• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 14 Aralık 2019
  • 11:22
 
AMERİKAN BAYRAĞININ PKK FLAMASINA DÖNÜŞMESİ AMERİKALILAR İÇİN EN BÜYÜK UTANÇTIR. ARTIK DÜNYANIN BİR “HASTA ABD” SORUNU VARDIR 23 Mayıs 2019, Perşembe
Meryem ÇELİK
Meryem ÇELİK
merve

Pentagon'un emirlerini Trump'a enjekte eden Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster, geçen hafta Savunma Bakanı Mattis'i aradı; "Bunu söylemek benim için ne kadar zor olsa da Trump, Türkiye konusunda haklı çıkıyor. Biz YPG'nin gücünü görmek istedik. Onlara silah desteğinin dışında taktik ve alt yapı desteği verdik.

 Sonuç YPG'nin Afrin'den yok oluşuna doğru ilerliyor. En kısa sürede Türkiye ile masaya oturmalıyız. YPG'ye verdiğimiz silah desteğini bitirdiğimizi ilan etmeliyiz. Ve buna Türkiye'yi inandırmalıyız. Ardından da verilen silahların bir bölümünü geri almalıyız. Son olarak ise Münbiç'ten çekilmeliyiz. Bunları yapmadığımız takdirde, 20 Ocak 2018'deki gücümüzü bir daha yakalayamayız" dedi.

Dünkü haber… ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster'ın hafta sonu, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın ise önümüzdeki hafta Türkiye'ye geleceği öğrenildi.

ABD, Suriye'de çaresiz kaldı. Haliyle sürpriz hamleler yapmak için sürpriz adımlar atmaya başladılar. 30 yılın en büyük planını yapan ABD Suriye'nin bölünmesi için bölgeye DEAŞ'ı yolladı.

Son bilgilere göre ABD, Rusya’ya rağmen Esad'a anlaşma teklif etti. Esad da kabul etmek zorunda kaldı. 

Eğer ortaklık yeşerirse, Esad'la ABD'nin ortaklığı, bölgedeki kartların tekrar dağıtılmasına neden olacak. ABD, bir anda Suriye'nin tek sahibi olabilir. Esad da ABD'nin himayesi altında bölgede tekrar eski gücüne ulaşabilir. Türkiye, Rusya ve İran nasıl bir yol izleyecek? Rusya ve Türkiye’nin bölgede çok etkin bir cevap vereceğini tahmin etmek pek zor sayılmaz.

Bölgede yaşanan son hareketliğe bakılırsa, ABD'nin Esad ile bazı noktalarda yol aldığı görülüyor. YPG'ye verilen Esad desteği, bölgenin tekrar hareketlenmesine neden olacak. Eğer bu ittifak resmen açıklanacak düzeye gelirse o zaman işler iyice karışır. Bu arada ABD'nin YPG'ye gönderdiği silahlardan 879 tırı kayıp… Kayıp olan yüzlerce TIR silah Esed’e verilmiş olması ihtimali çok yüksek görünüyor. 

Bu arada CHP, Esad’ı savunur vaziyete geçiverdi. Ve hatta Erdoğan’a Esad’la görüşmeyi dahi teklif etti. Yani CHP, HDP'den Esad’a yanaşan bir politikayı devreye soktu. Yeni bir film vizyona mı giriyor?

Türkiye’yi kaybedenin coğrafyayı kaybedeceği bir hakikat… Bundan sonra bu durum çok daha güçlü ve belirgin hale gelecek.

 Bu coğrafyada hiçbir devlet Türkiyesiz, Türkiye’yi karşısına alarak bir tasarrufta bulunamaz, harita çizemez, devlet yıkıp devlet kuramaz, savaş veya barış yapamaz, düzen kuramaz.

Türkiye dünyanın en hızlı yükselen gücüdür... Bu güç, sadece ekonomik yükselişten ibaret değildir. İstanbul’un Fethi ile tarih değiştiren Türk Milleti, yüzyıllara dayanan siyasi genetiğini yeniden uygulamaya sokmuş, özgüvenini yeniden yakalamıştır. Kavga bu yüzden çok büyük... Hedef, ülkü ne kadar büyükse hesaplaşma da o kadar büyük olacaktır. 

Dünyanın, özellikle de Batı dünyasının ülkemize karşı saldırıları, kuşatma çabaları, terör veya başka araçlarla zorlamaları bu durumu hazmedememesinden kaynaklanmaktadır. 

Artık o psikolojik eşik aşılmış, Yirminci Yüzyılın vesayet psikolojisi kırılmış, Türkiye’yi bir cephe ülkesi veya yedekte tutulacak ülke değerlendirmelerinin tamamı iflas etmiştir. Çünkü Türkiye, kendini yedekte tutmaya çalışanların birçoğundan çok daha güçlü, çok daha etkili bir ülke haline gelmiştir.

“ABD, AB, NATO bize ne der” diyenlerin tamamı iflas etmiş, bunların söylemlerinin Türk Milletinde hiçbir karşılığı kalmamıştır. Kitleleri bu şekilde korkutma, sindirme, hükümeti ve devleti böyle tehdit etme, hizaya sokma dönemleri tarihe karışmıştır. 

Terörle mücadele, demokrasi ve özgürlük palavralarını servis edenlerin itibarı beş para etmez hale gelmiş, bunların rezillikleri, itibarsızlıkları ortaya saçılmış, takke düşmüş kel görünmüştür. Amerikan uşaklığı tescillenmiştir.

Bütün terör örgütleriyle ortaklık yapıp Türkiye’yi hedef alma, Türkiye’yi kuşatma, diz çöktürme ihtirasıyla ABD kendini tecrit etmiş, bütün itibarını, güvenirliğini kaybetmiş, sadece Türkiye için değil, dünya için de yıkıcı bir tehdit haline gelmiştir. Birçok ülkeler açıkça söyleyemese de ABD’den uzaklaşmanın yollarını aramaktadır.

“ABD’nin her şeye gücü yeter” sözü iflas etmiş, ABD’nin, dünyaya liderlik edecek ahlâki olgunluğa, ekonomik ve askeri güce tek başına sahip olmadığı anlaşılmıştır. ABD’nin hırsı, kibri ve aç gözlülüğü karşısında dünyada yeni güçler, yeni ekonomik ve siyasi başkentler oluşmuştur. 

Artık Türkiye ile beraber ABD’den kopuşlar dünya genelinde bir siyasi tusunamiye dönüştü. Kudüs meselesinde yanında birkaç küçük ülke dışında kimsenin kalmaması bunun en bariz örneğidir. Tehdit kavramlarımız 15 Temmuz’da tamamen değişmiş, ne ABD ne de NATO bizim için ittifak halkaları olmaktan çıkmıştır.

Bundan sonra ister ABD, ister AB ülkeleri, isterse Rusya ya da bölge ülkeleri olsun; Türkiye’ye rağmen hareket etmeye, devre dışı bırakmaya, Türkiye’yi Anadolu’ya hapsedip oyun kurmaya çalışan her ülke kaybedecektir. Bunun ilk kaybedeni ABD olmuş, dünyada yalnızlaşmış ve itibarsızlaşmıştır. 

Amerikan bayrağının PKK flamasına dönüşmesi Amerikalılar için en büyük utançtır. Artık dünyanın bir “Hasta ABD” sorunu vardır. Amerika’nın terör koridoru çökecek, ABD Suriye’nin kuzeyinden, Fırat’ın doğusu da dâhil olmak üzere tüm bölgeden kovulacaktır.