1876 Yılında İskilip’in Toyhane
köyünde doğar.
Mekke’den hicret edip Çorum’da
tebliğ hizmetini sürdüren Arap Dede’nin
torunudur, Hz. Ömer bin Hattab
soyundan gelir.
Altı aylıkken annesini kaybeder.
Annesi Nazlı Hanım vefat edince dedesi
Hasan Kethüda himayesine alır.
Toyhane köyü imamından hafızlık
eğitimi alır. Bir yıl dolmadan Hafız
olur.1891 yılında Caca bey Medresesi’ne
kaydolur. Merkez Ulu Cami’de
alimlerin derslerini takip eder.
*
Fatih Medresesi’de yedi yıl eğitim
alır. On altı yaşında babası sevdiği
kızla evlenmesini reddedince İskilip’i
terk ederek İstanbul’a yerleşir. Fatih
semtinde Meşhur Çarşambalı Müderris’ten
özel dersler alır. Babasından
para yardımı almadan hem çalışır hem
okur, yirmi beş yaşında köyüne döner.
Onarımını üstlendiği köyün camisinde
Cuma vaazı verir.
İstanbul’a dönünce kaldığı yerden
Fatih medreselerinde talebelere ders
verir. İlahiyat fakültesini bitirir. 1904
yılında Safranbolulu Fatma Zahide Hanım’la
evlenir. Laleli semtinde iki katlı
bahçeli bir eve yerleşir. Ayşe Melehat
adını verdikleri bir kızları olur. Bir yıl
sonra Fatih Camii’nde kürsüye çıkar.
*
Avrupa’yı gezerek buraların sosyal
yapılarını inceler. İkinci Meşruiyet’in
ilanından sonra Medreseler müfettişi
(Yök başkanlığı müadil) olarak tayin
edilir. Ulusal gazetelerde Mehmet Akif,
Bediüzzaman ve Eşref Edip’le makaleler
yazar.
*
1923 yılında gençleri dini yönden
aydınlatmak gayesiyle yazdığı ‘Tesettür-
ü Şer’i’ kitabı yok satar. 12 Temmuz
1924 yılında hayatına mal olan
‘Frenk Mukallitliği ve Şapka’ adlı kitap
için Maarif Vekaleti’nden (Milli Eğitim
Bakanlığı) izin alır. Kitap bakanlıktan
takdir görür.
Yedi Aralık 1925 yılında Şapka
Kanunu’na muhalif olmaktan Laleli’deki
evinde tutuklanır.
Galata rıhtımından yük ve hayvan
taşıyan vapurla Giresun’a götürülür.
Mahkemede, Giresun’da şapka isyanını
çıkaran Hafız Muharrem’le yüzleştirilir.
25-Kasım-1925 yılında Giresun
Mahkemesi tarafından serbest bırakılmasına
karar verilir, fakat berat ettirilmez.
Bir hafta sonra Haydarpaşa Garı’ndan
Ankara İstiklal Mahkemesi’ne
havale edilir. Eşi Zahide Hanım da en
son Atıf Hoca’yı burada görür.
*
Ankara İstiklal Mahkemesi’ne gönderilen
hoca, Şapka Kanunu’ndan on
sekiz ay önce yazdığı ‘Frenk Mukallitliği
ve Şapka’ kitabı, meydana gelen
şapka direnişlerine sebep olarak gösterilir.
Hıyanet-i vataniye suçuyla itham
edilir. Mahkemelerde, itirazsız yargılanır.
Hakim tarafından sürekli tahkir ve
tehdit edilir.
Üç Şubat 1926 yılında savunmasını
hazırlar. Rivayete göre rüyasında
Peygamber Efendimiz’i (sav) görür.
Resulullah’ın “Atıf, neden bize kavuşmayı
erteliyorsun?” hitabıyla uyanınca
savunmasını yırtar.
*
Son duruşmada mahkeme başkanı
Kel Ali müdafaasını isteyince, “Müdafaa
etmeyi mucip bir günahımız olmadığı
esasen ortaya çıkmıştır.
Binaenaleyh vicdanımızın vereceği
hükme intizar ediyorum.” der.
Dört Şubat 1926 yılında Ulucanlar
Cezaevi’nde Babaeski Müftüsü Ali
Rıza Efendi ile birlikte asılarak idam
edilir ve defin yeri gizlenir..(zmnbeşşbat)
Hocam Ruhun Şad olsun, Ruhu
için Fatiha.
Selam ve dua ile…