DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 28°C
Az Bulutlu

ŞAHSİYETİN MUHAFAZASI İÇİN YANLIŞA MUHALEFET ŞARTTIR.

Recep Gündoğan
Recep Gündoğan 1982 yılında Adananın yüreğir ilçesinde doğdu, Dönem dönem kıymetli İlim sahibi hocaların rahle i tedrisinden geçen Gündoğan, Asıl düşünce dünyasının temelini oluşturan fikirleri ise 2009 ve 2012 yılları arasında 3 sene boyunca ilim tahsil ettiği temel eğitim Medresesi oldu. Halihazırda Kent Gazetesinde İslami Bakış isimli köşesinde ve çeşitli haber sitelerinde haftalık makaleleri yayınlanmakta. Adana'da yaşamakta evli ve 3 kız 2 erkek olmak üzere 5 çocuk babasıdır.
10.05.2020
813
A+
A-

ŞAHSİYETİN MUHAFAZASI İÇİN YANLIŞA MUHALEFET ŞARTTIR.

Ülkemiz özelinde son 20 yıldır siyasal sosyal ve kültürel gelişmelerin müslümanlar üzerinde ne tür hasarlara, ne gibi kayıplara sebebiyet verdiği konusunda muhakkak ki Akıl sahibi her Müslümanın söyleyebileceği hususlar İllaki vardır, olmalıdır’da.

ARA REKLAM ALANI

Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki yukarıda zikrettiğimiz gelişmelerin

Müslüman kimliklerde meydana getirdiği en büyük ve en önemli yıkım, Şahsiyet Erozyonu ve buna bağlı olarak omurgasızlıktır.

Önceleri izzetli bir duruşa sahip olan ve bu duruşu haklı olarak her platformda sergilemekten geri durmayan benim müslüman kardeşim,

Gelin görün ki, siyaseten desteklediği parti’ye zarar gelmesin düşüncesiyle, itikadına zarar verecek, kutsal değerlerine aykırı açıklamalar yapan yöneticiler karşısında sus pus olmuş, sesini çıkarmaz hale gelmişlerdir.

Mesela örnek verecek olursak Kuran’ın evrenselliğine, bütün zamanları kapsayıcılığına halel getirecek bir söylem’de bulunuyor,

1400 yıl önce gönderilen Kur’an’ın bazı hükümlerinin bugün uygulanma şansı kalmamıştır güncellenmelidir diyor, bizim Müslümana bakıyorsun çıt yok!

Laikliğin tanımının İslam’a göre ne olduğu ayan beyan belli iken, Mısır’a gidip (artık ne hikmetse) İslam dünyasına laikliği tavsiye edip, “İslam alemi laikliğe hâlâ neden geçiş yapmıyor anlamış değilim” diyor.

Hatta zaman zaman bâzı konuşmalarında biz dînî esaslara dayalı bir parti değiliz diyor,

Yine bizim Müslümana bakıyorsun bir şey diyecek mi diye, tık yok.

Desteklediği Partinin bir başka yetkilisi “biz göreve geldiğimizde Tekirdağ’da 2 tane rakı fabrikası vardı Biz bunu 18’e çıkardık” diyor, bir başkası, “Avrupa birliği istedi zinayı suç olmaktan çıkardık” diyor, yine bir başkası, Allah’ın Kuranı Kerim’de şeytan işi pisliktir diye buyurduğu kumarı daha cazibeli bir hale getirmek için “Devletin şans oyunlarına yaptığı teşviki artıracağız” diyor, domuz kasaplık hayvan statüsüne alınıyor

kimseden ses yok.

Olağanüstü hal bahanesiyle yüzlerce yıldır Müslümanların göz bebeği olan ve toplumda birçok hayırlı faaliyete imza atan cemaatlere ve yöneticilerine operasyonlar yapılıyor, kapılarına kilit vuruluyor, Amerika’nın papazına verilen kıymet, toplumun yetiştirdiği, belki de bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda olan alimler ve kanaat önderlerine verilmiyor, sudan sebeplerle hapishanelere atılıyor vs vs vs.

Hangisini anlatalım hangi örneği verelim.

Ancak gelin görün ki bütün bunlar karşısında benim son dönem  Müslümanım, sırf partisine zarar gelmesin diye izzetli bir duruş sergileyemiyor.

Bırakın izzetli bir duruş sergilemeyi destek verdiği Parti’nin bir askeri gibi savunduğu bütün değerleri ayaklar altına alarak bu fikirleri bu uygulamaları kıyasıya savunuyor.

Ne diyordu Hazreti Ömer(ra)

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu”.

15 Temmuz hain darbe girişiminin sonrasında uğradığı soruşturmaların akabinde meslekten ihraç edilen ve cezaevine atılan kişilerin perişan durumda ekmeğe muhtaç haldeki ailelerine, çoluk çocuklarına, devletin bir bakanı tarafından söylenen “Ağaç kökü” yesinler sözünü, “Komşusu açken kendisi tok uyuyan bizden değildir” düsturuyla nasıl yan yana koyacağız.

Yurt dışına çıkış yasağı olduğu için deniz yoluyla başka bir ülkeye gitmek isterken, şişme botun batması sonucunda ölen 4 kişilik ailenin iki küçük çocuğuna, masum bebelerine sosyal medya üzerinden yazılan “Ölmeleri iyi oldu zaten büyüyünce onlar da terörist olacaklardı” diyen bu yeni nesil Müslümanı, Kuranda buyurulan,

“Ey iman edenler! Allah için adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin, sizi adaletten saptırmasın, Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır”.

Ayeti ile nasıl bağdaştıracağız bir fikri olan var mı ?

Sahi, Biz hangi ara bu kadar bozulduk;

Meğer ki duruşumuz karakterimiz, bağlı olduğumuzu sandığımız değerlerimiz, kriterlerimiz bozulmaya ne kadar meyyal imiş, ne kadar kırılgan bir duruşumuz varmış.

Hazreti Ebubekir halife olduktan sonra insanları toplayıp, “Size karşı yönetimde, Kur’an ve sünnet’ten, yani adaletten ayrılırsam bana nasıl muamele edersiniz” dediği zaman, karşısındaki topluluğun

“Vallahi Ey İman seni bu kılıçlarımızla düzeltiriz” çıkışı ve Hz Ebubekir’in buna mukabil ellerini kaldırarak “Elhamdülillah Ya Rabbi ben adaletten saptığım zaman kılıçları ile beni düzeltecek bir topluluk var karşımda” diyerek dua edişini biliyoruz değilmi?

Peki biz şahsiyet abidesi bu insanların, bu davranışlarını koruyabilmek ve devam ettirebilmek adına nasıl bir duruş sergilemeliydik.

Aslında çok basitti

Gerek dahilden, gerek hariçten

bizim önümüze sunulan her meseleyi, art niyetli veya cahilce uygulamaya geçirilen her söylem ve hareketi neye göre değerlendirmeliydik,

Mihenk taşımız ne olmalıydı?

Evet Rabb’imiz bu konuda’da bizi bize bırakmamış şükürler olsun; Kuranı Kerim’de Nisa suresinin 65 ayetinde bu gibi durumlarda nasıl davranmamız, neye müracaat etmemiz konusunda bizlere tarihi bir nasihat vermiştir.

“Hayır, hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarındaki çekişmeli, ihtilâflı konularda, seni hakem yapmadıkça ve verdiğin hükme içlerinde hiçbir burukluk duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmayacaklar” vesselâm.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.