çözülmeyin, birbirinizle ihtilâflara düşmeyin. Çok kötü bir durumda olsanız bile kontrolü kaybetmeyin. Yoksa gevşer, yılgınlık gösterir ve gücünüz kuvvetiniz gider ve sonunda başarısızlığa düşersiniz. Sabredin doğrusu Allah sabredenlerle beraberdir. İşte Rabbimiz buyuruyor ki gevşersiniz, gücünüz, kuvvetiniz gider, havanız kaybolur, egemenliğiniz yok olur. Kâfirler için onları bizden korkutacak bir güce, bir havaya sahip olmak zorundayız. Peki acaba şu anda kâfirler üzerinde hiç bir havamız, hiç bir gücümüz, etkinliğimiz var mı? Yok değil mi? Müslümanca bir kimliğimiz, bir şahsiyetimiz var mı? Yok değil mi? Neden? Çünkü Müslümanlar olarak ümmet olma şuurunu kaybettik. Birbirimiz için canımızı fedâ edecek kadar birbirimizle bir kardeşliğimiz kalmadı da ondan. Şu anda Filistin Suriye Arakan Irak Doğu Türkistan  kardeşlerimiz ve dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki kardeşlerimizle bir kardeşlik ilişkimiz var da onları öldürenlerin bu kardeşlerden bir çekincemeleri yok değil mi? Bırakalım çok uzaktakileri, şu anda bu ülkede birileri bir grup Müslümanı yok etmeye çalışırken öteki Müslümanlardan zerre kadar bir çekincemesi yoktur. Halbuki Medine’de bir Müslüman kadının örtüsüne el uzatan bir Yahudi karşısında öteki kardeşlerinin nasıl davrandıklarını biliyoruz. Bir Müslüman kardeşleri için savaşa karar veren Müslümanların bu kardeşlik bağını gören Yahudi korkmaz mı Müslümanlardan? Çekinmez mi bir Müslümana ilişmekten? Ama işte şu anda kâfirler ta-rafından Müslümanların kanları dökülürken, ırzları, namusları kirletilirken diğer Müslümanların seyirci kalmaları, kıllarının bile kıpırdamayışı, hattâ kimilerinin oh olmuş, onlar şunlardandı, onlar bizden değildi gibi İslâm dışı bir tavır sergilemeleri kâfirleri cesaretlendiriyor ve Müslümanların onlar üzerinde en ufak bir etkilerinin kalmadığını gösteriyor. Böyle bir durumda ne fert olarak ne de toplum olarak zerre kadar bir Müslüman şahsiyetimiz kalmayacaktır. İşte Rabbimizin yasaları gözlerimizin önündedir. Eğer böyle parça parça değil de top yekun Allah ve Resulünün emirlerine itaat eden, birbirleriyle çekişmeyen mü’minler olabilirsek peşinen bir çok savaşı kazanmış olabileceğiz demektir. Çünkü hayatı seven kâfirler o zaman asla şu anda olduğu gibi bizler karşısında savaşı göze alamayacaklardır. Ama eğer bizler Allah ve Resulüne itaat halinde değilsek, kitap ve sünnet etrafında toplanarak kardeşler olamamışsak, birbirleriyle çekişmeyen, birbirleriyle kenetlenmiş bir ümmet olamamışsak bizdeki bu zaafı gören kâfirler hep bize saldıracaklar ve galip geleceklerdir. Öyleyse sabredin ey mü’minler. Kendinizi Allah ve Resulünün istediği yerde tutun. Allah ve Resulüne itaat makamında tutun. Bilesiniz ki Allah sabredenlerle beraberdir.

KUDÜSÜMÜZ GİDİYOR KURAN AHKAMI AYAKLAR ALTINDA GENÇLİĞİMİZ TUZAKTA COĞRAFYAMIZ FİTNE ATEŞİNDE EY MÜSLÜMAN SEN NERDESİN....