DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 31°C
Parçalı Bulutlu

EYY RAMAZAN HOCAM SENİN DAVET ETTİĞİN TEVHİD ONLARA AĞIR GELDİ

27.05.2020
2.973
A+
A-

TEK OTORİTE TEK KANUN KOYUCU ALLAH DEDİ…

ARA REKLAM ALANI

Malumunuz kaç gündür gündemde olan Diyarbakırda gariban bir mazlum bir davetçi var.Yıllardır bi camide kendi halinde özellikle TV ekranlarında İslamın anlatılmayan yönlerini yanlarını özellikle anlatma derdinde olan bir abimiz. Diyarbakır tarihî Ulu Camii müdavimlerinden Ramazan Böçkün; diğer bilinen adıyla Ramazan Hoca… Kendi hâlinde bir İslâm davetçisi. Cami’ye gelen insanları sadece âlemlerin Rabbine kul olmaya davet ediyor. 28 yıldır okuduğu ve “kalbimi onunla temizledim” dediği Kur’an-ı Kerim’i, Allah’ın gönderdiği gayeye uygun olarak insanlara açıklıyor. Kur’an’ı ancak temiz akıl sahipleri idrak eder” [Bakara 269] ayetini şiar edinerek insanları tertemiz İslâmi fikirlere davet ediyor.

2017 yılında yaşanan bir olayda camiye uygunsuz kıyafetle girmek isteyen bir kadını uyarması sonucu aynı kadının şikâyetiyle istanbul sözleşmesinin sonucu tabi olarak hakkında dava açıldı ve “tacizci” iftirasıyla suçlu(!) bulundu. Bu iftira yetmezmiş gibi bir de mahkeme tarafından akıl sağlığı testine gönderilerek hem kendisi hem de onun nezdinde İslâm daveti taşıyıcıları aşağılanmaya çalışıldı. Nihayetinde söz konusu davanın sonuçlanmasıyla deli denerek  Elazığ’da akıl hastanesine kapatıldı. Üstelik ailesinin açıklamasına göre Ramazan Hoca’nın delilik iftirasına okuma-yazma bilmeyen babası da belge imzalatılarak alet edildi.

Biliyoruz ki Rasulullah (a.s) da risalet davasından önce Mekkeliler tarafından yörenin en iyi ve en faziletli insanı olarak kabul edilmekte ve herkesçe onun dürüst-lüğüne ve ferasetine güven duyulmaktaydı. Ama Kur’an vahyolunma-ya başlayınca aynı insanlar O’na deli, mecnun demeye başladılar. Şu anlaşılıyor ki, aslında buna sebep Kur’an’dır.  Yani ne zaman ki Allah’ın Resûlü çevresine Rabbinden gelen âyetleri okumaya başladı, işte o andan itibaren kendisine deli, mecnun demeye başladılar. Bundan anlıyoruz ki, bugün de insanlardan kimileri peygamberî bir tavır ortaya koyarak, yani direk Kur’an okuyarak konuşmaya başlayınca, Kur’an anlatmaya başlayınca, etrafına Kur’an duyurmaya çalışınca insanlar onlara da aynı şeyleri söyleyeceklerdir. Çevrelerine Kur’an’ı duyurmaya çalışanlara, bunu kendisine dert edinenlere bugün de insanlar aynı seyi söyleyeceklerdir: “Sen delisin be! Ne biliyorsun sen Kur’an’ı? Nasıl anlarsın sen Allah’ın meramını? Nasıl cesaret edersin buna? Sen ki bir tamirci parçasısın! Sen Kur’an’ı bırak da şu şu kitapları oku bize! Boyundan büyük işlere bulaşma!” O kimseye deli diyecek, sapık diyecek, mezhepsiz, Vaha-bî… diyeceklerdir. Ama bakın Allah buyurur ki, “ey peygamberim! Onlar ne derlerse desinler! Sen Rabbinin nimetleri ile, Rabbinin nimetleri sayesinde asla deli değilsin! Peki Rabbimizin hangi nimetleri sayesinde deli değildi Allah’ın Resûlü? Yani Rasûlullah’a Rabbimizin hangi nimetleri vardı? İman, hidayet, risalet, peygamberlik, vahiy, Kur’an nimeti… Yani ey peygamberim, Kur’an’la, Kur’an sayesinde, Kur’an nimeti sa-yesinde sen asla deli değilsin. Zira bu nimete mazhar olan kişi asla deli olamaz. Kur’an’la beraber olan, vahiyle beraber olan kişi, vahiyle hareket eden kişi asla deli olamaz.” İşte bu Allah’ın tescilidir. Vahiy nimetine sahip olan, Kur’an’la hareket eden, hareket noktası Kur’an olan kişi hiçbir zaman deli olamaz. Hiç kimse ona deli diyemez. Eğer bizler de şu anda Peygamber gibi bir tavır sergileyebilir, Peygamberimizin misyonuna sahip çıkabilir, tıpkı onun gibi Kur’an’la beraber olabilir, Kur’an’la hareket edebilir, Kur’an’ı hareket noktası kabul ederek, imanla, hidayetle, peygamberlikle, vahiyle beraber olabilirsek, o zaman bilelim ki Rabbimizin bu tescili bizim için de geçerlidir ve kesinlikle bilelim ki biz deli değiliz, mecnun değiliz, haktayız, hidayetteyiz, doğru yoldayız. Zerre kadar kendimizden bir şüphemiz olmasın. Ama bunun aksini yapıyor, yani vahiyle beraber değilsek, vahyi tanımıyorsak, konuştuğumuz vahiy değilse, amellerimiz vahiy ürünü değilse, hareket noktamız vahye dayanmıyorsa, yaptığımız ve yapmadığımız şeyler vahiyden kaynaklanmıyorsa, işte o zaman kendi kendimizden şüphede olabiliriz. Acaba biz deli miyiz? Acaba biz mecnun muyuz? Acaba hayat programımızı iki ayaklı ya da ayaksızlardan mı alıyoruz? Acaba vahyin yerine insanların arzularını  mı oturttuk? İnsan kaynaklı bir hayatımız mı var? Bundan her an şüphede olabiliriz. Bunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmamalıyız. Bugün bizler de peygamber tavrı sergilersek bize de insanlar deli diyecekler. Çevreyi ciddiye almadan vahyin dediklerini yapmaya kalkarsak, hareketlerimizi, amellerimizi, bakışlarımızı, sevmelerimizi, küsmelerimizi, kılık-kıyafetlerimizi, mal-mülk anlayışlarımızı, hayata bakışımızı, ticaret anlayışımızı, dükkanımızı, tezgâhımızı vahyin istediği şekilde ayarlamaya çalıştığımız zaman deli bu diyecekler.  Ne istediler peki Ramazan Hocadan  onu düşünürken ayetler geldi gözümün önüne peygamber dönemi canlandı hayalimde gelin bakın dün peygamberin anlattığı davet tebliğ kimleri rahatsız ettiyse bugünde aynı şekilde Ramazan hoca ve benzerlerinin sözleri birilerine çoookk ağır geliyor..

Bakın Şura suresinde Rabbimiz  kendilerini çağırdığın bu şey, Allah’a şirk koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendine seçer ve O’na yöneleni kendisine iletir.”buyuruyor. Öncelikle şu bir hakikattır ki  Allahın kitabının anlattığı din Allahın peygamberlerinin salihlerin sıddıkların takva sahibi müminlerin anlattığı din hayatın tümüne karışan din olan Allah’ın dinidir. Allah gönderdiği dinin tevhidin bütün müntesiplerine diyor ki, “dini ayağa kaldırın, dini ikâme edin.” Yâni toplum hayatının her bir biriminde Allah’ın dini hakim olsun. Hukukta, ekonomide, siyasette, kılık-kıyafette, eğitimde ve hayatın her bir kademesinde Allah’ın arzuları hakim olsun.Hatta, Allah’ın dinini,  sadece yaşamak, onu başkalarına tebliğ etmek yetmemektedir. Ayrıca onu ayağa kaldırmak, toplumda o kuralları uygulamaya koymak da zorundayız.

Bizler Peygamberlerin şu iki vazifeyle görevlendirildiklerini BİLİYORUZ:

1. Allah’ın dininin hakim olmadığı toplumlarda Allah’ın dinini hakim kılıp ayağa kaldırmak, 2. Eğer toplumda Allah’ın dini hakimse, onu ayakta tutmaya devam etmektir. Peygamber yolunun yolcusu olan bizler de işte bu iki görevle görevliyiz, demektir. Diyarbakırlı Ramazan ve onun gibi İslam davetçilerinin derdi de peygamberlerin bu unutulmuş olan davet tebliğ vazifesini yerine getirmektir.Korkmayın yolsuzluk menfaat koltuk peşinde değiller onlar dertleri Allahın kanunlarını hatırlatmak ve yaşattırmak….  Eğer bu  dinin yasaları, bu dinin emirleri hayata hakim kılınıp toplumun tüm problemleri onunla çözümlenecek hale getirilmezse, ya da insanlar bu dine inanır, ama o dinin AHKAMI  reddedilecek olur, yâni dine inanılır ama onun hükümlerinin uygulanması reddedilecek olursa, o zaman Allah korusun St. Paul’un ahkamsız bir din ortaya koyarak Hz. Îsâ’nın dinini ortadan kaldırdığı  gibi, bu din de, bu dinin mensupları da yok olup gidecektir.Hayatta uygulanmayan bir din yok olmaya mahkum olacaktır. Bu dinin mensupları olduklarını iddia eden Müslümanlar da, sonunda bu dinin sadece vicdanlara hapsedilen, hayatta uygulanırlılığı olmayan bir takım kuru ahlâkî kurallar manzumesi olduğunu zannederek, hayatta uygulanan başka dinler, başka sistemlerin varlığını kabul ederek dinleriyle ilgileri kalmayacaktır.BU ELBETTE KABUL EDİLEMEZ.Bu hepimizi rahatsız etmeli.Rahatsız etmiş olmalı ki Diyarbakırlı Razaman hocada hakkı anlatıyor hak anlaşılsın istiyor. Zira Allah, âyet-i kerîmesinde son derece açık bir biçimde, “benim dinimi ikâme edin, benim dinimi uygulayarak ayakta tutun,” diye buyurur. UYARIR

Rabbimiz, âyette şöyle buyurmaktadır: “Peygamber ve peaygambe yolunun yolcusu davetçilere hitaben! Senin o kendisine çağırdığın şey Allahın kanunları yasaları yasakları arzuları  onlara ağır geldi.” Senin onları kendisine çağırdığın tevhid, onlara zor geldi. Senin onları dâvet ettiğin şirki terk ederek tevhide yönelme, Allah’tan başkalarının dinlerini, Allah’tan başkalarının  sistemlerini, kanunlarını uygulamaktan vazgeçerek sadece Allah’ın kanunlarını ve dinini uygulama, yaşama ve doğrultma emri onlara ağır geldi. Sadece Allah’a iman ve hayatın her kademesinde sadece O’na kulluk, sadece O’nu dinlemek, sadece O’nu razı etmeye çalışmak, sadece O’nun hayat programını uygulamak onlara zor geldi. Yani ey paygamner yolunun yolcusu Ey Ramazan hoca , senin bu dini açık ve net bir şekilde ortaya koyarak hayatlarında Allah’a kulluk yapanlarla Allah’tan başkalarına kulluk yapanları, Allah’ın dinini uygulamaya çalışanlarla Allah’tan başkalarının dinlerini, Allah’tan başkalarının sitemlerini uygulamaya çalışanları açığa çıkardığın için, sana kızmaktadırlar. Dün peygamber efendimize ne diyorlardı  “ne olacaktı da böyle bizim hayatımızdaki bozuklukları netleştiriverdin? Niye şirkimizi açığa çıkarıverdin? Bir toplumun hayatında hayat programı olarak sadece Allah’ın dini olmalıdır, her konuda Allah’ın dini söz sahibi olmalıdır, hayatın her bir kademesinde Allah’ın dini geçerli olmalıdır, katışıksız din sahibi olunmalıdır, diyerek bizim bozuk düzen din anlayışımızı niye açığa çıkardın? Halbuki rahatımız yerindeydi. Hem Allah’a kulluk ediyorduk hem de Allah berisinde hayatımızda söz sahibi kabul ettiğimiz bir kısım varlıkları, bir kısım insanları dinliyorduk. Hem Allah’ı hem de öteki Rabblerimizi razı etmeye çalışıyorduk. Hayatımızın bazı bölümlerine Allah’ı karıştırıyor, geri kalan bölümlerinde de öteki İlâhlarımızı söz sahibi kabul ediyorduk. Namaz, oruç, abdest gibi konularda Allah’ı söz sahibi biliyor, Allah’ın dediklerini uyguluyor, hukuk, eğitim, miras, kılık-kıyafet, ekono-mi, siyaset, ceza kanunları gibi konularda da öteki Rablerimizi söz sa-hibi kabul ediyorduk. Yâni hayatımızın din, âhiret içerikli bölümünde Allah’ın sistemini, Allah’ın dinini, Allah’ın şeriatini uyguluyor, dünya içerikli bölümünde de başkalarının dinlerini,  başkalarının sistemlerini uyguluyorduk. Tamam yine anlaşalım, yine aynısını kabul edelim. Hayatımızın bir bölümünü düzenlemesi konusunda yine Allah’ı söz sahibi kabul edelim. Ama hayatımızın öteki bölümlerini düzenlemek üzere öteki İlâhlarımıza da söz hakkı verelim. Bu konuda seninle anlaşabileceğimizi beklerken ey Muhammed, şimdi sen tuttun hayatın tümünde Allah’ın dinini uygulamamız gerektiğinden bahsediyorsun. Hayatın tümünde sadece Allah’ın söz sahibi olduğundan ve Allah’tan başkalarını dinlemememiz gerektiğinden bahsediyorsun. Katışıksız din sahibi olmamız gerektiğini söylüyorsun. Bu kesinlikle mümkün değil! Biz alıştığımız hayattan vazgeçemeyiz! Biz öteki İlâhlarımızdan vazgeçemeyiz,” diyerek o günkü mele takımı o günün ileri gelenleri peygambere böyle öfke duyuyorlardı. Bugünde değişen çok bir şey yok.Aynı öfke aynı iftiralar aynı sözler aynı kumpaslar bugünün İslam davetçilerine Ramazan Hocalarına söyleniyor  yapılıyor ta ki insanlar onları dinlemesin, insanlar uyanmasın….Çünkü Ramazan Hoca da karışan kanun koyan bir Allah anlattığı için insanları düşünmeye davet ettiği için hedefte şüphesiz…. Ne diyordu Ramazan Hoca Düşünmek zor iştir çünkü düşünmek sorumluluk gerektiriyor. İnsanlar düşünmek istemiyor hep rahata, tembelliğe alışmışlar. Biri bir şeyler yapmak, birilerini harekete geçirmek istiyorsa onları rahatsız etmesi lazım.”   Elbette bu sözleri söyleyen biri deli olamaz. Olayın duyulduğu günden beri sosyal medyada #RamazanHocaYalnızDeğildir etiketi üzerinden 200 binden fazla tweet atarak ve imza kampanyaları düzenleyerek Ramazan Hoca  savunuldu. Hoca’nın acilen serbest bırakılması için güçlü bir kamuoyu oluşturuldu.   elhamdulilah!

Eyy Ramazan Hocam Laikliği, demokrasiyi, kapitalizmi, Kemalizm’i, ateizmi, sosyalizmi vb. batıl fikirleri reddedişin hepsine yürekten bir “Lâ” deyip  Allahtan başka bir otorite bir kanun koyucu kabul etmemen,  Hiç bir Kınayıcının kınamasından korkmadan, iyiliği emredip kötülükten men etme farziyetini yerine getirerek mükâfatını sadece Allah’tan beklemen,

Ebu Zer misali tek başına verdiğin bu mücadele,

Özellikle de İstanbul Sözleşmesi denilen fesat sözleşmesini reddedişin

Birilerine çoookk ağır geldi . Senin davet ettiğin Kuran VE Sünnet İslam düşmanlarına ağır geldi be hocam.. Sen devam et seni asla yalnız bırakmayacağız..

Toplumda dini sadece Allah’a halis kılarak, hayatın her bir kademesinde Allah’ın dininin hakim olmasını isteyen ve bu uğurda canlarını bile fedâ edecek kadar mücâdele veren muvahhidler hep var oldu ve var olmaya devam edecektir biiznillah….

Ramazan hoca yalnız Değildir…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.