DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 19°C
Az Bulutlu

TÜRKİYEDE ADALET TERAZİSİNİN ÇİVİSİ ÇIKMIŞ, TUZ KOKMUŞTUR!

Recep Gündoğan
Recep Gündoğan 1982 yılında Adananın yüreğir ilçesinde doğdu, Dönem dönem kıymetli İlim sahibi hocaların rahle i tedrisinden geçen Gündoğan, Asıl düşünce dünyasının temelini oluşturan fikirleri ise 2009 ve 2012 yılları arasında 3 sene boyunca ilim tahsil ettiği temel eğitim Medresesi oldu. Halihazırda Kent Gazetesinde İslami Bakış isimli köşesinde ve çeşitli haber sitelerinde haftalık makaleleri yayınlanmakta. Adana'da yaşamakta evli ve 3 kız 2 erkek olmak üzere 5 çocuk babasıdır.
10.05.2020
801
A+
A-

Alparslan Kuytul davası hukuki bir Dava olmaktan tamamen çıkmıştır.

Dosyada hiçbir delil olmamasına rağmen, matbuu gerekçelerle denilerek ve hiçbir açıklama gereği dahi duyulmadan, devamlı olarak tutukluluğunun devamına karar verilmektedir.

ARA REKLAM ALANI

Adalet terazisinin mihenk taşı olan

“Beraat-ı zimmet asıldır” aksi ispatlanana kadar herkesin suçsuz kabul edileceği evrensel hukuk kriterinin dahi, bu ve benzeri birçok davada ayaklar altına alındığı açıkça görülmektedir.

Türkiye’de Adalet terazisinin çivisi çıkmış, tuz kokmuştur.

Dava dosyasında bulunan ve Milli İstihbarat Teşkilatı, KOM Daire Başkanlığı, terörle mücadele Daire Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü başmüfettişince,

Gerek Alparslan kuytul’un, gerek vakıf gönüllülerinin, gerekse de dosyada adı geçen 45 kişinin isnad edilen iddialarla hiçbir bağlantısının kurulamadığı açıkça bildirilmiş olmasına rağmen, mahkeme üzerinde oluşturulan siyasi baskı bir kez daha haksız tutukluluğun devamına karar verdi.

10 Mayıs cuma günü Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen “suç örgütü kurmak ve yönetmek, nitelikli dolandırıcılık” davasının 2. duruşmasında mahkeme heyeti, 2016 yılından beri devam eden ve bir tek delil kırıntısı dahi bulunamayan soruşturmada, bir hukuk garabetine daha imza atıp, delillerin toplanamaması(!) gerekçesiyle Alparslan Hoca ve Ali Alagöz’ün tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı 22 Ağustos 2019 tarihine erteledi.

Mademki dava süreci boyunca bir delil kırıntısına dahi rastlanmamış ve bundan dolayı da terör davası ve Furkan vakfı davalarından 8 kasım ve 24 Ocak tarihlerinde haklı olarak ilk celselerde tahliye kararları almış, O halde, Beraatı zimmet asıldır ve kişinin suçu ispat edilinceye kadar suçsuzdur, Evrensel insan hakları karinesi’nin devreye girmesi gerekmiyor muydu?

Demek ki neymiş, Türkiye’de herhangi bir sebeple cezaevine giren bir kişinin, bir kanaat önderinin oradan kurtulabilmesi için İsnat edilen suçlarla alakalı delil bulunamaması, hukuken suçsuzluğunun anlaşılmış olması ve hatta MİT, KOM, TEM ve Vakıflar Genel Müdürlüğü gibi devletin en Yetkin kurumlarının, mahkemenin talebi üzerine dava dosyasına eklemek üzere gönderdiği,

“Alparslan Kuytul isimli şahsın iddia edilen Terör örgütleriyle hiçbir bağlantısı tespit edilememiştir” yönündaki belgeleri bile yetmiyormuş. (merak edenler, dava dosyasında mevcuttur görebilirler) yani Türkiye’de tahliye olabilmek için suçsuz olmak tek başına yeterli gelmiyormuş!

Peki ya?

Öyleyse tamda bu noktada, dava sürecinin başından beri “benim dosyam Suç Dosyası değil sus dosyasıdır” diyen Alparslan Kuytul’un tutukluluğunun devamına karar verilmesinin asıl sebebine, yani 10 mayıs Cuma günü mahkemede yaptığı savunmanın satır aralarına bir bakalım.

Mahkemeye SEGBİS üzerinden bağlanarak savunmasını yapan Alparslan Hoca, suç örgütü suçlamasına ilişkin,

Hangi suç örgütü siyer dersi yapar?

Hangi suç örgütü tefsir dersi yapar?

Hangi suç örgütü alternatif eğitim programları yapar?” şeklinde konuştu.

Alparslan Hoca savunmasına “Ayrıca iddianamede ‘İslam Medeniyeti istiyor ve hükümeti de eleştiriyor’ deniyor. Evet! Ben İslam medeniyetini istiyorum ve bununla da şeref duyuyorum” ifadeleriyle devam etti.

Alparslan Hoca savunmasında gür bir sesle “Hükümete beyat etmedim ve etmeyeceğim de. Kral Çıplak bunu herkes biliyor gizlemenin bir anlamı yok, Bana ne derseniz deyin ama dolandırıcı demeyecektiniz. Bana bunu söyleyeceklerine kafama sıksalardı, ama keşke bu kadar alçalmasalardı” ifadelerini kullandı.

Alparslan Hoca: “Bana sus diyorlar. Susmayacağım. Beyat da etmeyeceğim. Bu işin içinde emniyet, yargı, istihbarat kim varsa hepsine hakkımı haram ediyorum.” diyerek savunmasını tamamladı,

Ve sonuç olarak mahkeme heyeti tutukluluğunun devamına karar verdi.

Esas itibariyle mahkemenin verdiği Bu karar sadece Alparslan Kuytul Hoca ile alakalı değildir, Onun şahsında yargılanan ve mahkum edilen gerçek İslam davasını anlatan tüm Hocalar ve cemaatlerdir ve Müslümanlar bu kararı böyle algılamalıdır. Alparslan Kuytul Hoca Vatanını, milletini seven toplumun büyük bir kesiminin teveccühünü kazanmış kıymetli bir Âlimdir.

O, Türkiye’de tevhidi, Kur’an ve sünneti anlatması, İslam’a ve müslümanlara olan hassasiyeti, doğruları korkusuzca söylemesi, yanlışa yanlış demekten çekinmemesi, mazluma sahip çıkması, zulmün karşısında durması ile gönüllerde taht kurmuştur.

Eyy ona zulmeden ve hizmetine engel olmaya çalışanlar. Şunu bilin ki, bu Çilekeş Âlim 40 yıl İslam’a ve İslam davasına hizmet etti, rahat yüzü görmedi, Allah rızasından başka bir gayesi, İslam medeniyetinden başka bir hedefi, Tevhid dışında başka bir davası, Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı demekten başka bir söylemi olmadı.

Eyy Tevhid hakikatini Her platformda korkusuzca haykırdığı ve yanlışlarla dolu olan nizamınızı reddettiği için ona düşmanlık edenler, önünü kesmeye çalışanlar, kardeşlerini etrafından dağıtarak Onu yalnızlaştırmak isteyenler,

Şunu bilin ki;

Siz ona zulmettikçe o güçleniyor,

Siz insanlara korku vererek onun etrafından dağıtmak istedikçe, onun sevenleri çoğalıyor,

Siz onun tek silahı olan diline kilit vurmak istedikçe, onun sesi nârâ olup duvarlar, şehirler, ülkeler aşıyor bunu görmüyor musunuz?

sizler karanlık odalarda ona karşı yalan ve iftiralarla dolu planlar hazırlarken, Allah onun şanını, şerefini yüceltiyor,

O, hayırlı hizmetler yapmaya devam ettikçe, siz onun hizmetlerini görmeyip önünü kesmeye çalışıyorsunuz,

Ancak Allah azze ve celle bu hizmeti bitirmeyi size nasip etmedi ve etmeyecektir.

Hasta akıllarınız bunu idrak edemiyor,

kör gözleriniz bu gerçeği hâlâ göremiyor mu?

Eyy Zalimler, şunu da unutmayın ki;

O zındanda mazlumiyetin izzetini yaşarken, Siz dışarıda yaptığınız zulmün zilletini yaşayacaksınız,

gün gelecek, günahlarınız, yalanlarınız ve bütün ayak oyunlarınız ortaya dökülecek, kalplerde yeriniz kalmayacak, sizin de isminiz kötü anılacak, rezil olacaksınız.

Ey zalimler, O, Hakkı söylemenin bedelini öder ve ödüyor da.

Ama siz, onu iftiralarla haksız yere hapse atmanın bedelini mahkeme-i Kübra da ödemeyeceksiniz.

Ve Eyy bu güzide Âlimin arkadaşları, kardeşleri, talebeleri.

Şu konuda kalbiniz mutmain olsun ki, Rabbim ona bir misyon yüklemiş ve Rabbimin planı tıkır tıkır işliyor,

O, Bu ümmetin son yüzyılda çıkardığı en önemli değerlerinden biridir, O ve onun gibi Tevhid’in savunucusu muvahhit Alimler, Bu ümmetin ve Müslümanların onurudur, şerefidir; her ne pahasına olursa olsun onu yalnız bırakmayın.

Ona uygulanan bu baskı ve zulüm karşısında asla ye’se düşmeyin, üzülmeyin ve gevşemeyin,  muhakkak ki üstün gelecek ve aziz olacak olan, Tevhid hakikatini ayağa kaldıranlardır, yani sizlersiniz.

Allah sizinle beraberdir,

Dostu ve dayanağı Allah olanın başka dost ve dayanağa ihtiyacı yoktur…

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.