• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 21 Şubat 2020
  • 00:56
 
ABD VE İSRAİLİN HEDEFİ Şİİ SÜNNİ SAVAŞI ÇIKARTARAK MÜSLÜMANLARI BİRBİRİNE KIRDIRMAK 13 Ocak 2020, Pazartesi

Yazıya Öncelikle Yazar abim sevgili Mücahid Gültekinin sözüyle başlamak istiyorum ve aynen de katılıyorum. Önceki günler boyunca, ABD'nin füzeleriyle Irak'ta vurulan Kasım Süleymani için Türkiye'de kimi çevrelerin sevinç ve mutluluk twitlerini, bu cinayete tuttukları alkışları okudum. Amerikan füzeleriyle vurulan bir Şii, bir Sünni'yi; bir Sünni, bir Şii'yi sevindiriyorsa bizim hiç bir sorunumuzu çözmemiz mümkün değildir. Tefrikadan kurtulamayan bir coğrafyanın yüzü asla gülmeyecektir. Bu sevincin taşıdığı hastalığı tedavi etmeden onur, izzet ve bağımsızlık bize haramdır. Bizim sorunumuz ekonomik değildir. Bizim sorunumuz, tanka, topa, füzeye, uyduya sahip olup olmamamız değildir. Bizim sorunumuz bu sevincin taşıdığı hastalıktır.Sevinen arkadaşlara soruyorum:Bu sevinme hakkını nereden buluyorsunuz?ABD gelmiş senin coğrafyanda, kendi füzesiyle, kendi istihbaratıyla, kendi düşmanını vurmuş; sen neden seviniyorsun? 
TÜM STK KANAAT ÖNDERİ SİYASİ YAZAR ÇİZERLER DİKKATLİ OLSUN
Büyük Şeytan Amerikan sömürgeciliğinin en önemli isimlerinden Henry Kissinger, 22 Eylül 1980 yılında başlayan İran-Irak savaşıyla ilgili olarak şöyle demişti:"Bizim politikamız Müslümanların birbirini öldürmelerini sağlamaktı."  Bilindiği gibi İran-Irak savaşı 8 yıl gibi uzun bir süre devam etmişti, daha doğrusu tahriklerle devam ettirilmişti. Ve bu acı savaş yaklaşık 1 milyon Şİİ SÜNNİ Müslüman’ın ölümüne yol açmıştı. ABD, bu savaşta bir taraftan Irak’ın Saddam yönetimine silah ve cephane yardımında bulunuyor, aynı sömürgeci merkezden her iki tarafa yapılan fitlemeler, tetiklemeler ve kışkırtmalar ile savaş uzadıkca uzamış ve Kissinger’in dediği gibi, maalesef Müslümanlar birbirlerine kırdırılmıştı. Hatırlayalım bu Haçlı savaşını planlayanlar ne demişlerdi:  “BU SAVAŞ MÜSLÜMANLARLA MÜSLÜMANLARIN SAVAŞI OLACAK”  İran-Irak savaşı hakkında :"Bizim politikamız Müslümanların birbirini öldürmelerini sağlamaktı." Diyen ABD Henry Kissinger, 11 Eylül (2001) olayından sonra ABD Başkanı George W. Bush’un İslam’a karşı başlattığı, bugün hala devam eden Haçlı savaşının nasıl olacağını şöyle açıklamıştır: “Bu savaş, Müslümanlarla Hıristiyanların değil, Müslümanlarla Müslümanların savaşı olacaktır.” CIA ŞEFİ de: “İSLAM COĞRAFYASINDA İÇ SAVAŞI TETİKLEMELİYİZ”  “CIA’nın eski Ortadoğu bölge şefi Robert Baer’in İran hakkında yazdığı kitabı (…) (‘İran’ın Önlenemez Yükselişi / Iran: l’irresistible ascension’) çevirisi. Kitabın orijinal ismi ‘Yeni Süper Güç İran’la Baş etmek / Dealing With’. (…) Baer, İran hakkında yazdığı bu son kitapta, yeni Ortadoğu’yu kurabilmenin tek yolunun bölgede geniş çaplı bir ‘Şii-Sünni iç savaşı’ tetiklemekten geçtiğini söylüyor.” Kısaca eski CIA şefi Baer, “Müslümanlar kendi aralarında birbirlerini öldürsünler!” demiş oluyor. “İSLAM’IN BİR İÇ SAVAŞA İHTİYACI VAR”   The New York Times yazarı Thomas L. Friedman da, Haçlı savaşının başladığı dönemlerde şöyle yazmıştı: “İslâm’ın aşırılıkçılığa son vermesi için iç savaşa ihtiyacı vardır.” CIA ESKİ BAŞKANI WOOSLEY: “BU SAVAŞ ÇOK UZUN SÜRECEK” Belgeler, İslam düşmanlarının, yıllardır beri devam eden Haçlı savaşının bundan sonraki aşamalarında İslam ülkelerini uzun bir süre birbiriyle savaştırmayı ve kırdırmayı planladıklarını gösteriyor.    Bilindiği gibi, İran-Irak savaşı 8 yıl sürmüştü. Nitekim ABD’nin ve Batı’nın İslam’la savaşını bir “dünya savaşı” olarak nitelendiren CIA eski Başkanlarından James Woosley, “Bu Dünya Savaşı önceki dünya savaşlarından çok daha uzun sürecek" dememiş miydi? ABD’nin İslam’a karşı savaş stratejileri adına konuşanlar neler demişlerdi, hatırlayalım: ABD: “MÜSLÜMANLARA KARŞI TÜRKİYE’Yİ KULLANALIM” ABD’de 2001 yılının Kasım ayı başlarındaThe New York Times Gazetesi’nde William Safire imzasıyla şöyle bir yazı yayınlanmıştı: “Sovyetlere karşı Çin’i kullandık; Müslümanlara karşı Türkiye’yi kullanalım...” “Karanlıklar Prensi” lakaplı fitne aktörü Richard Perle 2002 yılında “Bizim amacımız sizinle el ele vererek Avrasya ve Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek, sizi bölgenin güç merkezi haline getirmek...”2005 yılının Haziran ayında, “Ortadoğu’daki statükoyu değiştirme konusunda ciddiyiz ve kararlıyız” diyen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Scott Carpenter, “G-8 ülkeleri ve Türkiye gibi demokratik ortaklarla çalışmamız gerekiyor” demiştir. “Uluslararası ilişkiler uzmanı ve jeo-stratejist Dr. George Friedman de şöyle demişti: “Ben Türkiye’ye baktığımda bölgesinde büyük bir oyuncu görüyorum. Siz bu bölgeyi şekillendirebilecek ama bunu istemeyen bir güçsünüz. Ama artık bu Türkiye’nin direnebileceğinin ötesine geçmiş durumda. Etrafınızda oluşmuş güçler, güç dengeleri Türkiye’yi buna zorlayacak ve Türkiye bu yönde hareket edecektir.(…) Önümüzdeki yıllarda zorlu kararlar alacaksınız ve buna direnemeyeceksiniz. Bir ABD’li olarak ben bu büyük bölgesel güçle ittifaka çok sıcak bakıyorum. ’Türkiye değilse kim?’ diye sormak istiyorum. Biz buraya yakın bir gelecekte tekrar gelmek istemiyoruz." İslam’ın ve Allah’ın yüklediği misyonu değil de, ecdadımızdan miras ve emanet kalan misyonu değil de, İslam’a savaş açmış olan Haçlı sömürgeciliğinin misyonunu oynamak ne kötü bir talihsizlik! Bu tuzağa düşmemek gerekir. 2011 Şubat sonunda Libya savaşına NATO karıştığında Erdoğan’ın ilk tepkisi çok güzeldi, Müslüman milletinin tarihinden gelen bir ruhu ve iradeyi yansıtıyordu: “NATO’nun orada ne işi var?” Demişti.  ABD’nin “Küresel Terörizmle Mücadele Forumu”nda asıl amaç terörü yok etmek değil, İslami başkaldırıları ve direnişleri bölgede mezhep savaşları çıkartarak yok etmektir, kısacası “İslam’ı yok etmek”tir. Bunu ABD otoriteleri kendileri ifade etmişlerdir. ABD-İngiliz basınında uzun süre tartışılan, "Imperial Hubris: Why the West Is Losing the War on Terrorism" (Emperyal Kibir: Batı Terörizmle Savaşı Neden Kaybediyor) adlı kitabı kaleme alan, 22 yıl CIA'de çalışan, ABD basınının adını "Mike" koyduğu yazar şöyle demiştir: "Amerikan liderleri şu apaçık gerçeği kabul etmeyi reddediyor: Biz, terörle ya da suçla değil, dünya çapında İslami başkaldırı ile savaşıyoruz.  ABD stratejilerinin otoritelerinden Yahudi Samuel Huntington’un itirafı daha açık ve nettir. “Voice of America” (Amerika’nın Sesi)ne yaptığı açıklamada şöyle demiştir: “Batı medeniyetinin önündeki en büyük tehdit; İslam fundamentalizmi değildir. Bizatihi İslam’dır. İslam’ı doğrudan düşman ilan etmek Müslümanları asırlık uykusundan uyandırır. İslam fundamentalizmi ve İslami terör maskesi altında saf dışı ve imha edilmek istenen İslamiyet’tir.” Bu itiraflar Türkiye’nin, fitne oyunları ile, çok dolaylı ve dolambaçlı olarak İslam ülkeleriyle yani İslam’la savaştırılacak, demektir. ABD’nin eski başkanlarından Reagan da zamanında hükümette Hazine Bakanı Yardımcısı olarak görev yapan, Wall Street Journal Gazetesinin yardımcı editörü Amerikalı yazar Paul Craig Roberts, İslam dünyasının bugün içinde bulunduğu durum ile ilgili yazdığı makalesinde, “Müslümanların kendilerinin en büyük düşmanı olduğunu” yazmıştır. Amerikalı Yazar makalesinde şöyle değerlendirmeler yapmıştır: “Müslümanlar sayıca kalabalık ama güçsüzler. Müslümanlar arasındaki bölünme, özellikle Sünnîler ve Şiîler arasındaki bölünme, Ortadoğu’nun yaklaşık bir asırdır Batı’nın kontrolüne geçmesine yol açtı, Müslümanların ayrılığı, İsrail için Filistinlilerin mülklerini gasbetme, ABD için ise Irak’ı işgal etme ve bölgedeki kuklalarına daha fazla rol verme imkânı verdi.  Yani adamlar Şii Sünni çatışmasından devamlı medet umar halde tetikte bekliyorlar.Ortadoğudaki satılık kalem ve medyasıyla da  mezhep çatışmasını tetikleyici fitilleyici roller oynamaktadırlar.Halbuki Şiisiyle Sünnisiyle biz kardeşiz ve zalimler işgal ettiğinde mezhep sormazlar.Müslümanların ayrılığı zalimlere güç veriyor. “Müslümanların en büyük düşmanları, kendilerinden gözüküp de İslam düşmanlarıyla işbirliği içinde onların ekmeğine yağ sürecek tarzda mezhep farklılıkları gibi konuları zamansız bir şekilde gündeme getiren tehlikeli provakatif üslub ve yazıları sosyal medyada yayanlardır.Bu satılık kalemler halkın duygusal zaafları kullanarak mezhep düşmanlığını körükleyen, siyasi oyunları çözecek basirete kafaya sahip olmayacak kadar  ya cahil ya gafildirler.Ha oyunu anladıkları halde hala fitne peşindelerse bunlar haindirler açık ve net söylüyorum. ABD stratejilerini yansıtan New York Times Gazetesi, bölgemizdeki Haçlı savaşı ile ilgili bir harita yayınlamıştı. "5 ülkeden 14 ülke çıkabilir" başlığıyla yayımlanan harita ve Robin Wright imzalı Ortadoğu analizi, Libya, Suriye, Irak, İran Türkiye ve Yemen'deki parçalanmaları konu edindiği unutulmamalıdır. ABD İslam dünyasına karşı Haçlı savaşını kendi kontrolünde ve güdümünde Müslüman güçlerle devam ettirmek istiyor. İsrail de kendi gelişmesine yol açacak  olan böyle bir savaşı destekliyor. Hatırlanacağı Suriye’de Esat rejiminin Türkiye ile hiçbir sorunu yoktu.Hatta iki ülke, dostluk ve komşuluk ilişkilerini neredeyse “sınırları kaldıracak ve birleşecek” kadar ileri götürmüş ve geliştirmişti.Bu dostluk, bütün İslam dünyasına karşı Haçlı savaşı başlatmış bulunan ABD’nin ve bölgede genişlemek ve yaygınlaşmak hedefinde olan İsrail’in işine gelmiyordu.ABD derin devletine ve Yahudiliğe göre, Türkiye’nin ve Suriye’nin derhal birbirine düşman hale getirilmesi ve savaştırılması gerekmekteydi. Bilindiği gibi, 2003 öncesinde Irak işgaline gerekçe olarak gösterilen Saddam Hüseyin yönetimine ait kimyasal ve biyolojik silahların olduğu yolundaki haberlerin uydurma ve yalan olduğu BM’li uzman araştırma ekipleri tarafından sonradan ortaya çıkarılmış ve iddiaların ABD Savunma Bakanlığı’nın, yani Pentagon’un bir oyunu olduğu anlaşılmıştı. Bu durumda bugünkü Suriye’deki katliam ve vahşet iddialarının da aynı Haçlı merkezleri tarafından uydurulan yalan haberler olmadığı ne malumdur?! Esat rejimi elbette suçsuz ve yanlışsız değildir. Ama daha önce hiç görülmeyen bu vahşetlerin ve bu katliamların Esat rejimi tarafından yaptırıldığı doğru mudur? Bu olay araştırılmalı değil midir? Nitekim Suriye yönetiminin 11 bin muhalifi sistematik olarak katlettiğini öne sürülen raporun kaynağının daha önce Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından sahtekarlıkla suçlanmıştır.Mısırlı Ünlü Gazeteci Yazar Muhammed Hasaneyn Heykel de, El-Ehram Gazetesi’nin kendisiyle yaptığı röportajda, Suriye’de Esat yönetiminin yaptığı iddia edilen ve rejimi devirmek için aleyhte propagandalarda malzeme olarak kullanılan katliamların CIA bağlantılı faaliyet gösteren kiralık şirket Blackwater tarafından gerçekleştirildiğini açıklamıştı.Unutulmamalıdır ki, CIA bağlantılı sivil darbelerin mimarı CFR (ABD Dış İşleri Konseyi) üyesi George Soros Türkiye’yi “asker ve ordu ihraç eden bir ülke” (yani uluslararası güçlerin menfaatine kullanılmak üzere asker gönderen ülke) olarak tanımlamıştır. ABD Savunma Bakanlığı ve Amerikan ordusu Müslümanları Müslümanlarla çarpıştırmak ve kırdırmak için hazırlıkları uzun zamandan beri devam ettirmektedir.  İslam coğrafyasında, bölgedeki tüm devletlerin yıkılmasına yol açacak, İslam ülkelerini paramparça edecek bir iç savaş planlanıyor. Bakın Şehid Fethi Şikaki ne diyor: Biz Sünni Müslümanların İran İslam İnkılabı’nı örnek almaması için, ABD İSRAİL ve İNGİLİZLERİN talimatıyla bölgedeki petrol şeyhlerinin desteği ile Şii-Sünni fitnesini çıkardılar. Artık Bu oyunu bozma vaktidir.Batılı Amerika ve siyonizm şer güçlerinin  Ortadoğuda gerçekleştirmeyi murad ettikleri VE  iç savaşı körükleyen MEZHEP SAVAŞIYLA MÜSLÜMANLARI BİRBİRİNE KIRDIRICI fitne ve fesat oyunlarına karşı tüm kanaat önderi siyasi yazar çizer aydın gazeteci vs herkesin hepimizin son derece uyanık olması gerekmektedir.
Allah bu konuda yardımcımız PAROLAMIZ HER DAİM VAHŞETE KARŞI VAHDET OLSUN.  Belge ve yazılarından alıntı yaptığım HASAN ERDEN Abime teşekkür ediyorum.Gelecek yazımızda bu konuya devam edeceğiz inşallah