Site Rengi

DOLAR 6,8594
EURO 7,7538
ALTIN 396,10
BIST 8,6361
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 34°C
Sıcak

Allah İçin Giyinenlere Laf Söylendiği İğrenç Bir Çağda Yaşıyoruz

28.06.2020
898
A+
A-

En önemli meseles inanç zafiyeti. “Neden yaşıyorum? Nereden geldim nereye gidiyorum? Niçin yaratıldım? Hayatın gayesi nedir?” vb. soruların cevabını tam olarak bulamamak. Tabii, bu sadece gençliğin suçu değil. Yıllar yılı gençlerin beyinlerini yıkayan eğitim sistemi, medya ve çeşitli menfi cereyanlar el ele vererek gençliği asli vazifesinden ve manevi değerlerinden uzaklaştırdılar. “Hayata bir kez geldin gönlünce hayatını yaşa” sözleriyle gayr-i ahlaki bir hayat yaşamaya teşvik edildi gençler. Bilhassa son yıllarda görsellik arttırılarak okumak, yazmak, düşünmek unutturuldu, sefihane bir hayata teşvik edildiler.
Geçen haftalarda medyaya yansıyan bir haberde Hülya AVŞAR Hanım verdiği bir röportajını şu sözlerle bitiriyor: ‘‘Peçeli bayanların neden peçe taktığını anladım. Başımıza bunların geleceğini biliyorlarmış. Peçe için kıyametleri kopardık, yazılar yazdık. Zehra onlardan birini görünce ‘öcü’ dedi. Çok zor bir hayatları varmış, çok sıcak oluyormuş.’’
Kulluğunu unutan insan, haddi aşar ve kendisini ‘Rab’ gibi görür. Allah’ın insan hayatına karışmasını kabul etmeyen Hülya Hanım, kendisi insanların hayatına karışarak müslüman hanımların nasıl giyinmesi gerektiği ile alakalı yazılar yazmış. Bu ne yaman çelişkidir böyle! Allah cc, insanları yaratıp ve her şeyi onların hizmetine sunduğu halde, kullarının nasıl giyinmesine karışamayacak ama sizler karışacaksınız öyle mi? Dev aynasından kendini seyretmek bu olsa gerek! Kızınızın öcü tabirine gelince ise, çocuğa ne verirseniz onu alır. Bebeklikten itibaren kızınızın yanında peçe takan insanları öcü (çocuk dilinde) küçük çocukları korkutmak için uydurulmuş, korku verici düşsel yaratık, umacı.) diye tanımlarsanız o da bu tabiri kullanır. Asıl öcü kimdir, bilir misiniz? Evladını salih/saliha biri yetiştirmek yerine cehenneme odun olarak yetiştiren kişidir. Zor bir hayata gelince ise, onlar kısa vadeli bir hayatı değil, sonsuz bir mutluluğu tercih ettikleri için, dünyanın sıkıntılarını ahiretin sıkıntılarına tercih ediyorlar. Onlar kendilerini ve ırzlarını haramdan ve haram bakışlardan korurken, sizler ne yaptınız? Müslüman Hanımlar, kendilerini yaratan ve kendileri hakkında mutlak doğru ve güzeli bilen Allah’a teslim olup, onun razı olacağı bir hayatı yaşamayı tercih ettiler, onların bu hayatını eleştirenler Batı zihniyetine teslim oldular. Batı zihniyetine teslim olanlar için büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy diyor ki: ‘‘Kim demiş Avrupa insanı medeni? Ne edep var ne haya, çırılçıplak bedeni! Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; desenize hayvanlar sizden daha medeni!’’ Son olarak dünya hayatının sıcaklığını dert edinen Hülya Hanım’a diyoruz ki: ‘‘De ki: “Cehennem ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı!’’ (Tevbe-81) Hülya Hanım daldığınız dünya hülyasından (hayal) uyanmanızı temenni ederiz. Zira hayatta olduğunuz için geçmişe reset atıp, günahlarınıza tevbe ederek kendinizi formatlayıp mümine bir hayat yaşama ihtimaliniz hâla bulunmaktadır. Geçici olan bu dünya lezzeti birgün son bulacak ve ahirette korkunç bir manzarayla karşılaşmamak için tevbe etmesini umuyoruz. Bu yazdıklarım sizlere anlamsız geliyorsa son olarak şunu söyleyeyim: ‘‘Dünya hülyasına dalanlar, ahiret hülyasını anlamazlar ve ondan nasiplenemezler.’’ YAZAR MÜCAHİT GÜLTEKİN ABİMİZDEN
Yine Sosyal medyada binlerce kullanıcının tepki gösterdiği Hülya Avşar’ı ünlü sinema ve dizi oyuncusu Arda Kural da eleştirdi. Son olarak TRT’de yayınlanan ‘Tutunamayanlar’ dizisinde oynayan Kural twitter hesabından Hülya Avşar’ı hedef alarak, “Para için soyunanların Allah için giyinenlere laf söylediği iğrenç bir çağda yaşıyoruz!” dedi.
Gazeteci Tuba Akyol, “Said Nursî’den ‘sıfır beden’ baskısı” başlığını taşıyan 30.9.2007 tarihli Milliyet Pazar gazetesinde Bediüzzaman Hazretlerine hak vererek bakın neler anlatıyor: “Feminist kadın dergisi Pazartesi’den Handan Koç(1) geçen gün televizyonda Said Nursî’nin ‘Risâle-i Nur’undan bir bölüm okuyordu. Enteresandı. O yüzden aradım buldum…” “Risâle-i Nur, 24’üncü Lem’a: “‘Tesettür, kadınlar için fıtrîdir (doğuştan) ve fıtratları iktiza ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten (yaradılış olarak) zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale maruz kalmamak için fıtrî bir meyli var. ‘Hem kadınların on adetten altı yedisi ya ihtiyardır ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nispeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar; taarruza maruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın.’ “İşin acıklı tarafı, Said Nursî haksız da değil. Boy boy model fotoğrafları, güzellik takıntısı, sıfır beden falan derken, nerede öyle 10 kadında 3’ü gibi bir bolluk, son araştırmalara göre bugün artık neredeyse 100 kadından ancak 1’i kendini ‘yeterince güzel’ buluyor. “Doğuştan değil ama sonradan; kadınlar giderek bakılacak bir şeye dönüştürüldüler çünkü….”
Bıktım özgürlükten!
‘Hindu asıllı bir ateist’ iken 1999’da Müslüman olan dünyaca ünlü Hint şairi ve yazarı Kamala Das, The Times of India gazetesine verdiği beyânâtında tesettürün kadınlar için fıtrî olduğunu bakın nasıl anlatıyor: “İslâmı seçmemde tesettürün büyük rolü var. Tesettürü seviyorum. Müslüman kadının hayat tarzını seviyorum. Erkekler, mesture bir hanıma dönüp bakmazlar. Tesettür emniyettir. Batı kültürünün kadına tanıdığı özgürlük beni cezbetmiyor. Bilhassa, erkeklerin arzularını kabartan özgürlüğü kastediyorum. Delhi’deki kitap fuarında yayıncılar müşteri çekmek için yarı çıplak mankenler kullandılar. Utanç verici bir şey. Kadın vücudu Hindistan’da bile ticarî meta haline geldi.
“Ben özgürlük istemiyorum. Bıktım özgürlükten. Bütün samimiyetimle söylüyorum, özgürlük benim için bir yük haline geldi. Hayatımı düzenleyecek kurallar olsun istiyorum. Özgür olmayı değil, korunmayı arzu ediyorum ben. “24 yıl boyunca tesettürü tekrar tekrar denedim. Müslüman olmadığım halde Müslüman kadınlar gibi giyinip marketlere, konserlere, sinemalara gittim, seyahatlere çıktım. Gördüm ki mesture bir hanım her yerde saygı görüyor. Kimse dokunmuyor sana; laf atmaya bile cür’et edemiyor. Tesettür içinde tamamen emniyettesin. “İslâmın ilkeleri kadına kâfî derecede özgürlük alanı bırakıyor. Kadının kocasına veya daha yüksek bir otoriteye boyun eğmesini özgürlüğe aykırı bulmuyorum. Bunları dışlayan özgürlüğü fazlasıyla yaşadım, artık istemiyorum.”
(Kaynak: 22.09.2007 tarihli Yeni Şafak gazetesi)
Tesettür, emniyet ve güçtür!
“Müslüman ülkelere yaptığımız seyahatlerde cami ziyaretlerinde saygıdan dolayı başımı örtüyordum. Ancak Amerika’da toplum içine başörtüsü ve pardesü giyerek çıkmak ilk anda beni endişelendirdi. Ama projem için yapmam gerektiğine inanıyordum. Dışarı çıktığımda kendimi güçlü ve emniyette hissettim. Sanki kendime güvenim daha da artmıştı. Örtülü hanımların kuvvetli bir karaktere sahip olduklarını fark ettim. Batılıların düşündüklerinin aksine, onların hiç de baskı altında olmadıklarını anladım. Kendilerinden emin ve kıyafetlerinden dolayı gurur duyduklarını hissettim.”
(3 Mayıs 2009, Pazar)
Bu sözler, Washington Üniversitesi’nde “Müslümanların Amerikan Toplumundaki Yeri” konusunda proje çalışmasını götüren beş öğrenciden biri olan Hailey Woldt’a ait. Hailey, 8 ayrı ülkeyi ziyaret ederken sıra Türkiye’ye geldiğinde başörtülülerin üniversiteye alınmadığına şahit olmuş. Ama Amerika’nın çeşitli şehirlerinde tesettürlü bir hanım olarak hiçbir baskı görmeden yaşamış.
Bende örtünmek istiyorum diyen milliyet yazarı
Milliyet yazarı Ece Temelkuranda, 19 Eylül tarihli yazısının bir yerinde şöyle demiş: “Hiçbir dine inanmamama rağmen, itiraf edeyim ki, bu ikiyüzlü erkek dünyası içinde bazen ben bile kapanmak istiyorum. Türban takmak, çarşafa girmek değil, üstüme büyük bir nevresim çarşafı örtüp çıkmak istiyorum sokağa.” “İşyerlerinde tacizler sokakta saldırılar. Örtü Kadının zırhıdır, ben de örtünmek istiyorum.
Unutulmamalıdır ki Allah kainatı bir denge üzerine kurmuştur. Kadın tesettürüne ne kadar dikkat ederse etsin, erkek zihniyetini düzeltmiyorsa veyahut erkek ne kadar zihniyetini düzeltse de bakışlarını sakındırsa da, kadın tesettür emrini yerine getirmiyorsa toplumda ahlaksal çöküntüler ve taciz/tecavüz suçları gün geçtikçe artacaktır. Son olarak, tesettür tutsak değildir. Zorlama değildir. Kölelik değildir. İslam’ın erkeği özgür bırakıp, kadını kısıtlaması değildir. Aksine kadını tutsak gözlerden sakındırır. Modaya, makyaja, topluma köle olmaktan korur. İnciyi değerli yapan okyanusun kilometrelerce altında istiridyenin içinde korunuyor olmasıdır. Çakıl taşını değersiz yapan ise sahilde binlerce insanın ulaşabileceği yerde bulunmasıdır. Rabbin seni seviyor, senin güzelliğini muhafaza etmek, seni değerli kılmak ve yüceltmek için başının üstüne ayetini koyuyor, tıpkı inciyi istiridye de muhafaza edip değerli kıldığı gibi …
Ece Temelkuran: “Ben de kapanmak istiyorum”
Dünyaca meşhur modern dansçı İsviçreli Rabia Christine Brodbeck: “Başörtüsü bir tevazu simgesidir ”
Umberto Eco: “Örtü kadını zarifleştiriyor”
Modacı Cemil İpekçi: “Türban kadını özgürleştiriyor.”
Pierre Cardin: “Kapanmak kadına yakışıyor.”
Hollandalı Sigrid Van Rodeo: “Başörtüsüyle saygı görüyorsunuz”
ABD`li psikologlar Barbara Frederickson ve Tomi-Ann Roberts: “Kadın fıtratı açıklığı reddediyor”
Örtüye özenen sanatçılara Reha Muhtar soruyor: “Bu sanatçılara ne oldu da türban takıyorlar?”
İşte cevap! Prof. Nevzat Tarhan: “Kadın dişilik değil kişilik istiyor.”

ARA REKLAM ALANI
REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.