DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 30°C
Parçalı Bulutlu

ALLAH’A DÜŞMAN OLANLARI DOST EDİNENLER KIYAMET GÜNÜ LANETLEŞECEKLER

17.06.2020
1.984
A+
A-

Kuranı Kerimde “İbrâhim as Allahın kanunlarını nizamını terk edip kullara kulluk eden batıl lider ve ideolojilerin etten taştan putların peşinden giden milletini şöyle uyarmıştı: “Dünya hayatında, Allah’ı bırakıp aranızda putları muhabbet vesilesi kıldınız. Sonra kıyâmet günü, birbirinize küfreder ve karşılıklı lânet okursunuz. Varacağınız yer ateştir; yardımcılarınız da yoktur.”

Varsın onlar Onu ateşlere atmaya çalışsınlar, varsın o kâfirler Onu susturmaya, yok etmeye soyunsunlar, bakın merhameti sonsuz olan Allah’ın merhametli elçisi her şeye rağmen yine de onları ateşten koruma, cehennemden kurtarma çabasına, onların akıllarını başlarına getirme uğraşısına devam ediyor. Onları müslüman edip cennete gönderme kavgasını sürdürüyor. Diyor ki, ey kavmim, sizler bu dünya hayatında o hayatın sahibi olan Allah’ı bırakıp bir kısım putlara tapınıyorsunuz. Dünya hayatında aranızda bir sevgi olsun diye o putlar, o yapay tanrılar, sahte tanrıçalar sizi ortak bir ideale, ortak bir hayata, ortak bir düşünceye götürüyorlar.

ARA REKLAM ALANI

Ama unutmayın ki belki Allah berisinde kendi kendinize uydurup diktiğiniz o putlar, o ETTEN tanrılar etrafında, onların arzu ve istekleri çerçevesinde, onların emir ve yasaları içerisinde güzel bir dünya yaşayabilirsiniz. Ve aranızdaki sevgiyi, bağları, kardeşliği, vatandaşlığı da onun etrafında geliştirip sağlamlaştırabilirsiniz. Milliyetçilik, ırkçılık, laikçilik, vatancılık, filâncılık, falancılık gibi bağlarla birbirlerinize sıkı sıkıya bağlanmış olabilirsiniz. Ve bu dünya hayatında sarıldığınız bu SOYUT SOMUT putlar, desteklediğiniz bu şirk sistemleri sebebiyle bir takım dünya menfaatlerine ulaşmış olabilirsiniz. Kullar ve SAHTE tanrılar olarak bu dünyada birbirinizden faydalanmış olabilirsiniz. O putlar etrafında İDEOLOJİLER çatısı altında kurulu düzenden faydalanma planlarınız size faydalar sağlamış olabilir. O putlar etrafında, o etten tanrılar etrafında bir takım dünya ikballerine ulaşmanız mümkün olabilir.

Ama unutmayın ki bir gün öleceksiniz. Bir gün ölürsünüz ve yine bir gün dünya da ölür. Bir gün kıyâmet kopar ve bu hayat son bulur. Ve o kıyâmetin arkasından birbirinize küfredersiniz. O kıyâmetin arkasından bir kısmınız bir kısmınıza lânet okur. Aranızdaki tüm menfaat bağları, tüm protokol bağları kopuverir de birbirlerinize küfretmeye, lânetler okumaya başlardınız. Yok sen ettin, sen yaptın, sen bizi bu hale getirdin, sen bizi saptırdın, sen bizi kulluktan çıkardın, sen bizi kâfir yaptın, sen bizi cehenneme sürükledin diyerek birbirinize lânetler savurmaya başlarsınız da yeriniz yurdunuz ateş oluverir. Ve o zaman asla bir yardımcı da bulamazsınız kendinize. Sizi o ateşten kurtaracak hiçbir dost bulamazsınız.

Eğer Rab olarak, İlâh olarak, Mâbud olarak Allah’ı bırakır da böyle birbirinizi tanrılar ve kullar edinirseniz, böyle sahte tanrılar etrafında ideolojilerin çatısı altında toplanarak onlar kaynaklı bir hayat yaşarsanız, belki bu dünyanın zevklerine, eğlencelerine, geçici devlet ve saltanatlarına ulaşabilirsiniz. Geçici güç ve kuvvetlerini elde edebilirsiniz. Allah’ı bırakıp bu sahte tanrılara kulluğunuz sayesinde dünya menfaatlerini devşirebilirsiniz.

Ama bir gün kıyâmetin kopuşu gerçekleşip de Rabbinizin huzurunda toplandığınız bir ortamda sahte kullar ve tanrılar olarak birbirinizin yakasına sarılıp birbirinize küfretmeye başlayacak, birbirinizi suçlamaya, birbirinize lânet okumaya başlayacaksınız. Ey alçak tanrı, senden dolayı oldu bu. Senin yüzünden bunlar başımıza geldi. Senden dolayı, senin hatırına ben kâfir oldum. Senin takip ettiğim için, senin arzularına, senin yasalarına teslim olduğum için ben müşrik ol-dum. Şu anda bu cehenneme gitmeme sebep sensin. Sen beni zorlamasaydın, sen beni Rabbimle, Rabbimin arzularıyla, Rabbimin yasalarıyla baş başa bıraksaydın ben seni değil Rabbimi dinleyecektim.

Sen bizim hukukumuzu değiştirmeseydin, sen bizim kılık kıyafetimizle oynamasaydın, sen bizim dilimizi değiştirmeseydin, sen bizim dinimizi yasaklamasaydın, sen bizim kitabımızı öğrenme yollarımızı kapamasaydın, sen bizim okullarımızı kapatmasaydın, sen bizim yasalarımızı değiştirip kendi yasalarını bize dayatmasaydın şimdi bir bu ateşe gitmeyecektik. Sen yaptın alçak. Sen bozdun hain. Bütün suç sendedir diye birbirinizi suçlamaya, birbirinize küfretmeye, lânet okumaya başlayacaksınız. Şimdi birbirlerini alkışlayan, efendim senin için varız, senin için yaşıyoruz, senin yolunu takip ediyoruz diyenler, birbirlerini tanrılar kullar kabul edenler yarın birbirlerini kötüleyecekler.

Ama istedikleri kadar birbirlerini kötülesinler, istedikleri kadar birbirlerine lânet okusunlar, her iki taraf ta cehenneme gidecekler. Tanrılar da, kullar da, tanrı kabul edilenler de, kul kabul edilenler de ateşte birleşecekler. Ve orada, birlikte girdikleri cehennemde asla bir yardımcı bulamayacaklar. Ne tanrılar kullarına yardımcı olabilecek, ne de gönüllü kullar tanrılarını kurtarabilecekler.

Halbuki bu dünyada ne kadar da birbirleriyle beraberlerdi değil mi? Bu dünyada ne kadar da birbirlerine bağlılardı değil mi? Kullar bu dünyada tanrılarına laf ettirmiyorlardı. Tanrılarının yasalarına toz kondurmamaya çalışıyorlardı. Tanrılarını her tür tehlikeye karşı korumaya, koruma yasaları çıkarmaya çalışıyorlardı. Tanrıları adına canlarını bile seve seve vermeye hazır görünüyorlardı. Tanrıları hatırına Allah’a Allah’ın dinine, Allah’ın şeriatine küfretmeye çalışıyorlardı. Allah’ın peygamberine düşmanlıkta tanrılarıyla işbirliği yapıyorlardı. İbrâhim (a.s)’ı ve Onun yolunun yolcularını ateşlere atmaya, kodeslere tıkmaya, susturmaya çalışıyorlardı. Müslümanları yeryüzünden silmenin hesaplarını yapıyorlardı. Tanrıları adına İbrâhim (a.s)’ın cezalandırılıp ateşe atılışını zevkle seyrediyorlardı. Ekonomik ve siyasal güçleri, kuvvetleri onları sersem ediyordu. Allah, peygamber, din, ölüm, diriliş, hesap, kitap hiçbir şey hatırlamaz hale geliyorlardı. Ama işte şimdi her şey bitti. Hayat bitti, dünya bitti, saltanat bitti, güç kuvvet bitti, tanrılık bitti, kulluk bitti, protokoller bitti ve şu anda İbrâhimlerin kendilerini ateşten kurtarmaya çalışmalarına karşılık İbrâhimleri ateşe atmaya çalışanlar ateşin içindeler, cehennemi boylamışlar ve orada birbirlerine küfretmekle meşguller. Dünyayı cennete çevirmeye çalışan müslümanların dünya hayatını cehenneme çevirmeye çalışan akılsızlar şu anda cehennemde birbirlerini lânetliyorlar.

Halbuki onlar insan olarak yaratılmışlardı. Allah onlara akıl, fikir, göz, kulak ve kalp vermişti. Halbuki Allah onları ahsen-i takvim üzere yaratmıştı. Halbuki Allah meleklerine bile vermediği üstün özelliklerle donatmıştı onları. Halbuki her bir dönemde Allah elçilerini, kitaplarını göndermişti onlara. Görsel ve işitsel âyetleriyle karşı karşıya bırakmıştı onları Rabbimiz. Bütün bunlara rağmen yine de onlar bakın kendilerini kurtarmaya gelmiş bir Allah elçisine düşman kesiliyorlar, onunla beraber olan müslümanlara en acımasız cezalar vermeye çalışıyorlar. Küfrü, şirki, Allah’la çatışmayı şeref zannediyorlar. Bu nasıl bir hayat? Bu nasıl bir anlayış gerçekten anlamak mümkün değil. Evet insanlar, toplumu İbrâhim (a.s)’ı reddettiler.

Sebe suresinde 31-34. Ayetlerde de kıyamet günü, Allaha tevhide dine imana düşman olan yöneticilerin çeşitli güç sahiplerinin ve yönetilenlerin iman etmeme suçunu birbirlerine atıp, birbirlerini suçlayacakları bir sahneden bahsediliyor. İman etmeyen halkların ve yöneticilerin birbirlerini suçlaması..

Zerre kadar hayrın ve zerre kadar şerrin bile hesabının görüleceği, sorgu sualin zerreler üzerinden yapılacağı o gün, herkes birbirini suçlayacak. Halk diyecek ki, ya Rabbi! Bizim hiç bir suçumuz yok. Bizi bu yöneticilerimiz yoldan çıkardı. Onların yayınlanmasına izin verdikleri ahlaksız dizi ve filmler yüzünden nesillerimizin ahlakı bozuldu. Onlar toplumun ahlakını ifsad eden sanatçılara ve artistlere hürmet ettiler, değer verdiler bizde onları örnek aldık. Onların ekonomistleri bize faizi ekonominin vazgeçilmez bir kuralı olarak tanıttığı için biz bu faiz belasına düştük. Onların kanunları nikâhsız ilişkiyi suç kapsamından çıkardığı için biz bu günahları işledik. Onlar, kumarı millileştirip, milli piyango, toto, loto adı altında pazarladıkları için gençlerimiz kumara bulaştı. Onlar, bakkallarda bile satılmasına müsaade edip, fabrikalarını açtıkları için biz içki müptelası olduk. Onlar Batıyla dostluklar kurup, bize Batıyı ulaşılması gereken muasır medeniyetler seviyesi olarak sundukları için biz de Batılıların ahlakını ve yaşam tarzını benimsedik. Bizim hiç bir suçumuz yok ya Rabbi! Bütün suç yöneticilerimizindir diyecekler.

Yöneticiler ise kendilerine yöneltilen bu suçlamalar karşısında halklarını suçlayacak ve diyecekler ki:

Hayır ya Rabbi! Asıl suçlu halklarımızdır. Çünkü bizi onlar yoldan çıkardı. Biz kendi halimizde insanlardık. Onlar bize dediler, bizi ancak sen kurtarırsın, vur de vuralım öl de ölelim dediler. Evet, biz ahlaksız dizi ve filmlerin yayınlanmasına izin verdik, çünkü bu halk o dizileri izleyip reyting rekorları kırdırarak bizden bunu talep etti. Evet, toplumun ahlakını ifsad eden sanatçılara değer verip hürmet ettik, çünkü onları bu halk şöhret yaptı. Onlarla bir fotoğraf çekilmek için birbirlerini çiğnediler. Çocuklarının onlar gibi olmasını istediler. Evet, bizim ekonomistlerimiz faizi ekonominin vazgeçilmez bir kuralı olarak sundu ama bu halk da gitti yüz milyonun üzerinde faizli kredi kartı çıkarttı, bir milyon yüz bin esnaf gittiler faizli kredi çektiler, evlerini faizle aldılar, arabalarını faizle aldılar, düğünlerini bile faizle yaptılar. Bizim bir suçumuz yok ya Rabbi! Evet, biz içkinin fabrikalarını açtık, kumara Milli piyango dedik ama bu halk da gitti bir yılda otuz beş milyon piyango bileti satın aldı.Biz, kanunlarımızla nikâhsız birliktelikleri suç olmaktan çıkardığımızda halkalarımız, vardır bir bildikleri, dediler. Batıyla dostluklar kurup, onların birlikteliklerine üye olduğumuzda sevinçten havai fişekler attılar. STK’ları vardı, cemaatleri vardı, hocaları, âlimleri, yazarları vardı ama bir kez bile bizi ikaz etmediler. Bunlar yapıyorsa vardır bir hikmeti dediler. Kazanımlarımızı kaybetmeyelim! Başka çaremiz mi var kardeşim! Dediler. Ve böyle atışırlarken hepsi, azabı gördükleri o esnada, pişmanlıklarını içlerine atarlar…(sebe 33) Ve yine: Yüzleri ateşte gâh bu yana, gâh öbür yana çevrileceği gün:”Ah!” derler, “ah ne olurdu!Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke Peygambere itaat etseydik!” “Ey ulu Rabbimiz!” derler, “sözün doğrusu, biz önderlerimizin ve büyüklerimizin dediklerine uyduk, ama onlar bizi yoldan saptırdılar.” “Ey ulu Rabbimiz! Onlara azabın katmerlisini ver ve dehşetli bir lânetle onları rahmetinden uzaklaştır!”(ahzab 66/68)

ALİ KÜÇÜK HOCANIN TEFSİRİNDEN FAYDALANILMIŞTIR

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.