• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 24 Mayıs 2019
  • 04:04
 
ONURSUZLUĞA DEVLET KORUMASI, İSLAMİ FAALİYETLERE TOMA, BİBER GAZI, JOP 09 Mayıs 2019, Perşembe

Verin mehteri verin!
Dindar nesil yetiştirme yolunda nur topu gibi bir karar çıktı!
Vatana millete hayırlı uğurlu olsun!
Dindar nesil yetiştireceğiz diye yola çıkanlar söylemlerine devam ede dursun, ibn.. bir neslin meydana gelmesi için yoğun çalışmalar devam ediyor.
Hem de şöyle kıyıdan köşeden değil gizliden gizliye hiç değil gözümüzün içine soka soka hem de ellerinde kapı gibi mahkeme kararı yani devletin desteği ile genç kuşlarımızı ibn...eliği hoş göstermeye bu onursuzluk hoş gösterecek etkinlikler yapmaya devam edecekler.
Verin mehteri verin, utanmayın sıkılmayın verin!
Mahkeme rezil yürüyüşün, "güvenliği sağlanmalı" diyerek yasağını kaldırdı
Bölge İdare Mahkemesi, Ankara Valiliği’nin Kasım 2017’de OHAL Kanunu’na dayanarak ilan ettiği süresiz LGBTİ  etkinlik yasağını kaldırdı ve "Yasak yerine etkinliklerin güvenliği sağlanmalı" dedi.
Peki bu ahlaksız yürüyüş Türkiye'de hangi yıllarda yayıldı?
İlk kez 1993 yılında “Cinsel Özgürlük Haftası” adı altında ahlaksızlığı yaymak için düzenlenen hafta, Valilik engeline takılarak yasaklanmış, hafta etkinliklerine ve ahlaksız yürüyüşe izin verilmemiş, aktivistler gözaltına alınmış, yurt dışından gelen konuklar sınırdışı edilmişti. Onur Haftası adı altındaki ahlaksız girişim, daha sonraki yıllarda da yasaklarla karşılaştı.
Vallahi her fırsatta beğenmediğiniz her fırsatta Yerden Yere vurdu olur Ne dinsizliğini Ne imansızlığını bıraktığınız CHP iktidarları döneminde bile bu onursuzlara zerre taviz verilmemiş.
Demek ki onlar sizden çok daha onurlu çok daha omurgalı imiş.

Bu İğrenç hareket belli çevrelerden destek gördü ve ilk defa İstanbul'da 2003’te sözde Onur Yürüyüşü (!), Onur Haftası adı altında anılmaya başlandıktan tam on yıl sonra yapıldı.O yıl sadece 20-30 kişilik gruplarla yapılan bu ilk ahlaksız yürüyüş, her yıl katlanarak büyüdü. 2013 yılında İstiklal’deki ahlaksız yürüyüşe 50.000 kişinin katıldığı ifade ediliyor...

Peki ya toplumdaki ahlakî yapının sigortası hükmündeki cemaatler, Vakıflar ve sivil toplum kuruluşları, bunların çalışmaları, faaliyetleri ne durumda Bunları biliyor muyuz, haberdar mıyız?
Uzun zamandır inceden inceye altyapısı oluşturulan ve özellikle de 15 Temmuz hain darbe girişimi ile birlikte kurumlarda gerçekleşen tasfiyeler ile beraber Kendisine yeniden hareket alanı bulan derin, din düşmanı bir komite tekrar iş başına geldi gibi. Şöyle ki, 
İstanbul, Adana, Gaziantep, Diyarbakır, Kahramanmaraş, Elazığ vesaire yurdun dört bir yanındaki çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yapacakları konferans, kermes ve benzeri faaliyetleri OHAL ve kanun hükmünde kararname safsatası ile engellenmeye başlandı. Hatta en küçük bir basın açıklaması hakkı bile en ağır şekilde müdahalelerle, engellenmeye başlandı.
Bunun en bariz örneği geçen yıl 22 Nisan'da Cem Küçük'ün Mavi Marmara şehitleri ve gazileri'ne "manyak tipler" demesi ile alakalı bazı sivil toplum kuruluşlarının bunu kınamak adına yapacakları basın açıklamasına adana emniyetinin tomalı, biber gazlı, coplu müdahalesiyle kanrevan içinde kalan STK mensupları kadınlar ve çocukların görüntüleri hafızalarda canlılığını koruyor.
Bir başka olayda Ankara'da üniversite öğrencilerinin kaldığı bir eve, polis ekiplerinin yaptığı baskın, aralarında gerçekleşen diyalog ve tutulan polis tutanağı Aynen şu şekilde.
-Polis: burada ne yapıyorsunuz?
-Hanımlar: hiç!
-Polis: Ne demek hiç, kapının önünden sesler duydum, burada izinsiz Kur'an öğretiyorsunuz.
-Hanımlar: Kur'an öğretmek için izin mi gerekiyor?
-Polisler: "Evet, kanuna göre suç işliyorsunuz" diyerek 1949'da İnönü zamanında çıkan Kuran öğretmenin  suç olduğunu öngören kanuna dayanarak evdeki gençler hakkında tutanak tutuyorlar.
Iktidara geldiği günden bu yana hemen hemen her meselede kanun değişikliği yapan, hatta ülkede sistem değişikliğine bile giden, bu gücü elinde bulunduran hükümet, 1949'da çıkarılan, Kur'an öğretimini yasaklayan bu kanunu neden değiştirmedi,değiştirmiyor dersiniz acaba ?
Çok ilginç değil mi?
Biraz daha yakına geliyorum.Bu yazıyı kaleme almaya başladığımda adana Merkez Park'ta yaşanan bir olayın videosu sosyal medyaya düştü.
Video değil de yazılı bir haber olsaydı araştırma gereği hissedecektim, ancak videoda, müdahale esnasında kullanılan ifadeler net olarak duyulduğu için bunu paylaşmaktan hiçbir tereddüt duymadım.
Adana Merkez Park'ta, Sabancı Merkez Camii'nin hemen yanı başında, sabah aileleri ve çocukları ile birlikte kahvaltı etkinliği düzenleyen bir grup, kahvaltıdan sonra ilahi okumaya başlıyor, ancak polis o anda gelip bu grubu dağıtmaya çalışıyor ve şu ifadeleri kullanıyor, "Pikniğiniz bitti, derhal dağılın! ilahi söylemeniz yasak!"
ve sonrası müdahale görüntüleri...
Benim gibi bu ifadelerden ürküp hakikaten öyle midir diye araştırma gereği duyan varsa sosyal medyaya düşen videolardan izleyebilirler.
Bu olay ile alakalı işin en acı tarafı nedir size söyleyeyim mi? 
Bu olayın yaşandığı Adana Merkez Park'ta yaklaşık bir hafta önce binlerce kişinin katıldığı ve birkaç gün süren Rakı Festivali gerçekleştirildi. 
Gece gündüz, saatlerce, insanlar emniyet tarafından güvenlikleri sağlanarak hiçbir kısıtlama, hiçbir müdahale olmadan içki içtiler, eğlendiler.

Velhasılı kelam sözün özü şöyle.
Bir komünist, ben komünizmi istiyorum diyecek, bu isteği fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilecek.
Bir Sosyalist de aynı şekilde ben sosyalizmi savunuyorum diyecek o da fikir özgürlüğü kapsamında değerlendirilecek.
Bir ateist, bir deist ben de şu fikri savunuyorum diyecek ve bu kapsamda çalışmalar yapacak Özgür düşüncesidir denilerek ona da dokunulmayacak,
50 bin tane lgbt li Lut Kavmi'nin devamı ibn..(Evet evet bildiğiniz ibn..) yaptıkları onursuzluğu masum ve kabullenilebilir göstermek adına renk cümbüşü içinde, toplumun değerleri ile dalga geçerek toplumu ifsad edecek, neslin genleri ile oynayarak bozulmalarını sağlayacak, eşcinsel evlilikler gerçekleştirecek, çok kutsal bir iş yapıyorlarmış gibi onlara da çıkan kanun ile güvenlikleri sağlanacak müdahale edilmeyecek. Vesaire Vesaire...
Ancak bunun yanında bir Müslüman da çıkıp ben müslümanca bir hayat yaşamak istiyorum diyerek bu doğrultuda faaliyetler yapmak isteyince engellemeler müdahaleler ve daha neler neler.
İhsan Şenocak Hoca, Allah'ın tesettür ile alakalı bir hükmünü genç kuşak adına duyduğu endişeden dolayı kürsüden haykırdığı için kürsü yasağı getirilmedi mi?
Allah aşkına! Alparslan kuytul Hoca'nın , toplumu hayırlı işlere yönlendirmekten başka ne tür bir kabahati oldu ki , mahkeme kararı ile aklandığı halde neden cezaevinde tutuluyor?
Demek ki neymiş efendim 
Lgbt lilerin bu ahlaksızca hayat tarzını yaşama isteği serbest,
Ancak bir Müslümanın Müslümanca bir hayat yaşama isteği yasak imiş.
Verin mehteri efendiler verin, utanmayın sıkılmayın verin.