Adana °C
Cemaatler Şeffaf Olmalı
Bir önceki yazımızda, birkaç kişinin yaptığı iddia edilen yanlışlar üzerinden koskoca bir cemaati mahkûm etmenin doğru olmadığını yazmıştık.
Ama unutulmaması gereken bunun kadar önemli bir başka gerçek daha var ki; oda Cemaatlerin de denetlenebilir olması gerçeğidir. Bunu söylemek cemaatlere düşmanlık değildir. Tam tersine, cemaatlerin itibarını ve geleceğini korumanın en önemli yoludur.
Çünkü hiçbir cemaat lideri hâşâ peygamber değildir. Hiçbir cemaat hocası günahsız da değildir.
Bir insan, ne kadar sevilen, sayılan ve güvenilen bir makamda bulunursa bulunsun; nefsiyle imtihan olabilir, hata yapabilir, kendi düşüncelerini cemaatin ortak kararı gibi görmeye başlayabilir.
İşte tam bu nedenle birilerine veya bir kuruma duyduğumuz güven, o kişi veya kurumun denetimin alternatifi olamaz.
Bir cemaatin hocası kendisine bağlı insanların sevgisini ve güvenini sınırsız bir yetkiye dönüştürmemelidir.
“Bana güveniyorsanız beni sorgulamayın.” anlayışı doğru değildir.
İnfak, kurban, zekat, yardım vesaire toplanan paraların hesabı verilmelidir. Bir cemaat yıllardır insanlardan bağış topluyor, yurtlar açıyor, binalar yapıyor, öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılıyor ve çeşitli hizmetler yürütüyorsa, elbette bu paraların nereye harcandığını da açıklayabilmelidir.
Ne kadar para toplandı?Nereye harcandı?
Hangi yurda ne kadar kaynak aktarıldı?
Hangi bina ne kadara yapıldı?
Hangi hizmete ne kadar para ayrıldı?
Bunların hesabı tastamam, kuruşu kuruşuna verilebilmelidir.
Çünkü o para yöneticinin şahsi parası değildir, insanların hayır olarak verdiği emanettir.
Emanetin olduğu yerde hesap vermek te olmalıdır.
“Bize güvenin.” demek yeterli gelmez.
Bugün yaşanan gelişmeler de aslında bu meselenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Alihan Kuriş’in kardeşi Hilmi Tuna Kuriş’le ilgili yürütülen soruşturma kapsamında yapılan aramada bir adreste 200 kilogram külçe altın ele geçirildiği ve altınların değerinin yaklaşık 1,34 milyar lira olduğu haberleri kamuoyuna yansıdı. Altınların kaynağının ve soruşturmayla bağlantısının araştırıldığı belirtiliyor.
Burada önemli bir noktayı özellikle belirtmek gerekir: Ortada devam eden bir soruşturma vardır. Ele geçirilen altınların kime ait olduğu, kaynağının ne olduğu ve herhangi bir suçla bağlantısının bulunup bulunmadığı hukuki süreç sonunda ortaya çıkacaktır.
Bu gelişmeden hareketle bütün bir cemaati suçlamak ne doğru ne de hakkaniyetlidir.
Fakat tam da bu olay, dün söylediğimiz “cemaatler neden şeffaf olmalı?” sorusunun önemini katbekat artırmaktadır.
Bazıları denetimin ve şeffaflığın cemaatleri zayıflatacağını düşünebilir.
Şeffaflık cemaatleri zayıflatmaz, tam tersine, şeffaflık cemaatleri güçlendirir. Çünkü hesabı açık olanın şüphe edilecek bir tarafı kalmaz.
Geliri gideri belli olanın, yöneticileri denetlenebilen bir yapının üzerine kolay kolay şaibe kondurulamaz.
Bugün bir cemaatin yöneticileri hakkında çeşitli iddialar ortaya atıldığında, en güçlü cevap yine o cemaatin kendi şeffaflığı olacaktır.
“İşte gelirimiz giderimiz, işte yaptığımız hizmetler”
Bundan daha güçlü bir savunma olabilir mi?
Cemaat liderleri de sorgulanabilmelidir
Cemaat mensuplarının da burada önemli bir sorumluluğu vardır.
Bir yöneticiyi sevmek, onun her yaptığını doğru kabul etmek değildir.
Bir hocaya bağlı olmak, onun yanlış yapmayacağını düşünmek olmamalıdır.
Gerçek vefa, gerektiğinde uyarmaktır.
Bir liderin çevresinde yalnızca kendisini alkışlayan insanlar oluşursa, o lider zamanla kendi yanlışlarını göremez hale gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle cemaatlerde istişare kültürü güçlü olmalı, farklı düşünceler dinlenmeli ve gerektiğinde yöneticiler sorgulanabilmelidir.
Körü körüne bağlılık, hiçbir yapıyı uzun vadede güçlendirmez.
Bu noktada cemaat yöneticilerinin de sorumluluğu büyüktür.
Şeffaf olmayan yönetim anlayışı, devlet müdahalesine ve toplumdaki şüphelere zemin hazırlar.
Bunun önüne geçmenin yolu ise devletten kaçmak değil, devletin karşısında da toplumun karşısında da alnı açık durabilmektir.
Cemaatleri korumanın yolu şeffaflıktır. Toplanan paraların hesabı verilebilmeli, yapılan hizmetler açık olmalı, mali yapı denetlenebilir olmalı, yöneticiler gerektiğinde sorgulanabilmeli, kanun dışına çıkılmamalı, hiçbir yönetici kendi şahsi kararlarını cemaatin değişmez iradesi gibi dayatamamalı…
Böyle bir yapı hem devlet karşısında hem toplum karşısında çok daha güçlü olur. Çünkü gerçek güç, hesap vermemekte değil;
hesap verebilecek kadar temiz bir yönetim anlayışına sahip olmaktadır.
Cemaatler bu toplumun önemli bir parçasıdır. Yıllardır genç yetiştiren, eğitim veren, Kur’an hizmeti yapan, öğrencilere sahip çıkan çok sayıda insanın emeği vardır.
Bu emeği korumak istiyorsak, birkaç kişinin yanlışının bütün yapıya zarar vermesine izin vermemeliyiz.
REKLAM ALANI
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR
