DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 28°C
Az Bulutlu

Toplumu Zehirleyen Üç Kötü Haslet

Muhammed Fatih Manaz
DİN KÜLTÜR ÖĞRETMENİYİM. KÖŞE YAZARLIĞI YAPIYORUM. HAYATIMI ÇOCUKLARA DOĞRU DİNİ ÖĞRETMEK OLARAK ADADIM
02.03.2021
3.228
A+
A-

Dedikodu, boş gereksiz söz, arkadan söyleme, çekiştirme anlamlarıyla dilimize tercüme edilen Arapça’da “gıybet”şeydir. Gıybet, bir insanın bazı kusurlarını ele alarak onu kötülemek; yine bir kişinin arkasından işittiği zaman hoşlanmayacağı şeyleri söylemektir. Bu ise haram bir davranıştır ve ahlak dışı bir harekettir. Gıybet yani dedikodu, başkalarında kusur arama alışkanlığından kaynaklanır ve kişi kendi kusurlarını görüp düzelteceği yerde, başkalarının eksiklerini araştırır, onu yaymaya çalışır. Uyarıldığı zaman da yalan söylemediğini ifade eder ve kendisini savunur. Belki yalan söylemiyordur; zaten yalan olan bir şeyi söylese o zaman da bir başka haram ve günah işlemiş olur. Çünkü bu, iftira olur; iftira da iftira edilen kişiyi öldürmüşcesine müfteriye günah kazandırır. Bu sebepledir ki gıybet, Kur’an-ı Kerim’de kesin olarak yasaklanmış ve bu hususta Rabbimiz Teala Hz.leri şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.” Peygamber Efendimiz (as) da dedikodunun çirkinliğini kesin bir şekilde ifade ederek şöyle buyurmuştur: “Gıybet, zinadan daha kötüdür. Çünkü bir adam zina eder, Allah’a tövbe eder ve Allah onun tevbesini kabul eder. Ama dedikodu eden kimse, ancak gıybetini yaptığı kimsenin affıyla mağfirete uğrar.”’t-Terhib, V,157) Gıybet, dil ile, göz, el ve işaretle, kalb ile olur ki kalben buğuz ve haset etmek suretiyle işlenir. Nemime, kırıcı, üzücü ve dargınlığa sebebiyet veren sözleri birinden alıp diğerine taşımak demektir. Kovuculuk denilen şeydir. Bu çirkin fiili işleyene de kovucu (söz taşıyıcı) denir. Kovuculuk yapmak dinimizde kötü sayılmış ve yapılması kesinlikle haram kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu ve benzeri davranışlara sahip kimse şöyle tasvir edilmiştir: “Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyin!”ışkanlığı olan kişiler, genellikle kötü niyetlidirler. Gayeleri çoğu zaman insanların arasını açmaktır. Bundan dolayı da duydukları sözlere bir takım yalanlar da katarak veya onu söyleniş amacından saptırarak karşı tarafa aktarırlar. Sözlerine yalan katmış olmaları sebebiyle de, farkında olmadan nifak suçu işlemiş olurlar. İşte bunun içindir ki Peygamber Efendimiz (as): “Kovucu, Cennet’e giremez”ştur. Ancak, dinimizde sırf insanların arasını bulmak ve dargınları barıştırmak amacıyla söz taşıyan kişi kovucu sayılmamıştır. Böyle iyi niyetli insanlar hakkında ise Peygamber Efendimiz (as) şöyle buyurmuştur: “Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır maksadıyla yalan söyleyen, yalancı sayılmaz” Hased, kıskanmak, çekememek, başkasında olan sağlık, zenginlik ve benzeri nimetlerden rahatsız olarak o kişiden o nimetin gitmesini arzulamaktır. Onulmaz bir kalbi hastalıktır. Bilgisizlik ve tamahkârlığın birleşip kaynaşmasından doğar. Çirkin huyların en zararlısıdır. Hasedin haram olmasının sebebi, Allah’ın kullar arasında yaptığı taksim ve takdire razı olmamak ve teslimiyet göstermemektir. Bir de gıbta denilen hal vardır ki, bir başkasında olan nimetin kendisinde de bulunmasını istemektir. Bu çirkin görülmemiş ve “Mü’min gıbta; münâfık haset eder”ıkların sıfatı olduğuna dikkat çekilmiştir. Kur’an’ımızda hased, kafirlerin özelliklerinden birisi olarak sayılmış ve şöyle buyurulmuştur: “Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır, size bir kötülük dokunsa, ondan ötürü sevinirler.”“Kitap sahiplerinin çoğu, gerçek kendilerine belli olduktan sonra sırf içlerindeki hasetten ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler.” Bir Hadis-i şerifte ise: “Hased, ateşin odunu yakıp yok etmesi gibi insanın iyi huy ve amellerini giderir, yok eder.”ştur. Kısaca izah etmeye çalıştığımız bu üç manevi hastalık gerek bu çirkin sıfatları şahsında taşıyan insanı, gerekse böyle insanlardan oluşan toplumu zehirler ve hasta eder. Müslümanlar olarak küfürden ve şeytandan kaçtığımız gibi bunlardan kaçmalı ve uzak durmalıyız. Onun için de zamanında birbirimizi uyaralım, bu çirkin sıfatları yok etmede birbirimize yardımcı olalım ve topyekün selamette kalmayı başaralım.

ARA REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.