• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 29 Şubat 2020
  • 02:48
 
ANA-BABA EĞİTİMİ ​Okul Öncesi Eğitim Kurumları Derneği'nin düzenlediği ana-baba okulu büyük ilgi gördü.

Adana'da 40 kurumun işbirliği ile kurulan Özel Okul Öncesi Eğitim Kurumları Derneği'nin düzenlediği ana-baba okulu büyük ilgi ile başladı. Çukurova Belediyesi Orhan Kemal Kültür Merkezi'nde düzenlenen ilk toplantıda anne ve babalar salonu tamamen doldurdu. 

Uzun süredir düzenledikleri etkinliklerde eğitimcilere ve çocuklara dokunduklarını belirten dernek Başkanı Gülay Morgül bu defa en önemli unsur anne ve babalarla buluştuklarını belirterek, “Bu seminer ve birlikteliğin hedefi yeni ve farklı görüşleri doğru bir şekilde paylaşmaktır. Burada toplanma amacımız ailelerimizi bilinçlendirmek ve zorlandıkları konularda birçok soruya yanıt bulabilmek içindir. Aile içindeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişiliğini şekillendirir. Yani aile iletişim becerilerini kullanamazsa çocukta bu becerileri kullanamaz. İnatçılık, içe yada dışa dönüklük genlerden gelir. Gen ve çevre doğru kullanılırsa geliştirilir. Eğer nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız Çocuğu zorlamayın, bozarsanız. Çocuğu yetiştirmek siz anne babaların çocuğu geliştirmek ise biz okul öncesi kurumlarının işidir. Lütfen çocuğunuzun okul öncesi eğitim hakkını elinden almayın, her çocuk iyi bir eğitim hak eder. Ve bizler bunu bilinçli aile desteği ile sağlayabiliriz'' dedi.

Teknolojinin yaygınlaşması, iletişim araçlarının çok hızlı değişim göstermesi nedeni ile aile yapısının farklılaştığını ifade eden Morgül, daha sonra şunları söyledi, ''Maalesef bizler anne-baba olarak, çocuklarımızla nasıl iletişim kuracağımızı, nasıl davranacağımızı, hangi taleplerini kabul edip etmeyeceğimizi, ödül ve cezayı ne zaman kullanacağımızı bilemez olduk. Ya çok sarıp sarmalayıp bağımlı hale getiriyoruz ya da disipline edeceğiz diye başka bir kalıba sokmaya çalışıyoruz. Maalesef çocuk her iki şekilde mutsuz oluyor.

Anne ve babasına dokunamadığınız bir çocuğu eğitemezsiniz. Eğitim, anne baba okul ve çevrenin bir bütün şeklinde var olma durumudur. Yaşanan sosyal ve iktisadi sıkıntılardan en çok çocuklar ve gençler etkileniyor. Kendilerini kötülüklere karşı koruyabilecek bir olgunluğa henüz erişmedikleri için onlara ailelerinden başka kimse yardımcı olamaz. Fakat ailede yeterli eğitim ve kültür seviyesi yoksa o zaman ciddi bir toplum problemi ortaya çıkıyor. Elbette bu hadiselerin, ekonomik ve sosyal birçok boyutları ve sebepleri bulunmakta. Bunların bir tanesi ve belki de en önemlisi, toplumsal dokumuzda ve aile yapımızda son yıllarda çeşitli tesirlerle meydana gelen hızlı değişiklikler ve bu değişimin yarattığı kültür şokudur.

Bir insan duyguları ve zekâsı iyi yönde eğitilmişse, sevgi, şefkat, merhamet, fedakârlık gibi duyguları öğrenmişse, paylaşmayı, yardımlaşmayı, feragat etmeyi biliyorsa o zaman gerçek bir insan olur. Anne baba olmak doğuştan kazanılan bir meslek değil,Oysa ehliyet almak ya da mesleki bir alanda başarılı olmak için bile birçok sınava tabi tutuluyoruz ama anne baba olmak için hiçbir sınav yapılmıyor. Ve buna rağmen en özel en başarılı en iyi çocukları yetiştirmemiz bekleniyor. hayal ettiğimiz çocuklara sahip olmak istiyorsak bugün bir şeyler yapmamız gerekiyor.

Özetle, “örnek insan” yetiştirmek için birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Malum tek kanatla uçulmaz. Bu konuda en önemli görev aile ve okul işbirliği içinde olmaktır. Çünkü velilerimizin de eğitim-öğretim faaliyetlerine katılmaları, okula ve öğretmene destek olmaları gerekmektedir.''

     İlk ayın uzman konuklarından Evlilik terapisti dr. Obengül Ejder, Çocukluğunda hata yaptığı için dayak yiyen, sürekli tepki gören bireylerin, yetişkinliklerinde ruhsal onarım anlamında bir destek almadıklarında  problem çözmek için “şiddet” eğilimli olabileceklerini belirterek, ‘’Bunu toplumda ya çocuğa şiddet, ya hayvana şiddet,  ya da kadına şiddet olarak görürüz. Toplumda şiddet vakalarının neredeyse hepsi ruhsal ve duyusal onarımını gerçekleştiremeyen kişilerin gösterdiği problem çözme sistemleridir” dedi.

Çocuk Gelişim Bilimi uzmanı Nebahat Boğut da konuşmasında, Ebeveynlerin çocuklarına onların değerli olduğunu hissettirip hayata güvenle başlamalarına yardım edecek kişi olduğunu belirterek şunları söyledi, ‘’ Çocuklarınız konuştuğu zaman onu dinleyerek onun hislerine önem verdiğinizi gösterin. Çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediye alacağı kararlar ve davranışların sonuçlarında ve tabii ki mutluluğunda kendisinin sorumlu olduğudur. Özgüven gelişimi küçük yaşlarda başlar.”

Ebeveyn Koçu Uzman Klinik Psikologu Banu İkincisoy’da özetle şöyle konuştu, “Çocuğun temel ihtiyaçların karşılanması sağlıklı fiziksel gelişimin yanında çocuk ve bakan kişi arasında sağlıklı bir güvenli bağlanma oluşmasına katkı sağlar. Bu bağ bebeğin ilerideki sosyal, duygusal ve zihinsel gelişimini destekler ve yetişkin bir birey olduğunda kuracağı ilişkileri, dünyayı güvenli ya da güvensiz bir yer olarak görüşünü, benlik algısını ve kişiliğini etkiler.


Yorumlar (1)
    Google