• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 14 Kasım 2019
  • 15:24
 
Ayhan Barut'tan 'Ben yaptım, oldu' anlayışına büyük tepki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Meclis'te görüşülen Su Ürünleri Kanun Değişikliği Teklifi üzerine CHP Grubu adına konuştu. Tam 48 yıl sonra değiştirilmek istenen yasanın üniversitelere, meslek örgütlerine ve sektör paydaşlarına danışılmadan hazırlandığını belirten Ayhan Barut, "Ülkemizin her alanına etki eden tek adam rejiminin yansıması bu yasa değişikliğinde bir kez daha görüldü. 'Ben yaptım, oldu' anlayışını asla kabul etmiyoruz" dedi.

 Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Meclis'te görüşülen Su Ürünleri Kanun Değişikliği Teklifi üzerine CHP Grubu adına konuştu. Tam 48 yıl sonra değiştirilmek istenen yasanın üniversitelere, meslek örgütlerine ve sektör paydaşlarına danışılmadan hazırlandığını belirten Ayhan Barut, "Ülkemizin her alanına etki eden tek adam rejiminin yansıması bu yasa değişikliğinde bir kez daha görüldü. 'Ben yaptım, oldu' anlayışını asla kabul etmiyoruz" dedi. 
"ORTAK AKIL ARANMADAN HAZIRLANDI"
1971 yılında yürürlüğe giren Su Ürünleri Kanunu'nun değiştirilmesine yönelik yasa teklifi, TBMM'de görüşülüyor. Tartışmalara ve tepkilere neden olan yasa teklifin ilk bölümünün görüşüldüğü oturumda CHP Grubu adına Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut söz aldı. Yasa teklifinin ilk olarak Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda görüşüldüğünü anımsatan Ayhan Barut, "Burada ifade edeceğim düşüncelerimi orada da belirtmiştim. Tek adam rejimi ile ortaya çıkan kibir tüm organlara sirayet etmiş olmalı ki bu kanun teklifi de 'ben bilirim', 'yaptım, oldu' mantığıyla ve sektör paydaşları, birlikler, kooperatifler, akademik çevreler ile meslek örgütlerine danışılmadan ve ortak akıl aranmadan hazırlanmıştır. Bunu şiddetle reddediyor, bu kendini beğenmiş tavrı da kınıyorum" diye konuştu. 
"ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ DİKKATE ALINMADI"
Yasanın ilk olarak ele alındığı komisyonda düşünce, eleştiri ve önerilerini paylaştığını hatırlatan Ayhan Barut, şöyle devam etti:
"Komisyondaki görüşmelerde zaman zaman gerginlikler ve tartışmalar da yaşandı. Odalardan, üniversitelerden, derneklerden aldığımız görüşler doğrultusunda onlarca önerge hazırladık. Peki, bizim amacımız neydi? Her şeyin daha iyisini, daha uygununu yapmak, ortak akıl etrafında buluşmak ve hayata geçirmekti. Ancak takınılan üstenci tavır yüzünden komisyonda önerilerimizin bir tanesi dışında hiç biri dikkate alınmadı. Çünkü en ufak bir eleştiriye dahi tahammül göstermeyenler, yapıcı, akla, mantığa ve bilime uygun çözüm önerilerimizi dikkate bile almamış, sayısal çoğunluklarına güvenerek yasal düzenlemeyi bu haliyle Meclis'e getirmişlerdir. Komisyonda üzerinde konuştuğumuz kanun teklifi görüşmeleri sürerken orada söz alan Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güney, 'Balık avcılarını bu kadar sıkmanın,  bu kadar ezmenin anlamı nedir? Onu anlayamıyoruz bir türlü. Bizim bir tek hatamız var. Biz Ak Partiyi destekledik balıkçı olarak, bütün mitinglerine gemilerimizle gittik ama bedelini çok ağır ödüyoruz, halen de ödetiyorlar' diye isyan etmişti. Bunu niye anlattım? Ne durumda olduğunuzu görün istedim. Gelin yol yakınken ortak akılda buluşalım. Herkese cevap verebilen kanun değişikliğini sağlayalım."
"DEĞİŞİM İSTİYORUZ AMA SANKİ YANGINDAN MAL KAÇIRIYORSUNUZ"
Su Ürünleri Kanunu ile ilgili taslağın 1950 yılında hazırlanıp 21 yıl Meclis'te bekletildikten sonra 1971 yılında yasanın çıkarıldığına dikkat çeken Ayhan Barut, şunları söyledi:
"Elbette; 1971 yılında çıkarılan kanunun eksiklikleri çok, güncellikten uzak ve değiştirilmeye ihtiyaç duyulur hale gelmiştir. Mevcut kanunun yetersiz kaldığı yıllar içinde sektörümüzün tüm paydaşları tarafından dile getirilmiştir. Herkes değişimi destekliyor. Siz, herkesin değişim istemesini fırsat bilip yangından mal kaçırır gibi alanında uzman akademik ve meslek örgütleri ile sektör paydaşlarına sormadan alel acele getirdiniz. Söz konusu yasa değişikliği teklifinde öngörülen ruhsat tezkerelerinin veya izinlerin verilmesinde zamanın belirlenmemesi bir eksikliktir. Yine teklifte kiralamada yöntem ve teknik şartların süreleri ve yıllık bedelleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirleniyor ve yine bakanlık eliyle kiraya veriliyor. Bu doğru değildir. Burada kiralamalar Kamu İhale Kanunu esaslarına göre yapılmalıdır. Aksi durumda her kiralamada bir şaibe aranacaktır."
ATAMALARI HATIRLATTI, FAHRİ SU ÜRÜNLERİ GÖREVLİSİ TANIMINA SERT ÇIKTI
Su Ürünleri Kanun Teklifi'nde yer alan 'Fahri Su Ürünleri Görevlisi' tanımının asla kabul edilemeyeceğine vurgu yapan Ayhan Barut, şunları kaydetti:
"Ülkemizde binlerce, hem de alanında uzman, eğitimli Su Bilimleri ve Mühendisleri, Su Ürünleri Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri işsiz dururken, biz birilerini fahri olarak bu alanda görevlendiremeyiz. Bu düzenleme kesinlikle tekliften çıkarılmalıdır. Zaten iktidarınız dönemi boyunca hiçbir meslek grubuna ve liyakata önem vermediğinizi biliyoruz. 
Size düşen tarımsal alanda eğitim almış meslek gruplarını ziraat mühendislerinden gıda mühendislerine, veteriner hekimlerden su ürünleri ve diğer teknik personele kadar önceki Tarım Bakanı tarafından verilmiş olan 10 bin 551 kadro sözünü tutmak ve bu atamaları yapmaktır. Çünkü bu konuda binlerce hatta onbinlerce mühendis arkadaşlarımız kendilerine söz verilen ve 30 aydır yapılmayan atamaları beklemektedirler. Bu genç meslektaşlarımız atamaları için kesin bir tarih verilmesini istiyorlar. Sayın bakan veya AKP'li bir yetkilinin ne zaman bu atamaları yapacaklarını açıklamasını bekliyoruz. Bitsin artık bu dram."
ELEŞTİRİ VE ÖNERİLERİNİ SIRALADI
Yasa teklifinin içerisinde ne su ürünleri kooperatifleri ne de su ürünleri meslek gruplarının bulunmadığına işaret eden Ayhan Barut, şunları konuştu:
"Burada kıyıya çıkış noktasından denetimlere ve pazarlama noktalarına kadar meslek örgütlerinin ve alanında yetkili Su Bilimleri ve Mühendisleri, Su Ürünleri Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerinin yer alması sağlanmalıdır. 2000'li yılların başında yoğunlaşan kültür balığı üretimi yıllar itibarıyla artış gösterirken deniz avcılığındaki üretimimiz ise milyon tonlardan üç yüz bin tonlara kadar gerilemiştir. Bundan sonraki süreci de kimse tahmin edememektedir, ne yazık ki bu tablo balıkçılık açısından çok vahimdir. Bir de buna biyoçeşitlilikten bahseden AKP'li milletvekillerinin konuşmalarını eklersek denizlerimizdeki balık avcılığının tamamen bitirileceği ve kültür balıkçılığının daha çok artacağı günleri hep birlikte yaşayacağız. Burada ne AKP'li milletvekillerinin biyoçeşitlilik öven açıklamalarını kabul edebiliriz ne de deniz avcılığı sektörüne böyle büyük bir darbe vurulmasına müsaade ederiz. Denizlerdeki bütün balıklar ekosistemin bir parçasıdır, sürdürülebilirliğin olmazsa olmazıdır ve hepsi bir denge ile yaşamlarını devam ettiren zincirin bir halkası gibidir. Eğer siz denizden bir balık türünü aşırı bir şekilde avlayıp kısa sürede çekerseniz bu oluşum bütün türleri etkiler. Ne yazık ki son 20 yıldır bu durumun etkilerini fazlasıyla izlemekteyiz. Bu ülkenin halkı dönem boyu denizlerimizdeki balık stoklarından faydalanmalı ve gelecek nesillere de yetecek bir deniz bırakmalıyız. Bu denizler Avrupalının balık yeme lüksüne peşkeş çekilmemelidir, bu balıklar bizim gelecek nesillerimize lazımdır."
"YAPICI ELEŞTİRİLER VE ÖNERİLERDEN KAÇMAYIN"
Dile getirdikleri talep ve önerilerin dikkate alınmasını isteyen Ayhan Barut, şunları vurguladı:
"1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun güncellenmesi konusunda aslında gerekli konulardan biri de denetleme mekanizmasıdır ve ülkemizde bu konunun zaafları yıllardan beri sürmektedir ve sürecektir de. Türkiye balıkçılığı bugün kullanım alanı açısından tarımda kullanılan alan kadar büyük bir sektördür ve bir genel müdürlük ile ona bağlı daire başkanlıkları ile yönetilmeye çalışılmaktadır. Fakat yönetilememektedir, her konuda zaaflar kendini fazlasıyla göstermektedir. Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu, 'Ülkemiz yönetilmiyor savruluyor' diye bir tespitte bulundu. Tarımsal alanda da yönetilmiyor, savruluyoruz. Büyüklük anlamında balıkçı filosu sayılarına baktığımızda da 16 bin ruhsatlı kıyı balıkçısı, bin 200 ruhsatlı endüstriyel balıkçı ve sayıları belki 10 binleri bulan ruhsatsız tekne sayısı ile devasa bir sektördür. Bu gün denizlerdeki balık stoklarının çok aşırı bir şekilde üzerinde olup müthiş bir av baskısı oluşturmaktadır. Bu baskı stoklarda büyük çöküntü yaratmakta ve kendini yenileyememektedir. Türler yok olmaktadır.  Sadece bu kanunu güncellemek yetmez, bununla eşleşmiş 4/1 nolu avlanma tebliğinin, her 4 yılda bir bu sirkülerin günümüz koşullarına uygun hale getirilerek, balığın sürdürülebilirliği sağlanmalıdır. Dile getirdiğimiz talepler, sunduğumuz öneriler, ülkemizin, mesleğimizin, sektörümüzün yararınadır. Muhalefet gündeme getirdiği için yapıcı eleştiriler ve önerilerden kaçmayın. Bu ülkenin her alanda birliğe, ortak akla ve birlikte üretmeye ihtiyacı var."
BASKI SONUÇ GETİRDİ, TARTIŞMA YARATAN KISIM ÇIKARTILDI
Su Ürünleri Kanun Değişikliği Teklifi gündeme geldiğinde büyük tartışmalara ve eleştirilere yol açan 'Fahri su ürünleri görevlisi' tanımının bulunduğu 8'inci madde, oluşan baskının ardından Meclis'teki görüşmeler sırasında geri çekildi. Akademik çevreler, kooperatifler, birlikler, meslek örgütleri, eğitim camiası ve Meclis'teki muhalefet partilerinin tepkisi ve baskısı üzerine tartışmalara yol açan düzenlemeden vazgeçilmesi olumlu karşılandı. Böylelikle kanun teklifi henüz yasalaşmadan 2 madde değiştirilmiş oldu.  
 


Yorumlar (1)
    Google