• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 20 Ekim 2019
  • 03:01
 
Resmi araç sayısı Almanya’da 10.000 iken Türkiye’de neden 110.000 ? ​İYİ Parti Adana Milletvekili, İyi Parti TBMM İçişleri Komisyonu Üyesi Dt.Mehmet Metanet Çulhaoğlu; ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamında vatandaşlarımızın ödedikleri vergilerin lüks araç filolarıyla heba edilmemesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yazılı soru önergesinde Bilindiği gibi 2018’deki adıyla Kalkınma Bakanlığı, kamudaki araç saltanatı hakkında kritik bir rapor hazırladı. Rapora göre; 2007-2017 yılları arasındaki 10 yılda kamunun araç filosu yüzde 32 oranında artışla 83.040'tan 110.131'e yükseldi.

 

“Kamu kurumlarında taşıt filosu yönetimi” başlıklı rapor, kamuda yeni kurumlar kurulup personel sayısı arttıkça araç saltanatının da arttığını, “her ile üniversite projesi”nin araç saltanatını adeta zirveye çıkardığını ortaya koydu. Rapora göre Müsteşarlar, Müsteşar Yardımcıları, Başkan ve Başkan Yardımcıları ile Genel Müdür ve Genel Müdür Yardımcıları kamu taşıtlarını görev emri formu olmaksızın diledikleri gibi kullanabiliyorlar. Bürokratlar araç alımında genelde baz model yerine otomatik ve daha konforlu olanları tercih ediyor, bu da maliyetleri yükseltiyor denmektedir.

Kamuda en çok taşıt genel bütçeli kurumlarda bulunuyor. 2007-2017 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde genel bütçeli kuruluş sayısı birleştirmelerle 50'den 45'e düştüğü halde bu kuruluşların sahip olduğu taşıt sayısı yüzde 31 arttı. Aynı dönemde özel bütçeli kurum sayısı 31'den 43'e çıkarken bunların taşıt sayısı yüzde 42 arttı. Üniversite sayıları arttı üniversitelerin taşıt sayısı yüzde 60 fazlalaştı.

Kamu kurumları ihale sürecinin oluşturduğu zorluklar nedeniyle taşıtları genel olarak Devlet Malzeme Ofisi (DMO) aracılığıyla satın alıyorlar. Raporda taşıtların “taşıt görev emri” olmadan kullanımının mümkün olmadığı ancak taşıt görev emrinin genellikle daire başkanı ve altı konumdaki personelinin kullanımı sırasında devreye sokulduğu ifade edilen raporda, Müsteşar, Başkan ve Genel Müdürlerle bunların yardımcıları gibi üst düzey yöneticilerin taşıt görev emri olmadan araçları kullandıkları bildirilmektedir.

Mevzuatta, “Kullanılacak taşıtların, muayyen ve standart tipte, lüks ve gösterişten uzak, memleket yollarına elverişli ucuz ve ekonomik olanlarından temin olunması şarttır'” ifadesinin olduğu ancak taşıtlar alınırken bu kurala yeterince uyulmadığı, aynı model bir taşıtın otomatik vitesli ve alüminyum alaşımlı jantlı versiyonuyla baz modeli arasında 10-20 bin lira civarında fark bulunmaktadır. Buna karşılık çok az kurum baz model tercih ederken, birçoğu donanımlı modelleri satın almaktadır. Benzer durum kiralamalarda da geçerlidir.

Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamında vatandaşlarımızın ödedikleri vergilerin lüks araç filolarıyla heba edilmemesi için;

 

        Hizmet özelliği gereği Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Bakan, Kuvvet Komutanı, Vali, Rektör, Emniyet Müdürü, Başsavcı, Kaymakam gibi sadece çok sınırlı bazı makam ve kamu yöneticilerine makam aracı tahsis edilmesi gerekirken, Müdür unvanını almış hemen herkese makam aracı tahsis etmiş olmasını daha ne kadar devam ettirmeyi düşünüyorsunuz?

        Memurun, İşçinin, Emeklinin maaşından, çocuklarımızın geleceğinden kısarak kamu personelinin araç sefa sürmesine daha ne kadar göz yumacaksınız?

        Bu araçların şoför, akaryakıt, yağ, bakım, yıpranma gibi giderleri göz önüne alındığında Türkiye’nin astronomik bir israfın içinde yüzdüğü bilindiği halde bunu engellemeyi düşünüyor musunuz?

        Bizim kadar nüfusu olan Almanya 10 bin adet resmi araçla kamu hizmetlerini karşılayabiliyorken, Almanya vatandaşına daha az ve kusurlu kamu hizmeti mi götürüyor? Bu kadar resmi araç niye alınmaktadır?

      Tüm bu araç saltanatı yetmiyormuş gibi son yıllarda üst düzey yöneticiler için lüks araç kiralama modasına neden başlanmıştır?

 


Yorumlar (1)
    Google