• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 21 Nisan 2019
  • 13:11
 
Fenomen dizilerle yarışıyoruz' Başarılı televizyoncu Ekrem Açıkel “TGRT Ana Haber, reytinglerde ilk üçe demir atmış durumda. Minimum 300 bin kişi seyrediyor bizi. Karşımızda Diriliş Ertuğrul, Bir Zamanlar Çukurova, Çukur gibi fenomen diziler var. Bir bölümü bir buçuk milyon lira olan yapımlarla savaşıyoruz" dedi.

Fenomen dizilerle yarışıyoruz'

Birçok başarılı haberin altında imzası bulunan tecrübeli bir televizyoncu. Gözü kara bir gazeteci. Ve aynı zamanda heyecanını asla kaybetmeyen bir meslek âşığı...

Ekrem Açıkel, 14 yıl sonra doğruları vatandaşa ulaştırma sevdasının başladığı yere, yuvasına TGRT Ana Haber Bülteni ile geri döndü. Muhabirlik ruhuyla haberin peşinde koşan deneyimli sunucu beş ay gibi kısa bir sürede hedeflerini birer birer gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyor. Türk televizyonlarında ilkleri ekrana taşımak için gece gündüz çalışan Açıkel ile buluştuk. Kendisinin ve TGRT Ana Haber'in başarısıyla gelecek hedeflerine dair keyifli bir söyleşi yaptık.

 

¥ TGRT Ana Haber Bülteni'ne başlayalı yaklaşık beş ay oldu. Bu süreci biraz anlatabilir misiniz?

Açıkçası farklı bir şeyler ortaya koyacağımızı hissediyordum. Ama haberciliğin sokaktan koptuğunu, habercilerin rahata alıştığını düşünüyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse bunda da haksız çıkmadım. Bu yüzden ilk aşamada bizim çabamız memleketin dertlerine kulak vermek, duygularına dokunmak, sokağa inmek yönünde oldu. Bu şekilde rotayı değiştirdiğime inanıyorum ve geldiğim noktadan da çok mutluyum.

¥ Mesleğe ilk adım attığınız yerdesiniz. On dört yıl aradan sonra yuvaya döndünüz diyebiliriz. Sizde ne değişti, kurumda neler değişmiş?

Öncelikle ben biraz daha olgunlaştığımı, meselelere çok farklı açılardan bakabildiğimi gördüm. Bu konuda güçlü isimlerle çalıştım. Bu da kendimi pişirmeme yardımcı oldu. Buradan ayrıldığımda 8 yıllık bir gazeteciydim.

TGRT bazında değerlendirmem gerekirse o zaman da bu kanal çok iyi bir konumdaydı. Türkiye'nin en büyük dört kanalından biriydi. Bugün ise bir haber kanalı. Habercilik açısından geçmişte zamanımız sınırlıydı. Şimdi ise haberi daha yoğun, güçlü ve zaman kaygısı olmadan vatandaşa sunabiliyoruz. Bu bağlamda İHA ile de mükemmel bir sinerji yakalanmış.

¥ Üst düzey bir çaba sarf ediyorsunuz. Karşılığını aldığınızı düşünüyor musunuz?

TGRT'de olduğum için çok mutluyum. Yönetim müthiş bir perspektifle bana geniş bir alan açtı. Her zaman hedefimiz; çok seyredilen, konuşulan ve başarılı bir bülten yapmak oldu. Bunu başardığımız için de çok gururluyum. Bizler bugün yeniden ilk üçe demir atmış durumdayız. Ortalama rakam vermem gerekirse reytinglere bakıldığında minimum 300 bin kişi seyrediyor bizi. Milyonları gördüğümüz de oluyor. On iki haber kanalı yayında. Karşımızda Diriliş Ertuğrul, Bir Zamanlar Çukurova, Çukur gibi fenomen diziler var. Aynı saatte yayınlanıyoruz. En önemli dizilerin karşısında dimdik ayaktayız. Bir bölümü bir buçuk milyon lira olan yapımlarla savaşıyoruz.

¥ Sosyal medyanın günümüzde inkar edilemez bir gücü var. Bu mecralardan anlık habere ulaşma fırsatı olan vatandaşı televizyona nasıl çekiyorsunuz?

Doğru... Bugün dijital medyadan daha hızlı bir TV programı ya da haber ajansı yok. Bir yerde bir kaza olsa on saniye sonra ‘timeline'ınıza düşüyor. Ama her ne kadar dezavantajlı görünsek de bu noktada en büyük avantajımız markamızın güvenirliği. Sosyal mecralarda korkunç bir dezenformasyon ve bilgi kirliliği var. Ancak TGRT gibi, Türkiye gazetesi gibi yarım asırlık köklü markalar olduğunda güveni sağlıyorsunuz, inandırıcılığınız artıyor.

¥ Peki haberlerinizde sosyal medyadan da faydalanıyor musunuz?

Tabii ki. Gün içerisinde sosyal medyayı süzüyoruz. Birçok gazeteci gibi oradaki konuları belli filtrelerden geçiriyoruz ve bu şekilde ekrana taşıyoruz.

GENÇLER ZORA GELEMİYOR

¥ Eğitimcilik geçmişinizin olduğunu biliyoruz. Farklılaşan dünyada gazeteci olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Şimdiki gençler zora gelemiyor. Bunun sebebi de biz (X kuşağı) sevgisiz büyüdük. Büyüklerimiz sevgilerini belli etmeyi ayıp olarak görürdü. Eğitimlerimde de anlatırım bunları. Şu an ellili yaşlardakiler sevgi açlıklarını, çocuklarına aşırı sevgi yükleyerek kapatmaya çalıştı. Çocukları rahata alıştırdık. Gençlerimiz çok nazlı. Hemen pes ediyorlar. Mücadele duyguları zayıf. Ama bunun yanında bizden daha renkliler, daha güler yüzlüler, eğlenerek çalışıyorlar ve teknolojiyle dostlar.

Gazeteci olmak isteyen arkadaşlarıma sesleniyorum, acı çekmeye hazır olun. Mesai mefhumu yok. Hayatınızdan tavizler vereceksiniz. Herkesin kaçtığı yerlere siz koşarak gideceksiniz. Bu meslek böyle. Bunları göze alıyorlarsa ve içlerinde insanlara hizmet etme, iletişim kurma aşkları varsa bu işe başlasınlar. Bu meslekte her sabah sıfırdan başlıyoruz. “Ben dün harika bir haber yaptım, bugün yatarım” yok.

MUHABİRLİK RUHUMU KAYBETMEDİM

¥ TGRT Ana Haber Bülteni'nin başarısı ortada. Bunu neye borçlu olduğunuzu düşünüyorsunuz?
Günümüzde spikerler önüne gelen metni okuyup geçiyor. Bir rahatlık var artık. Ajanslar müthiş çalışıyor, gazetelerden al haberleri, ekrana yansıt. Tamam. Bugün güzel kızlar, yakışıklı çocuklar haberciliği yapılıyor. Kendi özelimde söylüyorum. Ben muhabirlik ruhumu asla kaybetmedim. Bunu da ana habere bir muhabir tarzıyla yansıtıyorum. Yaptığım haberin muhatabıyla birebir ben görüşüyorum. Her haberime ders çalışır gibi oturup çalışıyorum.

İkincisi araştırıyorum. Sırça medya kulelerinde değil sokakta haber arıyorum. Y kuşağı şu an daha aktif hayatta. Onlar da uzun uzun haber okumayı sevmiyor. Yani 1990-2000 yılları arasında doğan bilgisayar çağı çocuklarına dokunabilmenin yollarını bulmaya çalışıyorum.

“Aslında ne oldu?” sorusuna net cevaplar arıyoruz. Anlık bilgileri yetkili ve etkili ağızlardan alıyoruz.
 Bir diğer alametifarikamız da olmazsa olmazımız canlı yayın. Geçtiğimiz günlerde allem ettik kallem ettik dört saat boyunca mailleştik. Amerika Birleşik Devletleri'nin ‘Maduro yönetimini tanımıyoruz, Guaido'yu destekliyoruz' açıklamasının Venezuela sokaklarındaki yankılarını anbean ekranlarımıza yansıttık. Tabii ki Türkiye'de ilkleri gerçekleştirmenin de manevi tatmini çok farklı bir his.

REYTİNG İÇİN MAGAZİNİN ÜZERİNDE TEPİNMEYİZ

¥ “Reyting için televizyonlarda şunları yapıyorlar, ben asla yapmam” dediğiniz hassasiyetleriniz var mı?
Eskiden Reha Muhtar'ın başını çektiği, etiğin bir kenara itildiği dönemlerde erken bültene başlamak, dakika oyunları yapmak, magazinin üzerinde tepinmek ve en önemlisi de yardım haberleri yaparak vatandaşı TV karşısına çekmek gibi hilelere başvuruluyordu. Yardım konusunda tabii ki ihtiyaç sahiplerinin yanında olmalıyız. Ancak artık bunlar RTÜK tarafından yasaklandı. Bunun zararı hem vatandaşın duygularını sömürüyorsunuz hem de bunun önünü alamıyorsunuz. Eskiden insanlar TV önlerinde kucaklarında hasta çocuklarıyla kuyruk oluyordu.

Biz reyting için ağır magazin yapmıyoruz. Ama sokakta karşılığı olan konuları tabii ki konuşuyoruz. Ve yine abartılı yarışma programı haberlerinden de kaçınıyoruz.

¥ Ekranda inanılmaz bir dinamizminiz var. Bu enerjinizin sırrı nedir?

Yaradılıştan gelen bir heyecanım var aslında. Hep bir heyecan, sürükleyici anlatım, kelimelerle oynayabilme, sözcüklere yön verebilme... Belki aileden gelen genetik bir özellik olabilir. Annem ve babam edebiyat öğretmeniydi. Herhâlde onlardan da yansımalar var. Bir de topluluklara hitap etmek; her ne kadar kameralar aracılığıyla da olsa milyonlara seslenmek beni yüreklendiriyor. Bana enerji yüklüyor ve motivasyonumu artırıyor.

¥ Her yayınınızdan önce o heyecanı yaşıyor musunuz?

Evet. Hepsinde heyecanlanıyorum. Her yayınımdan önce hazırlanıyorum. Zorlanacağımı düşündüğüm yerlerde provalar yapıyorum. Aslında ‘Meslek heyecanımı hiç kaybetmedim' politik bir söz. Ancak 3 Eylül'deki yayınım nasılsa bugünkü bültene de bakın çok da farklılaşmadığını görürsünüz.

¥ Biraz da geçmişe gidelim. “Öyle bir olay yaşadım ki ben ekranlarda olmalıyım” dediğiniz bir anınız var mı?

1995'ti sanırım. O zaman da TGRT'deyim. Ümraniye Cezaevi isyanı olayları vardı. İlk canlı yayınımı büyük zorluklarla yaptım. O yayın bittikten sonra yaşadığım hisler... İlk defa o adrenalini yaşadım ve ‘Ben kameranın önünde olmalıyım' dedim. O anı hiç unutamıyorum.

¥ Peki sizi TGRT ekranlarında farklı projelerde de görecek miyiz?

Geçtiğimiz günlerde Gündem Özel'in test programını yaptık. Canan Karatay konuğumuz oldu. Oldukça da ilgi gördü. Ama tabii bu konular yöneticilerimizin takdirindedir. Bu tarz projeler dile getirildi fakat henüz yol haritamız belli değil.


Yorumlar (1)
    Google