DOLAR 7,5575
EURO 8,9826
ALTIN 474,07
BIST 9,7776
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 34°C
Mevzi Sağanak

ACİL MÜDAHALE EDİLMEZSE FELAKET KAPIDA İNANÇSIZ-DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ

08.07.2020
4.559
A+
A-

İzmir Ödemiş Kaymakçı çok programlı Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından öldürülüyor.  Olayın araştırılması için Maarif Müfettişi Doğan Ceylan görevlendiriliyor. Müfettiş, öyle bir rapor düzenliyor ki, tüm anne babaların okuması ve kendilerine ders çıkarması gereken bir rapor.  Laik seküler materyalist eğitim ve kültür sisteminden geçirilen gençliğin içinde bulunduğu durumu analiz ediyor ve DUYARSIZ VE DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ’ne işaret ediyor. Lütfen okuyun ve günümüz gençliğinin son durumunu değerlendirin.

Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor. Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar. Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor. Tüm acı gerçekleri çizgi film tadında izliyorlar ve yürekleri hiç acımıyor. Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar. Kendileri için yapılan fedakârlıkların hiç farkında değiller. Kıymet bilmiyorlar ve vefasızlar.

ARA REKLAM ALANI

Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar. İnsanlara verdikleri değer, onların isteklerini yerine getirebildikleri ve ne kadar eğlendirdikleriyle orantılı. Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar. Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar. Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar.  Vatan, onlar için son model bir cep telefonundan daha değersiz. Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum. 20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak? Kendine hayrı olmayan bu nesil nasıl çocuk yetiştirecek? Evlerini nasıl idare edebilecek? Ülkeyi nasıl yönetecek? Vatanı nasıl savunup can verecek? Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim. Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Uçmayı bilmeyen kuşlar gibi. Çocuklar hayattan bihaber. Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Öyle ki yemek yemeyi bile işkence görür hale geliyorlar. Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Hiç susuz kalmamışlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz. Çocuklar hiç üşümüyorlar. Soğuk havalarda evden çıkarmıyoruz. Okula giderken kırk kat sarmalayıp çıkarıyoruz dışarı, hiç titremiyorlar. Çocuklar hiç ıslanmıyorlar, evden arabaya kadar bile üç metrelik mesafede şemsiyesini başına tutuyoruz. Saçına bir tek yağmur damlası düşürmüyoruz. Bu yüzden çocuklar ıslanmak nedir bilmiyorlar.

Yorgunluk nedir bilmiyor çocuklar. İki adımlık mesafelere bile arabayla götürüyoruz onları yorulmasınlar diye.

Birazcık parkta koşsalar, hasta olacak diye engel oluyoruz. Onlar takatleri tükenecek kadar hiç yorulmuyorlar. Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar.

Onlar bir yanığın veya bıçak kesiğinin acısını bilmiyorlar. Elleri yanmasın, kesilmesin sakın diye onlara ne bıçak tutturuyor ne ocak yaktırıyoruz. Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor. Yokluk nedir bilmedikleri için ekmeğe gelen zam onların dikkatini bile çekmiyor, haber kalabalığı olarak görüyor, gülüp geçiyorlar.

Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları, kurşunlanan ölen insanları umursamıyorlar. Acımıyorlar… Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın… Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.

Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli. Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli. Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı. Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli. Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek…

EVET BÖYLE DİYOR DERTLİ BİR EĞİTİMCİ..çok doğru katılmamak mümkün değil..

Ancak bunun sebeblerini biz  tamamlayalım dedik…

Günümüzde eğitimin geldiği nokta ve buna paralel olarak gençlerimizin akıbeti ortadadır; çürüme ve yozlaşma doğuran seküler eğitim sistemi içinde kaybolmuş zavallı gençlik… Sebebi malum; çok uzun süredir beldelerimizdeki eğitim yabancı sömürgeci devletlerin menfaatlerine göre şekillendirilmektedir. Sömürgecilerin amaçları; ümmetin gelecek nesillerinin akidelerini zayıfl atmak, İslâm hakkında evlatlarımızın kafalarını karıştırmak ve onları dinlerinden uzaklaştırmaktır.  Açıkça görülmektedir ki vahiyden uzak eğitim sektörleri gençlerin zihinlerini sömürgeleştirmek ve köleleştirmek için bir araç olmuştur. Bu durum gençlerin eğitim hayallerini çalan, kırılan hayallerin ve derin hüsranların mekânı olmuştur. Eğitimin çirkin portresini kendi gözlerimizle görebiliyoruz. Öğrencilerde ahlak bozukluğu, öğretmenlerde artan kalitesizlik, gittikçe anlamsızlaşan öğretim metotları, okulların eksikliği, okul ve kampüslerde altyapı yetersizliği, eğitimde pahalılık, birçok bölgede eğitime erişim eksikliği, gerçek bilim adamı bulmakta yaşanılan zorluklar vb. sorunlara hepimiz aşinayız. Tüm bunlar eğitimde uygulanan yanlış ilkelerin yansımasıdır.  Her yüz lise öğrencisinden kırk beşi sigara, otuz beşi alkol ve on dokuzu uyuşturucu kullanmaktadır. Bunu liselerde gördüğümüz gibi ilköğretimde de görmemiz mümkündür. Ve ne yazık ki bu sayılar her geçen gün artmakta ve okullarda alarm zilleri çalmaktadır.

Bir türlü ilim öğretilemedi nesillerimize. Sorunu maddi imkânlarda, teknolojik yeniliklerde, binaların eksikliğinde görenler oldu. Her ilçeye büyük binalar, yüksekokullar, fakülteler inşa edildi. Tabletler dağıtıldı, laboratuvarlar kuruldu, bilgisayarlar ve akıllı tahtalarda dersler anlatıldı. Ancak yine de çocuklarımıza ilim edep öğretilemedi! Beşikten mezara ilim öğretmeliydik ama ders saatlerinde bile bundan aciz kalındığını gördük. Hep bize uzak, bize düşman olanların hayat tarzları, anlayışları, inançları dayatıldı çocuklarımıza ancak başarılamadı.  Öğretmenlik peygamberlik mesleğiydi. Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in, “Ben de bir muallim olarak gönderildim! hadisini bir türlü anlayamadık. Onu ve getirdiği risaleti hayatımıza taşıyamadık. Böyle olunca “eti de senin, kemiği de senin” diyebileceğimiz öğretmenler bulamadık. Önünden dahi geçmekten hayâ edilen bir öğretmen bakışımızı kaybettik. İlk derste anlatılması gereken âlemlerin Rabbi olan Allah, son ders zili çaldığında dahi anlatılamamıştı. Böyle olunca ateist, deist, hümanist, kapitalist, popülist, egoist, makyavelist duyarsız duygusuz zihinler türedi. İslam esaslarını esas almayan, Allah’a güzel bir kul olmayı amaç edinmeyen bir sistem ve o sistemin yetiştirdiği gençlik , nasıl başarılı olabilir ki? Besmele ile başlamayan, Allah’ın adının anılmadığı, vahyinin esas alınmadığı bir eğitim sisteminin ve gençlerinin başarılı olması mümkün müdür?  Evet, Müslüman genç nesiller, maalesef salih ve saliha bir şekilde yetiştirilmemektedir. Bu sebeple İslâmî şahsiyeti sergileyememekte, aksine karışık ve bulanık zihinlere sahip olmaktadır. Bunun üstüne bir de, Müslüman gençlere, dayatılan kapitalist seküler sistemin ideolojilerin kokuşmuş fikirleri empoze edilmeye çalışılmaktadır. Netice…?!

Müslüman genç neslin halini, Sosyal Ekonomik ve Kültürel Araştırmalar Merkezi’nin (SEKAM) hazırladığı, “Türkiye gençlik raporu: Gençliğin özellikleri, Sorunları, Kimlikleri ve Beklentileri,” başlıklı araştırma raporuyla gözler önüne sermektedir. Raporda, gençlerin ortalama yüzde 90’ı kendilerini dindar olarak tanımlamaktadırlar.

Eğitimcinin yukarıda, tarif ettiği tablo, toplumdaki hâkim tablo haline gelmiş ise bu, derinlerde yatan başka bir sorunun problemin semptomudur.  Gençliği ve tüm halkı popüler kültür ile yetiştiren, sabah akşam TV ekranlarından izleyicileri bu popüler sakat kültüre teşvik eden dizi ve sinema filmlerini yayınlanarak  yukarıda anlatılan hatta daha beter bir gençlik türemiştir.  Hayattaki mutluluk ve saadet anlayışına Batılı bir insan gibi baktıran, her şeyden en yüksek dozda haz ve lezzeti almak için yaşamayı iletişim kanalları ile gençliğe vaaz edilmesine müsaade etmenin sonucu  bu? Bu iletişim medya tv filmler reklamlar itikadî ve ahlaki problemleri ve suçları artırmayacak da başka ne yapacak?

Bugün, tüm zihinlerde derin kökler salmış olması gereken İslâm akidesi hakkındaki düşünceler bulandırılmıştır. Tüm insanların nefislerinde cisimleşmesi gereken ve hayatımız üzerinde hâkim olması gereken İslâm nizamı, hayatımızdan büyük bir şiddetle sökülüp alınmıştır. Ve netice… “Onaylamasak da, hoşumuza gitmese de, herkes istediği hayatı yaşamakta serbesttir,” düşüncesine sahip  duygusuz ciddiyetsiz kayıp nesiller .Gençliğin insanın yaratılış gayeleri, onları yıldızların, gezegenlerin, hatta tüm kâinatın ötesine taşımaktadır ki bu gaye Allah Celle Celâlehû’ya kulluk için yaşamak ve Allah Celle Celâlehû’nun rızasını kazanabilmektir.

-Örnek alınması gereken çoğunuzdan küçük olan ve İslâm’ın yeryüzünde yayılması için mücadele eden Fatih Sultan Mehmet’tir.

-Örnek alınması gereken Çanakkale Savaşı’nda İslâm nizamının yıkılmaması için canını feda eden gençlerdir.

-Örnek alınması gereken genç yaşta içtihat eden Ali b. Ebu Talib, Abdurrahman b. Avf, Abdullah b. Mes’ud gibi genç sahabelerdir.

-Örnek alınması gereken Rasulullah’ın “Ümmetim içinde helal ve haramı en iyi bilen Muaz’dır” övgüsüne nail olan Muaz b. Cebel’dir

-Örnek alınması gereken Ashab‘ın kitleleşmesi için evini açan ve henüz 12 yaşında olan Erkam b. Ebî el-Erkam’dır.

-Örnek alınması gereken Kâbe’nin ortasında İslâm’ın düşmanı olan azılı müşriklerin karşısında hiçbir şekilde korkmayan ve henüz 14-18 yaşları arasında olan Abdullah b. Mes’ud’dur.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Evet asıl örnek alınması gerekenler Allah’ın Rasulü ve güzide Ashabı ile beraber onların yolundan giden salih insanlardır. Nitekim o insanlar Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in vefatından sonra önemli görevler üstlenmişlerdir. Kimileri devlet başkanı, vali, kadı olmuşlar; kimileri ise minberde bir âlim, savaş meydanlarında ülkeleri fetheden hayırlı komutanlar olmuşlardır.

“Yazıklar olsun ahir zaman babalarına!” Denildi ki: “Ey Allah’ın Rasulü yoksa o babalar müşrik mi olacaklar?” Şöyle buyurdu: “Hayır, Mü’min kalacaklar; ama çocuklarına dini öğretmeyecek ve hatta çocukları dini öğrenmek istediklerinde onlara engel olacak ve onları dünya malı kazanmalarından hoşnut olacaklar. İşte ben böyle babalardan beriyim; onlar da benden uzaklar.”

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.