DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 29°C
Gök Gürültülü

YİNE BAŞÖRTÜSÜ DÜŞMANLIĞI YİNE ÇİFTE STANDART

Recep Gündoğan
Recep Gündoğan 1982 yılında Adananın yüreğir ilçesinde doğdu, Dönem dönem kıymetli İlim sahibi hocaların rahle i tedrisinden geçen Gündoğan, Asıl düşünce dünyasının temelini oluşturan fikirleri ise 2009 ve 2012 yılları arasında 3 sene boyunca ilim tahsil ettiği temel eğitim Medresesi oldu. Halihazırda Kent Gazetesinde İslami Bakış isimli köşesinde ve çeşitli haber sitelerinde haftalık makaleleri yayınlanmakta. Adana'da yaşamakta evli ve 3 kız 2 erkek olmak üzere 5 çocuk babasıdır.
10.05.2020
777
A+
A-

Şair diyor ya, Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne,

Acırım tükürüğe billahi tükürsem yüzüne!

ARA REKLAM ALANI

Evet


Siyaset dilinin insanları ayrıştırdığı, kutuplaştırdığı, kamplaştırdığı, iyice ötekileştirdiği bu son dönemde, Mart ayında, Adana’da yaşanan ve görüntüleri sosyal medyaya düşen islamofobik bu saldırı dikkatleri ister istemez tekrar yazının başlığına çekti.

İşi biraz daha uç noktaya götürüp islamofobik diyorum çünkü

Avrupa ülkelerinde meydana gelen benzer olaylarda bunun adına islamofobi denirken, Türkiye’de yaşanan bu ve benzeri olayları ise adli ve psikolojik bir vaka olarak görmek çifte standart değil midir?

Durumun vehametini anlamak için Islamofobi  ne demektir Kısaca bir hatırlayalım mı?

İslamofobi, kelime anlamı olarak “İslam korkusu” demektir. Müslümanlara ve İslam dinine karşı  ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir.

Hal böyleyken Türkiye’de, Müslümanların yönetimde olduğu bu ülkede zaman zaman haber bültenlerine de konu olan baş örtülülere, sakallılara ve giydikleri tesettürden dolayı Müslüman kadınlara yapılan bu gibi muameleler, neden basit bir adli vaka gibi görülüp geçiştirilmeye çalışılır, bu adli ve idari açıdan hakkaniyetli bir tutummudur?

Neden Türkiye’deki Müslümanlara, Müslüman yöneticiler tarafından üvey evlat muamelesi yapılır?

“Yani başka bir ülkede gerçekleşen, İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılan bir saldırıda İslamofobi diyerek Ortalığı ayağa kaldırıp, Türkiye’deki bir  saldırıda ise sus pus olmak, Durumu idare etmek, olayı geçiştirmek”

Bu en hafif tabiriyle ikiyüzlülük değil de nedir?

Aile Bakanlığı ve mevcut Aile bakanı Zehra Zümrüt Hanım, belediye otobüsünde bir genç’in mini etekli bir kıza, hiç tasvip etmeyeceğimiz ve kime yapılırsa yapılsın çok yanlış bir hareket olarak gördüğümüz bir şekilde, saçını çekip tokat atma olayında genç kızın lehine, dâvâya aile bakanlığı olarak müdahil olmak talebinde bulunuyor.

Ancak bunun yanında hiçbir şeyden habersiz bir şekilde yolda yürüyen başörtülü Bir genç kıza, daha sonradan tıp fakültesi öğrencisi olduğunu öğrendiğimiz Hasan.D isimli bir gencin, attığı yumruk sonucunda genç kızı feci şekilde darp etme olayınıda hatırlarsınız sanırım.

Genç gözaltına alındıktan sonra psikolojik sorunları olduğu gerekçesiyle bir rapor alınıyor ve sonuç, serbest.

Peki bir önceki olaya müdahil olmak için girişimde bulunan aile Bakanlığı bu olay karşısında neden üç maymunu oynuyor?

Aylardır Magazin haberlerini meşgul eden olayda ,Oyuncu Ahmet Kural’ın birlikte Nikahsız yaşadığı Sıla ismindeki Sözüm Ona sanatçıyı darp etmesi sonucunda Aile Bakanlığı ve mevcut bakan, hiç vakit kaybetmeden Sözüm Ona sanatçı Sıla’nın lehine davaya müdahil oluyor!

Nedir bu başörtüsüz insanlara duyduğunuz hayranlık, gösterdiğiniz hoşgörü, koruyucu ve kollayıcı yaklaşım Sayın Başörtülü bakan?

Bu hoşgörüyü ve hassasiyeti neden başörtüsünden dolayı şiddete maruz kalan kız çocuklarına göstermiyorsunuz?

Bu ve benzeri bir saldırıda, davasına müdahil olmanız için bir gencin, kısa şortlu, açık saçık veya Magazin haberlerine konu olacak, Önüne gelenle flört eden, Nikahsız yaşayan bir hayat mı yaşıyor olması gerekir?

Mart ayında Adana’da yaşanan olayda ise,

Y.D ve S.Ö İsimli, Yaklaşık 16 17 yaşlarında iki genç kız arkadaş derse giderken, olayda kullandığı dilden yola çıkarak, İslam ve başörtüsü düşmanı olduğunu anladığımız 35 – 40 yaşlarında bir kadın, durduk yerde, Muhtemelen Hayatında ilk defa gördüğü bu kız çocuklarına saldırıyor.

Siz gerici yobazların, fetö’cülerin bu toplumda işi yok terkedin bu ülkeyi gibi ağır hakaretler ve okurken yüzümün kızardığı, ancak burada kaleme alamayacağım ağır küfür ve hakaretler eşliğinde kız çocuklarının başlarındaki örtüye saldırıyor, Hatta bununla da hızını alamayıp Y.D isimli kız çocuğunun yüzüne tırnaklarını geçiriyor.

Çevreden olayı görüp koşan esnaflar kızı kadının elinden zorla aldıklarını söylüyorlar. “Bu durum görüntülerde de mevcut”

Kızı yaşındaki çocuklar karşısında ve toplumun içinde, saatli bomba gibi ne zaman patlayacağı belli olmadan ortalıkta dolaşan bu kadının, ne kadar alçaldığını sosyal medyada yayılan videoda, ağza alınmayacak küfürler savurduğunu ise dileyenler ifade tutanaklarında görebilirler;

Ancak dedim ya burada yazmaktan haya ediyorum.

Sahi, Siz hiç başörtüsü takmadığından dolayı bir başörtülü tarafından şiddete, ağır küfür ve hakaretlere maruz kalan bir bayan haberi gördünüz mü? Ben görmedim gören varsa yanlışımı düzeltin lütfen.

Hal böyleyken Yaşanan bu olayın islamofobik yani İslam ve başörtüsü düşmanlığından olmadığını Kim söyleyebilir?

Kendisi ile bizzat konuştuğum kız çocuklarından Y.D nin babası Ahmet Bey, Bu olayın kızını psikolojik anlamda çok yıprattığını, ve Bu işin peşini bırakmayacağını, ilgili bütün makamlarda ısrarla hakkını arayacağını söylüyor.

Bizler de dava sürecinin akibetini bekliyoruz.

Bununla birlikte yukarıda zikrettiğimiz muhtelif dâvâlara müdahil olmayı kendine vazife bilen Aile Bakanlığı ve müstakbel Başörtülü bakanının, sırf başörtüsünden dolayı şiddete maruz kalan bu gençlerin davasına müdahil olmasını bekliyoruz.

olur mu dersiniz?

Hiç mi hiç sanmıyorum Çünkü onlar başörtülüler!

Çünkü onlar üvey evlatlar!

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.