• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 17 Ekim 2018
  • 02:12
 
Kalp ameliyatları videotorakoskopi ile artık daha kolay Gelişen teknoloji sayesinde hastanın daha az yara izi, daha az ağrı ve erken dönemde normal hayata dönmesini sağlayan videotorakoskopi (kamera ile göğüs içinin görüntülenmesi) cerrahi yöntemi kalp ameliyatlarında da artık başarıyla uygulanıyor.

Kalp ameliyatları videotorakoskopi ile artık daha kolay

 

Adana Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İbrahim Özsöyler, kapalı kalp ameliyatları olarak bilinen Minimal İnvaziv Cerrahisi için özel bir ekip oluşturduklarını, deneyim, bilgi, beceri, çalışma azmi ve donanım gerektiren yöntemi başarıyla gerçekleştirdiklerini söyledi. 

Hastayı tedavi ederken öncelikli hedeflerinin o kişiyi sağlığına kavuşturmak olduğunu hatırlatan Özsöyler, “Hayat konforu, estetik; bunlar ikincil olarak düşündüğümüz şeyler. Biz hastaya faydalı olacağını düşündüğümüzde minimal invaziv yöntemleri kullanarak operasyonu gerçekleştiriyoruz. Kliniğimizde ayda ortalama 80 açık kalp ameliyatı yapılıyor. Bu ameliyatların hepsi minimal invaziv değil. Haftada birkaç uygun vakaya kapalı ameliyat yapıyoruz. Damar ve varis ameliyatları ise bu sayılara dahil değildir” dedi.

 

Prof. Dr. Özsöyler, türü ne olursa olsun her cerrahi girişimin bir travma olduğunu, bu travmanın şiddetinin yapılacak ameliyata ve kullanılacak tekniğe göre değiştiğini belirterek, “Ameliyat için açılan yaranın genişliği arttıkça, hastanın hastanede yatış ve iyileşme süreci uzar. Oysa açık cerrahiye ait bu dezavantajlar, “minival invaziv cerrahi” olarak adlandırılan ve açılan küçük deliklerden gerçekleştirilen yeni bir cerrahi teknik ile büyük ölçüde azaldı” diye konuştu.

 

Özsöyler, kalp ameliyatlarında son yıllarda sık uygulanan yöntemle, iki göğsün arasında bulunan ve halk arasında iman tahtası (sternum) diye bilinen kısımda küçük kesiler açıldığını söyleyerek, “Geleneksel bypass ameliyatlarında hastanın hem ameliyat esnasında kalbi durdurularak kalp-akciğer makinesine bağlanması, hem de göğüs kafesi kemiklerinin kesilerek işlemin yapılmasından dolayı yaşanan dezavantajlar minimal invaziv yöntemi ile minimuma indiriliyor” şeklinde konuştu.

 

Minimal invaziv cerrahi tekniğiyle iki göğüs arası ya daha küçük kesilerek ya da o kemik hiç kesilmeden, kaburgaların arasında oluşturulan delikten girilerek video kameralar yardımıyla bu ameliyatların yapıldığını anlatan Prof. Dr. İbrahim Özsöyler, şöyle devam etti:

 

“Bu yöntemle kalpteki delikleri tamir edebiliyoruz. Vücuda kan pompalayan kalbin sol karıncığında bulunan mitral kalp kapağını ve kalpten çıkan ana atardamar (aort) kapakçıklarını değiştirebiliyoruz. Cerrah ve yardımcı ekip için oldukça zor olan bu ameliyat yöntemi hastaya büyük estetik ve konfor kazandırıyor. Böylece hasta, daha az ağrı ve hızlı bir iyileşme süreci ile günlük hayata daha erken dönüyor. Ayrıca ameliyat sonrası enfeksiyon riski de daha az oluyor. Bu metotla ayrıca hasta uzun süreli antibiyotik kullanmak zorunda da kalmıyor.”

 

Hastaya, hastaneye, hekime ve devlete katkı sağlıyor

 

Kapalı cerrahide kanamanın, açık ameliyatlara göre daha az olmasının hastada kan kullanımına bağlı oluşabilecek ek riskleri de azalttığını ifade eden Prof. Dr. Özsöyler, “Minimal invaziv cerrahinin uzman hekimler tarafından yapıldığında, güvenli ve etkili olduğu kanıtlanmıştır. Günümüzde kalp kapak hastalıkları, koroner arter hastalıkları, kalp ritim bozukluğu gibi birçok hastalık bu şekilde tedavi edilebilmektedir. Kalbe ulaşmak için ince aletler ve küçük kameraların kullanıldığı bu yöntem ile özellikle yüksek riskli hastalara, açık cerrahinin en iyi yaklaşım olmayabileceği durumlarda ciddi fayda sağlıyor. Bu yöntem sadece hastaya değil hastaneye ve devlet ekonomisine büyük katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.


Yorumlar (1)
    Google