• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 20 Şubat 2020
  • 22:59
 
​DOĞU TÜRKİSTANLI KADINLAR ÇİNLİLER İLE YATAKLARINI PAYLAŞMAYA ZORLANIYOR 25 Kasım 2019, Pazartesi

Eşleri toplama kampına ya da cezaevine gönderilen Doğu Türkistanlı kadınların, evlerini kontrole gelen Katil Maocu Çinli ‘görevli’ erkeklerle düzenli olarak aynı yatağı paylaşmaya zorlandıkları artık zulmün son karesi . RFA Uygur servisinin haberine göre, Çin yönetiminin ‘kültürel değişim’ ve ‘kardeş aile’ uygulaması kapsamında Çin Komünist Partisi üyesi görevliler, Uygurların ve diğer Müslüman azınlıkların evlerini denetlemeye gidiyor.Çoğunluğu Han Çinli erkeklerden oluşan, sayıları 1 milyonu aşan ‘görevliler’ düzenli olarak aileleri ziyaret ederek ayda en az 8 gün bu evlerde sabahlıyor.İnsan hakları örgütleri, ailelerin ziyaretlere rıza gösterip göstermediğine bakılmadığını belirtiyor. ÇKP Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komitesi’nin resmi yayın organı “Sincan Günlüğü” gazetesinin haberine göre, geçen yılın 11 ayında toplam 1 milyon 120 bin resmi görevli bölgedeki her etnik kökenden 1 milyon 690 bin ailenin evlerinde kaldı.Söz konusu görevlilerin kaldıkları evlerdeki ailelerle “yemeklerini paylaştıkları, bayramları birlikte kutladıkları, çocukların ev ödevlerine yardım ettikleri, dostlukları geliştirdikleri, ‘Ulusal Birlik ve Aile’ duygusunu teşvik ettikleri, aileleri başkent Urumçi’ye eğlenmeye götürdükleri” belirtildi.Program kapsamında Uygur ailelerden evlerine gelen görevlilere yaşamları, günlük faaliyetleri ve siyasi görüşleri hakkında bilgi vermeleri ve kendilerine empoze edilen Komünist Parti ilkelerine uymaları isteniyor.Görgü tanıklarının beyanlarına ve çeşitli kaynaklara dayandırılan haberde, yatıya gelen ÇKP üyeleri evdeki kadınlarla aynı yatağı paylaşıyor ve ev sahibi kadınların da bu duruma itiraz hakkı bulunmuyor.

“Yatakta iki kişi kalıyor, hava soğuksa 3 kişi birlikte uyuyor”

Bir ÇKP yetkilisi, görevlileri, gözetim altında tutulan ailelerin ‘akrabası’ olarak tanımlarken bu kişilerin ev sahipleriyle birlikte ortak aktiviteler düzenlediğini söyledi.Adının açıklanmasını istemeyen ve Doğu Türkistan‘ın Yengisar kentindeki 80 ailenin izlenmesinden sorumlu aynı yetkili, “Onlar (görevliler) gittikleri akrabalarının evinde gece ve gündüz kalıyorlar.” dedi.ÇKP’li yetkili, “Normalde bir yatakta iki kişi kalıyor ancak hava soğuksa üç kişi birlikte yatıyor.” ifadesini kullandı.Vazifeleri gittikleri evlerden istihbarat toplamak olan bu kişilerin Uygur ailelere ‘yardımcı olduğunu’ iddia eden yetkili, “Birlikte kaldıkları süre içerisinde görevliler onlara yeni fikirler sunuyor, hayat hakkında konuşuyorlar ve bu zaman zarfında birbirlerine karşı dostane duygu besliyorlar.” diye konuştu.Ayrıca ÇKP’li aynı yetkili, birlikte geçirilen süre içerisinde Çinli görevlilerin herhangi bir kimseden yararlanmaya çalışmadığını ya da cinsel taciz şikayeti almadığını söyleyerek ‘kadınların eşleştirildikleri erkek akrabalarıyla aynı yatakta uyumasının da gayet normal olduğunu’ iddia etti.İnsan Hakları İzleme Örgütü Genel Direktörü Kenneth Roth, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Çin hükümeti, yeniden eğitim adı altında tutukladığı Uygur Müslümanların eşlerini devlet yetkilileriyle yatmaya zorluyor. Bunu da tecavüz etmemek daha ziyade ‘birbirlerine karşı duygu geliştirmek’ olarak açıklıyor.” ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.

Çin: Uygulama gönüllülük esasına göre, Uygurlar: Reddedersek sonucu biliyoruz

Çin yönetimi ‘Kardeş aile’ uygulamaların gönüllülük esasına uygun yapıldığını öne sürüyor.Ancak Uygurlar, zoraki ziyaretlerin reddedilmesinin çok ağır sonuçları olacağını bildiklerini kaydediyor.Öte yandan Doğu Türkistanlıların, Çinli görevlileri (kendilerine dayatılan zoraki akrabalarını) düğünler, cenazeler, kutlamalar ve çeşitli vesilelerle düzenlenen aile içi organizasyonlara davet etmek zorunda olduğu belirtiliyor.

Resmi görevliler, ‘davet edildikleri’ Uygur ya da Kazak düğünlerinde davetlileri alkol almaya zorluyor. Alkol almayanlar ise tek tek rapor ediliyor. Fişlenen kişiler ‘aşırılık yanlısı’ olarak tanımlanarak toplama kamplarına gönderiliyor.Diasporadaki Uygurlar, caddelerde her yüz metrede bir kameraların ve yüz tanım sistemlerinin yerleştirildiği, kontrol noktalarının oluşturulduğu bölgede kendilerine ait tek mahrem alan olan evlerinin de söz konusu uygulamalarla gözetim altında tutulduğunu dile getiriyor.Doğu Türkistanlılar, Çin yönetiminin Uygur kızları Çinli erkeklerle ‘evlenmeye’ zorladığını, kendilerine dayatılan evliliği kabul etmeyen kızların aile üyelerinin de toplama kamplarına gönderildiğini ifade ediyor.• Doğu Türkistan; Orta Asya’nın orta bölümünde yer alan büyük Türkistan’ın doğu kesimidir. 1949 yılından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti’nin siyasi ve iktisadi kontrolü altındadır. Yüz ölçümü İran kadar olan Doğu Türkistan; petrol, altın, gümüş, platin, kömür, doğal gaz, volfram, uranyum gibi stratejik ham maddeler ve sayısız yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olduğu halde halkın %80’i açlık sınırındadır.• 1949’da işgal edildiğinde, Doğu Türkistan’ın nüfusu %90 Uygur Türk’ü iken bu oran %45’e düşmüştür. Tıpkı İsrail’in Filistin’de yaptığı gibi, Çin devleti sponsorluğunda yürütülen kitlesel yerleşim ve Çinli nüfus politikaları sonucu, 1953’te %6 olan Çinli nüfus oranı bugün %40 olmuştur.• 1964 ve 1996 arasında Çin, resmi rakamlarla 45 nükleer test uygulayarak, Doğu Türkistan’ın pek çok bölgesini radyasyona boğmuş, yüzyıllarca sürecek bir ekolojik ve genetik vahşete mahkûm etmiştir.• 1952’de çoğu din adamlarından oluşan 120.000 kişi idam edilmiştir.• Bugün; 18 yaşından küçüklerin, devlet memurlarının, işçilerin, emeklilerin, kadınların, öğrencilerin camilere girmesi yasaklanmış ve yetişkinlerin de gruplar halinde ibadet etmeleri, vaaz verilmesi, uzun dua ve Kur’an’ı Kerim’den bazı ayetlerin okunmasına da kısıtlamalar getirilmiştir. Yasaklara uymayanlar ise sorgusuz sualsiz en ağır şekilde cezalandırılmaktadırlar.• 1949-1979 yılları arasında Doğu Türkistan’da 29.000 cami yok edilmiş, 54.000 din görevlisi ağır çalışma kamplarına gönderilmiş ve yalnız Urumçi’de 370.000 Kur’an-ı Kerim yakılmıştır.• 2014 yılında Ramazan Bayramı’nın birinci günü tesettürlü kadınlara yapılan saldırı sonucu çıkan karışıklığı bahane eden Çin ordusu Yarkent’te yaptığı operasyonda 3.000 kişiyi katletti. Durumu dünyaya duyurmaya çalışan ve sesi Türkiye’de bile duyulmayan sürgün aktivistler, olaylardan sonra isyanla suçlanan 27 kişiyi de idam cezasından kurtaramadı.• Müslümanların oruç tutmaları ve teravih namazı kılmaları yasak! Müslümanların oruç tutmadığından emin olmak için sahur vaktinde evlerini denetliyor, gündüzleri bedava yemek fişleri dağıtıyor.• Eğitim alanında da baskı büyük! Üniversitelerde eğitim Çincedir ve okullarda din dersi programlarının esası ateizm üzerine. Uygur okullarında ise sıra bile bulunmamaktadır.• Eğitim alanında da baskı büyük! Üniversitelerde eğitim Çincedir ve okullarda din dersi programlarının esası ateizm üzerine. Uygur okullarında ise sıra bile bulunmamaktadır.• Tesettürlü kadınların resmi dairelere girmesi, taksi ve otobüslere bile binmesi yasak. Erkeklerin, sakal ve bıyık bırakması yasak! Müslüman nüfusun sayısının artmasını engellemek için; kadınlara zorla kürtaj yapılmakta, birden fazla çocuğa sahip olanların çocukları ellerinden alınmaktadır.• Kamplarda bulunan tutuklular; odun keserek, taş kırıp taşıyarak ve tarım işlerinde çalışarak en az 10 saat çalışmaları gerekiyor. Eğer vaktinde uyumaz veya uyanmazlarsa, bağırarak konuşurlarsa, güler veya ağlarlarsa, abdest almak için gizlice su alırlarsa, yapmaları gereken işleri bitirmezlerse, gardiyanlara cevap verirlerse ağır bir şekilde cezalandırılıyorlar. Başa vurarak dövme, vücudun çeşitli yerlerine elektrik verme, havada uçak pozisyonunda asılı tutma, direğe asma, tavana asıp dövme ise en sık verilen cezalar arasında.  Pek çok mahkûmun dişleri kırılmış, kısmi duyma kaybına uğramış, kolları kırılmış ve enfeksiyon kapmış durumda. Kampta doktor bulunmuyor ve hasta olan mahkûmlar çalıştırılmaya devam ediyor…• Doğu Türkistan’ın her caddesi vur emri almış, elleri tetikte gezen Çin askerleriyle dolu!• Doğu Türkistan’da Çin işgalinden bu yana 60 milyon Müslüman Türk hayatını kaybetmiştir. Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı katliamlarda ölenlerin sayısı, Bosna, Filistin, Çeçenistan, Irak, Afganistan ve Suriye’de öldürülenlerin toplamından daha yüksektir.

Ey Rabbimiz! Bizi inkâr edenlerin zulmüne uğratma. Bizi bağışla. Ey Rabbimiz şüphesiz Sen mutlak güç sahibisin.