• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 20 Ekim 2018
  • 01:17
 
Atatürk düşmanları bu kadar kör mü diye soracak olursanız... 16 Mayıs 2018, Çarşamba

Atatürk düşmanları bu kadar kör mü diye soracak olursanız...

 

 

 

Evet, hem bu kadar kör ve hem de sağırdırlar. Beyinlerini kiraya vermişler. Atatürk düşmanlığında Batılı emperyalist ülkelerle yarış halindeler. Şimdi İngilizleri, Almanları, Fransızları, Siyonistleri geride bıraktılar.

 

Atatürk düşmanlarına dikkat edin; kimisinin yakasındaki Atatürk rozetine, kimisinin de sakalına, tespihine, cübbesine aldanmayın ve hepsini çok iyi inceleyin. Atatürk'ten ziyade esasında Türk düşmanıdırlar... İşte bunlar ya haindir, ya gafildir ya da karacahil, yobaz, yarı okumuş, kendini ulema sanan tiplerdir.

 

Böylelerinin çoğunluğunun en çok kızdığı hususun başında Atatürk'ün Türklüğü öne çıkarması gelmektedir. Dolayısıyla da kimlik sorunu olanlar, Arapseviciler, Mustafa Kemal Atatürk'ü dinsizlikle suçlamanın yanında "ırkçı" diye yaftalamaya kalkışmaktadırlar.

 

Atatürk'ün yaşadığı dönemi bilmeyen kişiler ileri geri konuşur dururlar. O yıllarda Osmanlı Devleti çöküntü dönemini yaşamaktaydı. 1789 Fransız İhtilâli’nden itibaren tüm dünyada milliyetçilik akımı hızla yayılmış, Osmanlı devletini parçalamak isteyen emperyalist devletler, Osmanlı bünyesindeki azınlıkları kışkırtmak için büyük çaba sarf etmişlerdir.

 

Öyle ki, Osmanlı Meclisi Mebusanın yarıdan fazlası gayrimüslim ve gayri Türklerden oluşuyordu. Hatta bir milletvekili "Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım" diyebilmişti. Payitaht Abdülhamit Han dizisini seyredenlerin bu gerçeği net olarak görmüş olmaları gerekir. Emperyalistler, o dönemin güçlü devletleri bir olmuş, hep birlikte Osmanlı bünyesindeki bütün azınlıkları kışkırtmak, ekonomik yönden bozguna uğratmak maksadıyla her türlü hile ve desiselere başvurmuşlardır.

 

Arap, Müslüman olmasına rağmen İngilizlerin, Fransızların oyunlarına gelerek Osmanlıya karşı başkaldırıyor, ayrı bir devlet kurmak istiyorlardı. Bunlara Ermenileri, Bulgarları, Sırpları, Arnavutları, Makedonları, Karadağlıları vs dâhil etmek gerekir. İşte tam bu dönemde bir grup tıbbiyeli gençlerle birlikte Hamdullah Suphi Tanrıöver, Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ömer Seyfettin gibi ilim ve fikir adamları ortaya çıkarak biz de "Türk'üz" dediler ve Türk Ocaklarını kurdular. Yıl 1911...

 

O döneme göre bu vatan evlatlarının yaptıkları ırkçılık mı? Türk Ocakları ve mensupları Balkan Harbinde, Çanakkale'de, Yemen, Sina çöllerinde, Medine Müdafaasında, Kurtuluş Savaşında çok büyük kahramanlıklar göstermiş, büyük kayıplar vermiştir. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun temelinde Türk Ocakları vardı.

 

Atatürk, bir Türk Ocaklıydı... Atatürk yurtiçi gezilerinde mutlaka Türk Ocaklarını da ziyaret eder, oradaki gençlerle sohbet ederdi. Nitekim Adana Türk Ocağını ziyaretinde şeref defterine "Bu ocağı söndürenin ocağı sönsün" diye yazmıştır. Aynı sözü Konya Türk Ocağının şeref defterine de yazmıştır. Müslümanlığı kendi tekellerinde gören, Müslümanlığı kimseye kaptırmayanlara soruyorum: Atatürk'ün bu yaptığı ırkçılık mı, dinsizlik mi?

 

Yakasında Atatürk rozeti taşıyıp Türk’e, Türk’ün milli ve dini değerlerine düşman kesilenlerin yanında ayrıca; Müslümanlığı kendi tekellerinde gören cahillere, gafillere dikkat edin. Atatürk gibi büyük bir dehaya, devlet adamına saldırmaktan hiç utanmazlar. Atatürk söz konusu olduğunda bu tiplerde İslamiyet’in hoşgörüsü sıfır noktasındadır... Kuran'ı çok iyi öğrenselerdi böyle bir hataya düşerler miydi?

 

Atatürk’ün, bütün masraflarını kendi şahsi parasından karşılayıp Elmalılı Hamdi Yazır'a tefsirini yaptırdığı Kuran'ı Kerim'in manâsını anlayarak okumuş olsalardı, bunun idrakine erişecekleri, böyle bir günahı işlemeyecekleri muhakkak.

 

Sahihi Buhari'nin hadis kitabı, Peygamber Efendimizin hemen hemen bütün gerçek hadislerini bir araya getiren büyük bir eserdir. Saldırdıkları, küfrettikleri, “kâfir, zındık, hain, İslamiyet'e en büyük darbeyi vurdu” dedikleri o büyük muhterem zat Mustafa Kemal Atatürk, aynı zamanda büyük hadis âlimi Sahihi Buhari'nin eserini Türkçe'ye tercüme ettiren kişidir. Bunun da bütün masraflarını Atatürk kendi maaşından karşılamıştır. Böyle bir insana dinsiz denir mi? Allah, buna razı olur mu? Böyle bir anlayış Kuran’a, İslam’a, Sevgili Peygamberimizin hadislerine uyar mı? Hoca Ahmet Yesevi, Mevlana, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre gibi gönül erlerinin hoşgörüsüne sığar mı?

 

Sahihi Buhari’nin hadis eserini Türkçe'ye çevirmekle, Kuran’ı Kerim’in Türkçe tefsirini yaptırmakla, Atatürk, Türk İslam dünyasına büyük hizmet etmiştir.

 

Atatürk 4999 adet kitap okumuştur. Bre ey cahil, sen kaç tane kitap okudun? Atatürk bir insandı... Her insan gibi onun da bazı eksikleri, hataları elbette olmuştur ve oldu da. Ama o asla bir vatan haini ve İslamiyet düşmanı biri değildi. Onun döneminde ezan, namaz mı yasaklandı, camiler mi kapandı, oruç tutmak, hacca gitmek mi yasaklandı? Atatürk hangi ibadetlerin yapılmasını yasakladı?

 

Bir süre ezan Türkçe okundu ama aynı kaideyle okundu. Ezanın Türkçe okunmasını sanki Kuran’ı tahrif etmek, ayetleri değiştirmek şeklinde kabul edilmesi, İslamiyet’e, Müslümanlığa çok büyük bir darbeymiş gibi takdim edilmesi cahilliktir ve aynı zamanda fitneye zemin hazırlamaktır. Herkes ezanın Türkçe okunmasıyla ezanın ne demek istediğini daha iyi anlar ve öğrenir maksadıyla böyle bir uygulamaya geçilmiştir. Menderes döneminde Ezanın tüm İslam dünyasında aynı olmasının daha uygun olacağı kabul edilerek bu uygulamadan vazgeçildi.

 

Bazı kendini bilmezler var ki, İsmet İnönü döneminde yapılanları da Atatürk'e mal ederek saldırmaya devam ediyorlar. Şekilde görüldüğü gibi...

 

Selam ve saygılarımla...