• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 19 Nisan 2019
  • 01:19
 
BİZ VATAN EKSENİNDE, MİLLİ MUTABAKAT EKSENİNDE, TÜRKİYE EKSENİ’NDEYİZ. SİZ NEREDESİNİZ? 09 Şubat 2019, Cumartesi

Afrin Harekâtı ile ilgili olarak "Şu pislik bir bitsin, işte o zaman Erdoğan'la hesaplaşacağız. Erdoğan Afrin olayını siyasi ranta dönüştürmeye çalışıyor" deyip, şu ortam da bile Erdoğan düşmanlığından zerre taviz vermeyen, kendini milliyetçi, ülkücü olarak tanıtan, siyaset uzmanı ve bilimcisi kesilmiş Yüksek Mühendis havasında tipler var. Bu tiplerin tamamı topuklu Fetö'nün peşinden gidiyorlar. Bunların safı zaten belli… Bizimle aynı safta değiller… Hepsi Amerikan ve Batı yanlısı... Ve hepsi CHP/BDP/PKK/PYD ile aynı çizgideler... Aynı çizgide buluştuğunun henüz farkına varamayacak kadar da körler.

Yedi yıldır Esed rejimi aleyhinde yayınlar yapan Batı medyası bir anda tornistan yapmaya ve hep birlikte Esed rejimini alkışlamaya başladılar. The New York Times... The Wall Street Journal... Washington Times vs… Hep birlikte Esed rejiminin "Kürtlerle anlaşıp Türkiye'yi kovacağını" Esed rejiminin nasıl da doğru bir karar verdiğini yazdılar ve duyurdular. Aynı zamanda Rusya'yla Türkiye'nin arasının açılma ihtimalinden de büyük bir keyifle söz ediyorlar.

Neyin ne olduğu çok açık... Bütün bunların altında yatan Türkiye düşmanlığını da Erdoğan ve Bahçeli düşmanlığı ile meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Erdoğan demek Türkiye demektir. Erdoğan bu milletin taleplerini korkusuzca seslendirebildiği, bu milleti doğru temsil edebildiği için haklı ve güçlü olarak, "Önümüzdeki günlerde çok daha hızlı şekilde Afrin şehir merkezinin kuşatmasına geçilecektir." Dedi.  Var mı itirazı olan? İtiraz varsa da hiçbir hükmü yoktur.

Türkiye’nin milli dayanışma hattı, milli mutabakat arayışları sadece seçimle sınırlı değil... Kanun değişiklikleri, ittifak anlaşmaları görünürde bunlarla ilgili ve onlar üzerinden yürümekte. Ama çok daha büyük bir hesap söz konusu... Seçimlerden sonra ülkemizin karşılaşabileceği tehditlere, Türkiye’nin coğrafya ve küresel ölçekte güç arayışlarına yönelik milli bir hazırlık yapılıyor. Büyük hesaplaşmaların, iddiaların ve büyük kavgaların olduğu bir tarihi dönemden geçiyoruz.

Bu kavgada Türkiye olarak, içeride çok büyük mücadeleler verdik, “içeriden operasyon” planlarının her çeşidine maruz kaldık. Ezeli ve ebedi geleneksel müttefiklerce, Güneyden terör örgütleri üzerinden saldırılara uğradık ve bu saldırılar hâlâ devam etmektedir.
Coğrafyamızda haritalar yeniden çizilmeye çalışılıyor. Bizim için de benzer haritalar masaya sürülüyor. Türkiye bu tehditlere karşı hazırlıklar yapıyor. Bir yandan savunma ve iç güvenlik tedbirlerimizi alırken, diğer taraftan sınırlarımızın ötesinde büyüyen tehditleri ortadan kaldırabilmek için çok güçlü bir toplumsal dayanışmanın temellerini atıyoruz.

Sadece bölgemiz değil, dünyanın tamamı çok sert bir siyasi iklime girdi. Doğu Avrupa’dan Asya Pasifik bölgesine kadar bütün fay hatları hareketli... Bu yüzden, böyle bir dünyada güçlü olmak dışında başka hiçbir seçeneğimiz yok. Hiçbir ittifak ilişkisi, hiçbir tek yanlı ortaklık bizi geleceğe taşımayacak. Bu nedenle Rusya ve İran’la olan ittifakımız da ebedi ve ezeli olmayabilir. Hiç kimseye güvenerek yola çıkmıyoruz.
Bu yüzden, içerideki ideolojik, siyasi cepheleşmelerin, geleneksel siyasi kimliklerin hiçbir anlamı kalmadı. Artık iki seçenekle karşı karşıyayız... Ya “Türkiye Ekseni”nde demir atacağız ya da ülkemize ve bölgeye dışarıdan müdahil olanların safında yer alacağız.
Önümüzdeki genel seçim, başkanlık seçimi, yerel seçimler bu yüzden siyasi tarihimizin en kritik seçimleridir. Türkiye bu eşiği emniyetli bir şekilde geçmek zorundadır. Vatanımızın, Türk Milletinin ana omurgası ezici gücü “Türkiye Ekseni”nde birleşmek, içeriden ve dışarıdan gelebilecek operasyonları küçültmek suretiyle etkisizleştirmek durumundadır. Bu kritik eşiği atlamadan yeni Büyük Türkiye’yi kurmak, küresel güç olmak mümkün değildir.

Bir daha asla vesayet altına girmeyecek, hiçbir ülkeye ram olmayacak bir Türkiye inşa etmenin kararı ve adımıdır bu. AK Parti’nin öncülüğünde, MHP ve diğer partilerin katılımıyla Türkiye’nin ana omurgası harekete geçirilecek, yüzlerce yıldır bu coğrafyayı biçimlendiren “tarih yapıcı” iradeye güç verilecektir.
15 Temmuz başarısız oldu. Terör koridoru üzerinden cephe açma planlarına kararlı müdahaleler yapıldı. “içeriden operasyon” çevreleri büyük oranda zayıflatıldı. Artık oyun daha büyük ve bölgesel nitelikli...
Şimdi içeride yapamadıklarını dışarıdan yapmaya çalışıyorlar. Türk Devleti ve milleti olarak, olağanüstü bir kararlılıkla, savunma yerine taarruzla bu tehditleri savuşturuyoruz. Afrin operasyonu böyle bir müdahaledir ve kararlılıkla devam etmektedir.

Milli Eksen’in, Türkiye Ekseni’nin dışında kalanlar, Türkiye’ye destek vermeyenler, hâlâ Erdoğan ve Bahçeli düşmanlığında ısrar edenler, hâlâ kin ve nefret tohumları saçmaya gayret edenler, bu büyük hesaplaşmada yeni çokuluslu müdahale girişimlerinin içerideki aparatları olarak kalacaklardır.
CHP’nin hızla HDP kimliğine bürünmesi, kimlik eksenli bir cephe partisine, kavga partisine dönüştürülmesi, Türkiye partisi olmaktan çıkarılması yeni projenin işaretleridir.
Afrin operasyonunun devam ettiği şu günlerde bile “Şu pislik bir bitsin, Erdoğan’la mücadelemiz devam edecek” diyen beyin özürlü kişiler akıllarını başlarına devşirmelidirler.
Artık 7 Haziran projeleriyle, 15 Temmuz saldırılarıyla, “terör koridoru” tehditleriyle Türkiye’ye ayar verme dönemi kapanmıştır. Bu ülke, çok daha büyük iddiaların ülkesidir…

Vatan ekseninde, tarih ekseninde ve milli kimlik ekseninde düşünen herkes bu dayanışma hattında yerini almalıdır. Çünkü Türkiye’nin yeni yükseliş dönemini biçimlendiren kurucu kadrolar büyük adımlar atıyor. Küçük hesaplara kapılanlar tarihin yanlış sayfalarında kaybolup gidecektir.
Biz milli eksenin, mücadele cephesinin en ön safındayız... Afrin operasyonu neyse önümüzdeki seçimler de odur... Herkes yerini seçsin.