DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Adana 19°C
Az Bulutlu

YERYÜZÜNDEKİ BÜTÜN SAHTE İLAHLARI DEVİRMEK VE KULA KULLUĞU BİTİRMEK İÇİN GÖNDERİLMİŞ TEK KİTAP

Muhammed Fatih Manaz
DİN KÜLTÜR ÖĞRETMENİYİM. KÖŞE YAZARLIĞI YAPIYORUM. HAYATIMI ÇOCUKLARA DOĞRU DİNİ ÖĞRETMEK OLARAK ADADIM
06.05.2020
2.209
A+
A-

BAKARA SURESİ 185:”Ramazan ayı öyle bir aydır ki onda insan­lara yol gösteren, hakla bâtılı ayıran, hidâyet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’an, o ayda indirildi.

Öyle bir Kur’an ki:Tüm insanlık için bir hidâyettir, yol göstericidir.Hidâyetin beyanları vardır, açıklanması vardır onda. Ve de Furkân’dır o. Furkân’dır bu kitap. Yâni hakla bâtılı ayırdetme özelli­ğine sa­hip olan bir kitaptır. Bir de hakkı bâtılı fark ettirme özelliğine sahip olan bir kitaptır o. Bu kitabı tanımadan, bu kitapla tanışmadan, bizim hak ve bâtılı tanıma imkânımız yoktur. Furkân’a ulaşmadan, bizim hakkı ve bâtılı tanıyıp, hakka tabi olup bâtıldan uzaklaşmış bir hayata ulaşmamız kesinlikle mümkün değildir. Bir de bu bize şunu hatırlatıyor ki, değer yargısı olarak bizim Allah’tan, Allah’ın kitabından başka biri­lerini kabul etme hakkımız yoktur. Yâni bir şeye iyi, ya da kötü de-me yetkimiz yoktur. Haram ya da helâl deme yetkimiz yoktur. Şu anda bi­rilerine sorsanız hepimiz ayrı ayrı bu iyi, şu kötü deriz. Öyle değil; Al­lah’a soracağız, Allah iyi demişse iyidir, kötü demişse kötüdür. Ya, bana göre bu iş böy­ledir! Olmaz, sana göre olmaz. Bana göre de ol­maz. Ya ne? Dik­kat ederseniz şu anda demokratik bir hava içinde in­sanlar her­kese herşeyi soruyorlar da Allah’a sormuyorlar. Problemleri Al­lah’a sormamanın sebebi de o probleme çözümü Allah’ça buldu­nuz mu artık diğer insanların hayat hakkı olamayacak da ondan. Çünkü hak ve bâtılı en iyi halleden Allah’tır, Furkân olan Allah’ın kitabıdır. Tüm insanlar için hidâyettir bu kitap. Halbuki biz Bakara sûresinin başındaki âyetlerde ki bu kitap, muttakiler için hidâyet rehberidir. Yâni bu kitabın müttakıler için hidâyet kaynağı olduğunu görmüştük. Ama burada yine gördük ki imiş bu kitap. Yâni tüm insanlar için hi­dâyet kaynağıymış. Bunun anlamını şöylece ifade edebileceğiz: Evet bu kitap insanların tamamı için hidâyettir. Tüm insanlığı hidâ­yete ulaştırmak için gelmiş bir kitaptır bu. Bırakın beş altı milyar insanı, bunun karesini küpünü alın, altmış milyar olsun, yüz altmış milyar olsun veya ifade edileme­yecek kadar daha çok olsun is­terse, dünya nüfusu insanlığın tümünü hidâyet etme özelliğine sa­hiptir bu kitap. Yeter ki insanlık bu kitaba inansın ve problemlerini bu kitaba göre çözmeye karar versin. Yeter ki insanlık Allah’la ba­rışmaya karar verip; ya Rabbi! Bizi kendine yönelt, bu kitabınla bizi hidâyete ulaştır, biz senin kitabını temel çözüm kabul ettik diyebil­sinler. O zaman bu kitap tüm dünya insanının problemleri ne cins olursa olsun hepsini birer birer çözecektir. Tüm insanlığı düze çıka-racaktır, bunda hiç şüphe yoktur. Çünkü Allah öyle diyor. Ama bu in­sanların hepsi bu işi gönül rızasıyla kabul etmediklerinden, etmeye­ceklerinden dolayı orada Rabbimiz:

ARA REKLAM ALANI

Buyurmuş. Siz bilirsiniz! Müttakıler hidâyeti kabul ettiler ve on­lara hidâyet kaynağı oldu bu kitap. Yâni tüm insanlığa hidâyet kay­nağı olarak inen bu kitaptan; ancak hidâyete talip olanlar fay­dalana­caklar, talip olmayanlar da bundan mahrum olacaklar anlı­yoruz. Evet, bu kitap beyyinattır da aynı zamanda. Herşey delille­riyle belli, âyetler belli, yasalar belli, hukuk belli, ekonomi belli, si­yaset belli, dünya belli, âhiret belli, cennet belli, cehennem belli, herşey en küçük bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde belli­dir.

Enbiya 25. …. her peygambere: “Benden başka İlâh yoktur, Bana kulluk edin” diye vahy etmişizdir.”

. Tüm peygamberlerimize vahy etti. Peki neyi vahy etmiş Rabbimiz? Tüm elçilerine gönderdiği vahyin konusu: Benden başka İlâh yoktur. Benden başka sözü dinlenecek, Benden başka yasaları uygulanacak, Benden başka kendisine kulluk edilecek İlâh yoktur. Öyleyse sadece Bana kulluk edin. İşte Rabbimizin tüm elçilerine vahyinin ana konusunu, temelini oluşturan budur. İlk elçi Adem (a.s) ile son elçi Muhammed (a.s) arasındaki tüm elçilere gönderilen vahyin, mesajın, dinin temelini Rabbimiz bu âyetinde özetliyor. Allah’tan başka İlâh yoktur. Allah kendisinden başka İlâh olmayandır. Tüm varlıkların kulluk ipleri elinde olan, sadece kendisine ibadet edilen, sadece kendisinin sözü dinlenen, göktekiler ve yerdekiler konusunda sadece kendisinin kanunları geçerli olan, herkesin kendisine boyun büktüğü tek varlık Allah’tır. Kendisine yönelinecek, kendisine kulluk edilecek tek varlık Allah’tır. Ondan başka İlâh yoktur. Ondan başka sözü dinlenecek, Ondan başka hatırı kazanılacak varlık yoktur. İbadetin, duanın, tevekkülün sadece kendisine yapılacağı, imdadın, yardımın sadece kendisinden isteneceği tek varlık Allah’tır. Tüm varlıklar adına kanun koymaya, onlara din ve şeriat belirlemeye, onlara hayat programı çizmeye yetkili tek varlık Allah’tır. Çünkü onları yaratan O’dur. Onların sahip oldukları her şeylerini onlara lütfeden O’dur ve sonunda onları öldürecek ve hesaba çekecek olan da O’dur. Onun dışında hiçbir kimsenin bu konuda tek kelime bile söz söyleme hakkı yoktur. Allah’tan başka hiçbir kimsenin kanun yapmaya, Allah’tan başka hiçbir kimsenin din belirlemeye, yâni hayat tarzı koymaya, hayat programı belirlemeye hakkı yoktur. Din koyucusu sadece Allah’tır. Hayat programını belirleyici sadece O’dur. Çünkü tüm varlıklar O’nundur, herkes ve her şey O’nun kuludur, O’nun mülküdür ve mülkünde söz hakkı da O’na aittir. Gökler ve yerde tek Melik, tek hükümdar O’dur. Yaratıcı, hayat veren, dirilten, öldüren, rızık veren, doyuran O’dur. İşte Rabbimiz buyuruyor ki İlâh Benim. Kulluğa lâyık, ibadete lâyık, sözü dinlenmeye lâyık Benden başka hiç kimse yoktur. Evet tüm yaratıklarından, meleklerden, cinlerden, insanlardan, kullarından, mülklerinden kulluk isteme hakkı da sadece Allah’a aittir.

Vahyin başlaması demek; Allah’ın insanoğluna; “Ey insan sen benim dünyamda oturan bir misafirsin, özgür bir varlık değilsin. Sen özgür bir varlık olmaya kalkışıyorsun. Benim dünyamda oturuyorsun, benim verdiğim rızıkları yiyorsun, benim verdiğim havayı teneffüs ediyorsun, ondan sonra da özgür olmaya kalkıyorsun, böyle bir şeye hakkın yok. Sen kul olarak yaratıldın, kul gibi yaşamak zorundasın. Hem sen, kendini benden daha iyi tanıyamazsın; sen kendini yaratmadın ki. Seni ben yarattım, o halde ben, seni senden daha iyi tanırım. Senin ihtiyaçların nedir ben bunu daha iyi bilirim” demesidir. Onun için; “Doğru yolu göstermek bizim üzerimize vazifedir” buyurmuştur.  Doğru yolu göstermek sizin üzerinize vazife değil. Sizin gibi olanlara nasıl yol göstermeye kalkabilirsiniz, kanunlar koyabilirsiniz? Onların sizden ne eksiği var? Sizin onlardan ne fazlanız var ki?   Onlar size; ‘Ben seninle eşitim. Neden senin dediğin oluyor benim dediğim olmuyor?’ derlerse ne diyeceksiniz. ‘Beni sen mi yarattın?’ derlerse ne diyeceksiniz. “Sen mi daha iyi bilirsin yoksa Allah mı?” derlerse ne diyeceksiniz?   Kur’an da aynı soruyu bir kaç yerde soruyor; “Siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı?”3 İşte Allah Azze ve Celle insanoğluna nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini öğretmek için, son kez kitabını indiriyordu. Kitabın indirilmesinin manası; artık sadece Allah’a itaat edilecek, yeryüzünde kullara kulluk yapılmayacak SAHTE İLALARIN YALANCI HAKMİYETİ SONA ERECEKTİ.

Kur’an’ın Mesajı Bütün Peygamberlerin Getirdiği Mesaj ile Aynıdır.

Kur’an’ın Mesajının Özü Kelime-i Tevhiddir.

Siz Allah Azze ve Celle’nin sadece her şeyi işiten, her şeyi bilen olduğunu, Semi’, Basîr olduğunu, Habîr, Rezzâk olduğunu, Rahman ve Rahim olduğunu anlatıyorsanız bunu kilisedeki rahip de anlatıyor. Kur’an sadece bunları bildirmek için gelmedi. Kur’an bütün bunları söyler ama bir şey için söyler. O cümleyi söylemedikten sonra, Kur’an’ın mesajını vermiş olamazsınız. O cümle şudur ki; Madem ki Allah her şeyi bilendir; O halde O’nun dediği olmalıdır. Madem her şeyin sahibidir; O halde O’nun dediği olmalıdır. Mademki Melik, gerçek hükümdâr O’dur, Aziz olan O’dur; O halde O’nun dediği olmalıdır. Mademki O’ndan daha iyi bilen yoktur; O halde O’nun dediği olmalıdır.Mademki bütün insanlar eşittir; O halde hepsinin yaratıcısı olan Allah’ın dediği olmalıdır.Bunu söylemedikten bunu kabul etmedikten bunu dinlmedikten sonra sonra bir şey anlattım bir şey kabul ettim bir şey dinledim zannetmeyin.

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.