• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 21 Ekim 2018
  • 00:38
 
CHP, HDP, İYİ Parti, Saadet Partisi nerede yanlış yaptı? Herkesin beklentisinin aksine Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kalmadı… Herkesin beklentisinin aksine Meclis'te AKP ve MHP bloğu 301’in altına düşmedi… Bunun olabilmesi için gereken bütün nesnel koşullar olmasına rağmen neden başarılamadı… Herkesin bu noktada kendisiyle partiler olarak yüzleşmesi gerek… 18 Eylül 2018, Salı

Herkesin beklentisinin aksine Cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci tura kalmadı…
Herkesin beklentisinin aksine Meclis'te AKP ve MHP bloğu 301’in altına düşmedi…
Bunun olabilmesi için gereken bütün nesnel koşullar olmasına rağmen neden başarılamadı…
Herkesin bu noktada kendisiyle partiler olarak yüzleşmesi gerek…
***
Başta kimi CHP’liler olmak üzere birçok kesimde “çatı aday” olursa başarısız oluruz düşüncesi vardı…
Bu nedenle her partinin kendi adayıyla seçimlere katılması gerekir fikri herkeste hakimdi…
Yeniden bir “Ekmeleddin İhsanoğlu kazası” olmasın düşüncesi ileri sürülüyordu…
Ancak ne yazık ki Muharrem İnce, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu Ekmeleddin İhsanoğlu kadar bile oy olamadı; hem de Ekmeleddin İhsanoğlu’nu protesto için sandığa gitmeyen milyonlara rağmen…
***
“Çatı aday olmazsa başarılı oluruz” efsanesi bu seçim sonuçlarıyla çöktü…
En “iyi aday” Muharrem İnce, en “kötü aday” Ekmeleddin İhsanoğlu kadar bile oy alamadı…
2014’te Erdoğan % 51,79 oy ile seçilirken 2018’de % 52.59 oy oranıyla seçildi…
Yani hem alınan oy düştü hem de Erdoğan’ın aldığı oy arttı…
***
Dolayısıyla Muharrem İnce’nin adaylığı CHP’ye oy veren seçmeni heyecanlandırıp hareket geçirse de aslında başarılı olamadı…
Tam tersine 2014’te Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kampanyasının gerisine düştü…
Ekmeleddin İhsanoğlu kampanyası döneminde toplam seçmen sayısı 55.701.719 iken oy kullanan seçmen 41.284.822 olmuştu…
Muharrem İnce kampanyasında toplam seçmen 59.367.469 iken oy kullanan seçmen sayısı 51.197.959 seçmen oldu...
***
Yani en az 6 milyon seçmen Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermemek için sandığa gitmedi…
2014’te 14 milyonu aşkın seçmen sandığa gitmedi…
2018’de 8 milyon seçmen sandığa gitmedi…
Hepimizin en beğenmediği Ekmeleddin İhsanoğlu kampanyasının rakamları da ortada, en beğendiğimiz Muharrem İnce kampanyasının sonuçları da ortada…
***
Muharrem İnce de Akşener de, Demirtaş da, Karamollaoğlu da temel iki büyük hata yaptı…
Muharrem İnce de, Akşener de, Karamollaoğlu da sanki seçimler ikinci tura kalmış gibi kampanya yaptılar…
En büyük oy havuzu olan milliyetçi-muhafazakar seçmene ulaşmak yerine hepsi Kürt seçmene “şirin” gözükmeye yöneldi…
Hepsi HDP ve Demirtaş güzellemelerine yöneldiler…
***
İkinci büyük hata bütün adaylar ve partiler aynı oy havuzuna yöneldiler…
En kolay yolu seçtiler herkes CHP seçmenine yöneldi…
HDP’nin, İYİ Parti'nin, CHP’nin aldığı oylar benzer seçmenden geldi…
Onun için de, HDP’ye dayanışma için oy verdi ama Demirtaş’a oy vermedi, İYİ Parti'ye oy verdi ama Akşener’e oy vermedi…
***
Muharrem İnce’nin, Akşener’in ve Karamollaoğlu’nun HDP’ye ve Demirtaş’a ilişkin tavrı, kararsız veya tepkili milliyetçi-muhafazakar seçmenin yeniden AKP’ye ve MHP’ye yönelmesine yol açtı…
İkinci turda yapılması gerekenler birinci turda yapılınca AKP’den ve MHP’den kopuşu engelledi…
Aynı zamanda AKP’nin ve MHP’nin “bunlar HDP ile iş birliği yapıyor” algı operasyonunun başarılı olmasına yol açtı…
Milliyetçi-muhafazakar oylara yönelmek gerekirken zaten 16 Nisan’da hayır diyen Kürt oylarına yönelmek kolaycılığına düşüldü…
***
CHP kampanyası esas olarak yanlıştı…
Bütün Cumhurbaşkanı adayları aynı zamanda kendi partilerine de bir oy istedi…
Muharrem İnce bütün kampanya boyunca CHP’ye hiçbir şekilde oy istemedi yani “bana oy verin ama milletvekilliğinde kime verirseniz verin” durumu ortaya çıktı…
Erdoğan “bana oy verip AKP’ye vermeyen münafıktır, haindir” derken, Akşener “bir oy bana bir oy İYİ Parti'ye” derken, Demirtaş “bir oy bana bir oy HDP’ye” derken, Karmollaoğlu “bir oy bana bir oy Saadet Partisi'ne” derken Muharrem İnce bütün kampanya boyunca yalnız kendisine oy istedi…
***
Bırakın CHP’ye oy istemeye CHP ile yan yana gelmemeye çalıştı…
Bütün mitingleri CHP örgütleri yaparken bir kez olsun CHP örgütlerine teşekkür etmedi…
Bütün mitinglerde milletvekili adayları canla başla çalışmasına rağmen ne milletvekili adaylarını sahneye çıkardı, ne teşekkür etti ne de oy istedi…
Ne yazık ki CHP de biraz da kamuoyunun biraz da Muharrem İnce’nin baskısıyla sanki seçimlere girmiyormuş gibi sessiz sedasız kampanya yaptı…
***
Meclis seçimi de en az Cumhurbaşkanlığı seçimi kadar önemliydi…
Bakın eğer bugün 301’in üzerinde bir milletvekili olsaydı OHAL’i süreklileştirmek isteyen yasayı çıkaramazlardı…
CHP’nin milletvekili seçimi için kampanya yapması bile eleştirildi…
Milletvekili seçimi için CHP’ye oy isteyen reklam verilmesine bile eleştiri getirildi…
***
Muharrem İnce CHP’ye oy veren seçmene yöneldi…
Muharrem İnce HDP’ye oy veren seçmene yöneldi…
Ama esas oy alması gereken seçmeni gereksiz apolet tartışması, “Amerikalılar beni aradı” söylemi, FETÖ ile ilgili gereksiz iddialar kaçırdı…
Daha da kötüsü AKP’den, MHP’den kopuş noktasındaki “tereddütlü” seçmeni gerisin geri AKP’ye ve MHP’ye yönlendirdi…
***
İYİ Parti, esas yönelmesi gereken AKP ve MHP seçmeni yerine CHP seçmenine yöneldi…
Esas ikna etmesi gereken AKP ve MHP seçmeni yerine Kürt seçmenine kendini anlatma derdine düştü…
İkinci turda gündem olması gereken HDP ve Demirtaş konularına gereksiz ve fazla girdi…
Böylece CHP ile birlikte HDP ile ittifak yapılıyor algısına hizmet etti; AKP’den ve MHP’den kopuş noktasındaki “tereddütlü” milliyetçi-muhafazakar seçmenin “kerhen” de olsa AKP’ye ve MHP’ye geri dönmesine hizmet etti…
***
Saadet Partisi de işin kolayını seçmişti…
Dindar-muhafazakar seçmene yönelmek yerine sanki “sol parti” imajına yöneldi…
Saadet Partisi'nin CHE Guevara’lı fotoğrafları belki bize hoş geldi, ama AKP’den oy getiremedi…
Tabiri caizse “Cami cemaatine” yönelmesi gerekirken, kentli sol seçmene yönelik propaganda yaptı…
***
Saadet Partisi'nin dindar-muhafazakar seçmene yönelmesi gerekiyordu…
Aynı şekilde, dindar-muhafazakar AKP’ye oy veren Kürt seçmene yönelmesi gerekiyordu…
Ama Saadet Partisi tam tersini yaptı HDP’den ayrılan kimi muhafazakar Kürtleri aday gösterdi…
Oy alamadığı gibi batıda da “HDP ile iş birliği yapıyorlar” algısına hizmet etti…
***
Kim ne derse desin Kürtlerin oyunu en çok alan parti AKP…
HDP’nin batıda ve doğuda, güneydoğuda AKP’ye oy veren Kürt oylarına yönelmesi gerekirken tam tersine HDP en kolay yolu seçti; CHP seçmenine yöneldi…
HDP hem batıda hem de doğuda, güneydoğuda geçmişte Kürtlerden aldığı oydan daha az oy aldı…
Ama baraj sıkıntısından dolayı CHP’li seçmenin “dayanışma” oylarıyla barajı geçti…
***
CHP, İYİ Parti, HDP ve Saadet Partisi 16 Nisan’da esas olarak “Hayır” diyen partiler…
Dolayısıyla bütün oyları CHP alsa ne olur almasa ne olur; bütün oyları HDP, İYİ Parti veya Saadet Partisi alsa ne olur almasa ne olur…
Sonuçta 16 Nisan’da “Hayır” diyen insanların sayısı ortada…
Önemli olan 16 Nisan’da “Evet” diyen insanların oyunu almaktı…
***
Ne yazık ki bırakın 16 Nisan’da aldığımız oyun üstüne oy almak, 16 Nisan’da aldığımız oyu bile alamadık…
“Hayır” diyen insanların oyu aynı tarafta, aynı partiler arasında dolaştı durdu…
Önemli olan AKP’ye ve MHP’ye oy veren seçmenlere ulaşmaktı…
Bu noktada aslında bir mesafe alındı ama o oy oranları yeterli olmadı…
***
Erdoğan % 52.59 alsa da AKP % 42.56’da kaldı…
Hiç de Muharrem İnce’nin dediği gibi “arada 10 milyon oy farkı” yok…
Tam tersine ikinci tura kalmak için aradaki fark 6oo bin oy civarında…
Geçersiz sayılan oy bile 1 milyon 50 binin üzerinde…
***
24 Haziran gecesi kötü yönetildiği için büyük bir moral bozukluğu, büyük bir umutsuzluk var…
Bu durum kimileri tarafından bilinçli bir şekilde körükleniyor…
Oturup nerede nasıl hata yaptık diye “durum değerlendirmesi” yapmak yerine herkes kolaya kaçıyor…
Sorunlarla yüzleşmek yerine kısır ve kişisel çıkışlar peşine düşüyor…

 

İmambakır Üküş

YAZISI